KONU ANLATIMI / 10. Sınıf

Safevilerle Mücadele ve Girit'in Fethi

Safevilerle Mücadele ve Girit'in Fethi

Osmanlı-Safevi Mücadelesinin Uzun Vadeli Seyri

Safeviler, Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Osmanlı sınırları içindeki Türkmenlere Şiilik propagandası yapmaya, isyana teşvik etmeye ve Doğu Anadolu'ya saldırmaya devam etti. 1534 Irakeyn Seferiyle başlayan Osmanlı-Safevi mücadelesi, 1548 İran (Tebriz) ve 1553 Nahçıvan seferleriyle sürdü; 1555'te Amasya Antlaşması, iki devlet arasındaki ilk antlaşma oldu. 1578'de yeniden başlayan savaşlar 1590'da Ferhat Paşa (İstanbul) Antlaşmasıyla sona erdi; bu antlaşmayla Azerbaycan, Gürcistan ve Dağıstan toprakları Osmanlı'ya katılarak devlet doğudaki en geniş sınırlarına ulaştı. Ferhat Paşa'nın Gence'yi alıp Gürcü prenslerini haraca bağlaması ve Ciğalazade Yusuf Sinan Paşa'nın Nihavend'i alması, iki cephede sıkışan Şah Abbas'ı barışa zorlamıştı.

XVII. Yüzyıl Osmanlı-Safevi Savaşları ve Kasr-ı Şirin Antlaşması

XVII. yüzyıl başında Osmanlı'nın Habsburglarla savaşması ve Celâli isyanları ile uğraşmasından yararlanan Safeviler, 1603'te Tebriz'i, ardından Azerbaycan'ı hâkimiyetlerine aldı. Bu tarihten 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'na kadar mücadele karşılıklı seferlerle sürdü: Şah I. Abbas 1623'te Azerbaycan, Nahçıvan ve Revan'ı; 1624'te Kerkük, Şehrizor, Kerbela, Necef ve Bağdat'ı ele geçirdi — bu dönemde Osmanlı'daki iç karışıklıklar Safevilerin başarısını kolaylaştırdı. 1635'te IV. Murad Revan Seferi'yle şehri fethettiyse de Safeviler kısa sürede geri aldı; 1638 Bağdat Seferiyle IV. Murad Bağdat'ı yeniden Osmanlı topraklarına kattı. 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla Bağdat, Basra, Van, Ahıska, Kars ve Şehrizor Osmanlı'da kalırken Revan ve Azerbaycan Safevilere bırakıldı. Bu antlaşmadan sonra iki devlet arasında uzun bir barış dönemi yaşandı; Osmanlı bu barıştan yararlanarak XVII. yüzyılın sonuna kadar batı ve kuzey sınırlarındaki mücadeleye ağırlık verdi, yüzyıl sonunda yapılan yeni savaşlardan sonra da Kasr-ı Şirin sınırlarına dönüldü.

Girit'in Fethi (1645-1669)

Kıbrıs'ın 1571'de fethedilmesinden sonra Doğu Akdeniz'de Venedik'in elinde sadece Girit Adası kalmıştı. Papalık ve İspanya'yla birlikte hareket eden Venedik, Doğu Akdeniz hâkimiyetini yeniden ele geçirmek istiyordu; Osmanlı ise Venedik'in etkisini azaltmak için Fransız, İngiliz ve Hollandalı tüccarlara imtiyazlar vererek onların Doğu Akdeniz ticaretindeki etkinliğini artırdı. 1645'te Girit'i fethetmeye başlayan Osmanlı'ya karşılık Venedik donanması 1656'da Çanakkale Boğazı'nı kapatıp Limni ve Bozcaada'yı ele geçirdi; Veziriazam Köprülü Mehmed Paşa bu ablukayı kaldırıp adaları geri aldı. Girit'in en önemli kalesi Kandiye'nin alınması, Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlığında 1669'da gerçekleşti; böylece yirmi dört yıl süren Girit'in fethi tamamlandı.

Girit'in fethinin gecikmesinde Osmanlı'nın Venedik'e karşı deniz savaşlarında yeterince başarılı olamaması, Osmanlı-Avusturya savaşlarının devam etmesi ve Avrupalı devletlerin Venedik'e yardım göndermesi etkili oldu; sefer sonucunda Osmanlı donanmasının güç kaybettiği ve Avrupa deniz gücü karşısında yetersiz kaldığı ortaya çıktı. Bu savaş Türklerin zaferiyle sonuçlanıp Doğu Akdeniz'in kontrolünü sağlasa da, aynı zamanda Osmanlı'nın giderek artan zayıflığının görkemli bir zaferiydi; zayıf bir padişah olan Sultan İbrahim'in döneminde bulduğu olağanüstü yetenekli Köprülü ailesi (Mehmed Paşa ve oğlu Fazıl Ahmed Paşa) bu zaferi mümkün kılmıştır. Girit'in fethinden sonra Osmanlı ile Venedik arasında kısa bir barış dönemi yaşandı; bu barış 1683'te başlayan II. Viyana Kuşatması'na kadar sürdü.

Özet

  • Osmanlı-Safevi mücadelesi, 1555 Amasya ve 1590 Ferhat Paşa antlaşmalarıyla önce Osmanlı lehine genişlemiş; XVII. yüzyıl başında Celâli isyanlarından yararlanan Safeviler toprak kazanmış, ancak 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması iki devlet arasında (bugünkü Türkiye-İran sınırına yakın) kalıcı bir sınır ve uzun bir barış dönemi getirmiştir.
  • Girit'in fethi (1645-1669), Venedik'in Doğu Akdeniz'deki son büyük kalesini yirmi dört yıllık bir mücadeleyle ortadan kaldırmış; ancak sürecin uzaması Osmanlı donanmasının Avrupa'ya karşı görece güç kaybettiğini de göstermiştir.
  • Köprülü Mehmed Paşa ve oğlu Fazıl Ahmed Paşa'nın sadrazamlıkları, zayıflayan merkezi otoriteye rağmen Çanakkale Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması ve Kandiye'nin alınması gibi kritik başarıları mümkün kılmıştır.
Editoryal bilgi10. Sınıf Tarih — 1. Kitap · PDF sayfa 231–232
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi