KONU ANLATIMI / 11. Sınıf

II. Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması (1683-1699)

II. Viyana Kuşatması ve Karlofça Antlaşması (1683-1699)

Osmanlı Devleti'nin XVII. Yüzyıl Sonundaki Konumu

XVII. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı Devleti, Orta Avrupa hâkimiyeti için Habsburglarla mücadele ederken çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmıştı. Buna rağmen ordudaki askerî dönüşümü gerçekleştirebilen Osmanlılar, Tuna Nehri'nin kuzeyinde kalan topraklardaki varlığını korumayı başardı. Köprülü Mehmed Paşa (1656-1661) ve Köprülü Fazıl Ahmed Paşa (1661-1676) dönemlerinde askerî ve mali alanlarda yapılan ıslahatlarla Osmanlı fetih gücü yeniden harekete geçirildi. Orta Avrupa'da stratejik önem taşıyan Varad (1660), Uyvar (1663) ve Kamaniçe (1672) kalelerinin fethedilmesi, Osmanlı'nın Avrupa'ya yönelik hedeflerinden vazgeçmediğini ortaya koydu; Venedik'in elinde bulunan Girit Adası'nın fethedilmesi (1669) de Osmanlı Devleti'nin Doğu Akdeniz'deki hâkimiyetini güçlendirdi.

II. Viyana Kuşatması ve Kahlenberg Yenilgisi

Köprülü Fazıl Ahmed Paşa'nın vefatından (1676) sonra sadrazamlık makamına atanan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Çehrin Seferi sonucunda Osmanlı üstünlüğünü Rus Çarlığı'na bir kez daha gösterdikten sonra yeni hedef olarak Avusturya'yı belirledi. 1683 yılı başlarında Padişah IV. Mehmed (Avcı Mehmed) başkanlığında toplanan Divan-ı Hümayunda Avusturya üzerine sefer düzenleme kararı alındı. Uzun bir yolculuğun ardından 14 Temmuz 1683'te Osmanlı ordusu Viyana'yı kuşattı.

Kuşatma sürerken Lehistan Kralı III. Jan Sobieski komutasındaki Leh ve Alman kuvvetleri, 12 Eylül 1683'te Kahlenberg Tepesi'nde Osmanlı ordusuna karşı taarruza geçti; bu savaşta Osmanlı ordusu müttefikler karşısında yenilgiye uğrayarak Belgrad'a geri çekilmek zorunda kaldı. Lehistan güçleri 9 Ekim'de Ciğerdelen Kalesi'ni de ele geçirince, bu galibiyetlerden cesaret alan Avusturya, Venedik ve Lehistan, 5 Mart 1684'te Papa XI. Innocentius'un öncülüğünde Kutsal İttifak'ı kurdu. Tarihçi Feridun Emecen'in aktardığına göre, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın hedefi başlangıçta Habsburg hâkimiyetindeki Protestan Yukarı Macaristan'daki Tököli İmre'nin talebiyle şekillenmişti; ancak bu fetih girişimi kısa sürede büyük bir buhrana dönüştü.

On Altı Yıllık Çok Cepheli Savaş

Osmanlı Devleti, 1686'da Rus Çarlığı'nın da katıldığı Kutsal İttifak ile 1698'e kadar yaklaşık on dört (metnin bütününde on altı yıl olarak da anılan) yıl boyunca dört cephede birden mücadele etti. Tarihçiler Uyar ve Erickson'a göre, bu dönemde merkezi idare "kelimenin tam manasıyla varını yoğunu ortaya koydu"; birkaç kez olağanüstü seferberlik ilan edilip askere alma muafiyetleri kaldırılarak insan gücü tam kapasiteyle kullanılmaya çalışıldı. Tarihçi İlber Ortaylı'nın belirttiği üzere, bu uzun savaşlar sırasında Balkanlar'daki eyaletler kargaşa, iktisadi çöküntü ve asayişsizlik içine düştü; merkezi hükümetin para ve asker taleplerini karşılayamaması üzerine şehir halkları kendi güvenliklerini kendileri sağlamaya başladı. Tarihçi Mesut Uyar'a göre ise bu dönemin en önemli, çoğu tarihçinin ihmal ettiği kaybı, imparatorluğun eğitimli ve muharebe deneyimine sahip askerlerinin büyük kısmının yok olması, bilgi ve tecrübenin yeni nesillere aktarılamamasıydı.

Savaşın son büyük darbesi 11 Eylül 1697'de Zenta'da geldi: Osmanlı ordusu Tisa Nehri'ni geçerken Kutsal İttifak güçleri tarafından bozguna uğratıldı. Tarihçi Abdülkadir Özcan'ın aktardığına göre bu yenilgi, Venediklilerin Mora'dan Atina'ya ilerlemesi, Rusların 1696'da Azak Kalesi'ni ele geçirmesiyle birleşince Osmanlıları barış istemeye zorladı; sadrazam Amcazâde Hüseyin Paşa, İngiltere ve Hollanda elçilerinin arabuluculuğunu kullanarak toprak taleplerinden vazgeçmek istemeyen II. Mustafa'yı ikna etti.

Karlofça Antlaşması: Dönüm Noktası

13 Kasım 1698'de bugünkü Sırbistan sınırları içindeki Karlofça'da başlayan barış görüşmeleri, 26 Ocak 1699'da Karlofça Antlaşması'nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Tarihçi Barbara Jelavich'in tanımıyla bu antlaşma "Osmanlı tarihinde bir dönüm noktası" oluşturuyordu, çünkü Osmanlı İmparatorluğu Hristiyan güçlere karşı ilk kez kalıcı olarak toprak kaybına uğradı: Avusturya Macaristan, Hırvatistan ve Erdel'i; Venedik Mora ve Dalmaçya'nın büyük bölümünü; Lehistan ise Podolya'yı geri aldı. Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığı arasındaki sorunlar bu görüşmelerde çözülemedi; 1700'de imzalanan İstanbul Antlaşması'yla Osmanlı Devleti Azak Kalesi'ni Rus Çarlığı'na bıraktı, Rusların İstanbul'da sürekli elçi bulundurma talebini kabul etti ve Rus çarının "çarlık" (imparatorluk) unvanını resmen tanımak zorunda kaldı.

Özet

  • II. Viyana Kuşatması (14 Temmuz 1683), 12 Eylül 1683'teki Kahlenberg yenilgisiyle sona erdi; bu yenilgi Avusturya-Venedik-Lehistan'ın 1684'te Kutsal İttifak'ı kurmasına yol açtı.
  • Osmanlı Devleti 1686'dan itibaren Rus Çarlığı'nın da katıldığı Kutsal İttifak'a karşı çok cepheli, uzun soluklu bir savaş yürüttü; bu savaş eyaletlerde iktisadi çöküntü ve merkezi otoritenin zayıflamasına yol açtı.
  • 11 Eylül 1697 Zenta yenilgisi barış arayışını hızlandırdı; 26 Ocak 1699'da imzalanan Karlofça Antlaşması, Osmanlı'nın Hristiyan bir güce karşı ilk kalıcı toprak kaybı olması bakımından tarihi bir dönüm noktasıdır.
  • 1700 İstanbul Antlaşması'yla Azak Kalesi Ruslara bırakıldı ve Rus çarının imparatorluk unvanı resmen tanındı; bu, Osmanlı-Rus ilişkilerinde yeni bir denge dönemi başlattı.
Editoryal bilgi11. Sınıf Tarih · PDF sayfa 13–23
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi