1766 İstanbul Depremi: Yıkım ve İdari Müdahale
Depremin Boyutu ve Etkilediği Bölgeler
İstanbul, Lizbon Depremi'nden yaklaşık on bir yıl sonra, 22 Mayıs 1766 sabahı, Kurban Bayramı'nın üçüncü günü tarihindeki en yıkıcı depremlerden biriyle sarsıldı. Depremin büyüklüğü tahminî olarak 7,5 civarındaydı. Öncesinde yer altından şiddetli gürültüler duyulan ve yaklaşık iki dakika süren deprem sırasında İstanbul toz bulutu içinde kaldı. Bu büyük depremin ardından sekiz ay boyunca artçı sarsıntılar devam etti; 5 Ağustos'taki artçı sarsıntının şiddeti neredeyse ilk depremle aynıydı. Merkez üssü Marmara Denizi'nin doğusu olan ilk büyük deprem, İzmit, Tekirdağ, Edirne ve Bursa'da da yoğun olarak hissedildi ve İzmir'den Selanik'e kadar geniş bir çevrede korku ve panik yarattı.
Depremde çok sayıda bina tamamen yıkıldı, enkaz altında kalan yaklaşık 4-5 bin kişi hayatını kaybetti. Deprem, bayramın üçüncü günü sabah namazından sonra gerçekleştiği için dönemin İstanbul nüfusuna göre can kaybı nispeten azdı (halkın büyük bölümü evlerinde değil, dışarıda veya farklı mekanlardaydı). Buna karşılık Fatih, Bayezid ve Şehzadebaşı Camileri ile Kapalıçarşı gibi büyük yapılar ağır hasar gördü.
Sultan III. Mustafa'nın Tepkisi
Deprem sırasında Osmanlı tahtında Sultan III. Mustafa bulunuyordu. Depremin ardından çadırların kurulduğu alanları gezen ve insanların mağduriyeti karşısında çok üzülüp gözyaşı döken padişah, depremi ilahi bir sınav şeklinde nitelendirerek ihtiyaç sahiplerine yardımlarda bulundu. Bu davranış, hükümdarın halkla doğrudan temas kurarak meşruiyetini ve halkın gözünde şefkatli imgesini pekiştirme stratejisinin bir örneği olarak okunabilir — benzer bir yaklaşım Lizbon'da Kral I. José'nin geçici barınakta yaşamasında da görülmüştü.
Acil Müdahale ve Hasar Tespiti
Depremin hemen ardından arama kurtarma, barınma ve imar faaliyetlerinin organize edilmesi için her bölgeye kaymakam, kadı ve subaşı görevlendirildi. Mimarbaşı Halit Efendi başkanlığındaki bir teknik heyet, deprem bölgesinde sistemli hasar tespit çalışmaları yürüttü — bu, Osmanlı bürokrasisinin afet sonrası hızlı bir teknik değerlendirme mekanizmasına sahip olduğunu gösterir. Yıkılan binaların yeniden inşası ve harap olan binaların tamiratı için çevre illerden ustalar çağrıldı; tamirat ve yeniden inşa sürecinde ihtiyaç duyulan taş, kereste, demir gibi yapı malzemelerinin temini için diğer illere resmî yazı gönderildi ve İstanbul dışında görev yapan kadılardan yardım istendi.
Yapı Politikasında Kalıcı Değişim
Depremin en önemli idari sonuçlarından biri, yıkılan ahşap yapılar yerine taş ve kâgir binalar inşa edilmesi için padişah fermanı çıkarılmasıydı. Bu, Osmanlı kentsel planlama pratiğinde depreme (ve aynı zamanda yangına) karşı daha dayanıklı yapı malzemelerine geçişi teşvik eden önemli bir politika kararıydı. Büyük hasar gören Fatih Camisi, mimar Tahir Ağa tarafından yeniden inşa edildi; Ayasofya, Sultanahmet, Kapalıçarşı gibi anıtsal yapılar da hızla onarıldı. Kurumsal binaların ve vakıf eserlerinin tamirat masrafları hayır kurumları tarafından karşılandı; depremde zarar gören mahkeme binaları boşaltılarak geçici adli birimler oluşturuldu ve böylece hukuk işlerinin devamlılığı sağlandı.
Lizbon ve İstanbul Müdahalelerinin Karşılaştırılması
1766 İstanbul Depremi'ndeki idari müdahale, 1755 Lizbon Depremi'ndeki Pombal modeliyle önemli benzerlikler taşır: her iki durumda da (1) hızlı bir bölgesel yönetim ağı kuruldu (Pombal'ın on iki bölge lideri vs. Osmanlı'nın kaymakam-kadı-subaşı ataması), (2) teknik uzmanlar hasar tespitine gönderildi (askeri mühendisler vs. Mimarbaşı Halit Efendi heyeti), (3) gelecekteki depremlere karşı yapı standartları getirildi (Gaiola Pombalina vs. kâgir bina fermanı), ve (4) adli sistemin sürekliliği geçici birimlerle sağlandı. Bu paralellik, XVIII. yüzyılda farklı coğrafyalardaki iki büyük imparatorluğun (Portekiz ve Osmanlı) benzer afet yönetimi mantığına ulaştığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir — ancak Osmanlı'da Pombal gibi tek bir kişiye verilen olağanüstü yetkiler yerine, mevcut bürokratik yapı (kaymakam, kadı, subaşı, mimarbaşı) devreye sokuldu.
Özet
- 22 Mayıs 1766'da İstanbul'u vuran ~7,5 büyüklüğündeki deprem 4-5 bin kişinin ölümüne yol açtı; Fatih, Bayezid, Şehzadebaşı Camileri ve Kapalıçarşı ağır hasar gördü; sekiz ay boyunca artçı sarsıntılar devam etti.
- Sultan III. Mustafa depremi ilahi bir sınav olarak nitelendirip çadır alanlarını ziyaret ederek yardımlarda bulundu.
- Mimarbaşı Halit Efendi başkanlığındaki teknik heyet hasar tespiti yaptı; kaymakam, kadı ve subaşı görevlendirilerek arama kurtarma ve imar organize edildi.
- Ahşap yapılar yerine taş/kâgir bina inşası zorunlu kılan ferman çıkarıldı; Fatih Camisi mimar Tahir Ağa tarafından yeniden inşa edildi.
- İstanbul'daki idari müdahale, Lizbon'daki Pombal modeliyle yapısal benzerlikler (bölgesel yönetim, teknik hasar tespiti, yeni yapı standartları) taşır, ancak Osmanlı'da tek kişiye olağanüstü yetki yerine mevcut bürokratik yapı kullanıldı.
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir