KONU ANLATIMI / 8. Sınıf

Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Cephesi

Millî Mücadele Dönemi’nde Batı Cephesi

Millî Mücadele yıllarında Türk milletinin varoluş mücadelesinin en çetin geçtiği, düzenli ordunun kurularak düşmana karşı peş peşe zaferlerin kazanıldığı yer Batı Cephesi'dir. Bu cephede Yunan işgaline karşı verilen destansı mücadele, aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) otoritesini pekiştirmiş ve yeni Türk devletinin temellerini sağlamlaştırmıştır.

Düzenli Ordunun Kurulması

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından Osmanlı ordusunun terhis edilmesiyle Anadolu savunmasız kalmıştı. İşgallere karşı ilk tepki olarak ortaya çıkan Kuvâ-yı Millîye birlikleri, düşmanı yavaşlatmada ve halkın direniş ruhunu canlı tutmada önemli rol oynamıştı. Ancak bu birliklerin bazı temel eksiklikleri bulunuyordu:

  • Askerî disiplinden ve hiyerarşiden yoksun olmaları,
  • Düşman ilerleyişini kesin olarak durduracak askerî teçhizat ve taktiksel düzenden mahrum bulunmaları,
  • İhtiyaçlarını zaman zaman halktan zorla karşılayarak tepki çekmeleri,
  • Suçluları kendi yöntemleriyle cezalandırarak hukuk devleti anlayışına ters düşmeleri.

Sivas Kongresi'nde Batı Anadolu Kuvâ-yı Millîye Komutanlığına atanan Ali Fuat Paşa'nın, Ekim 1920'de Yunanlara karşı düzenlediği Gediz Taarruzu'nun başarısızlıkla sonuçlanması, düzenli ordunun kurulmasının ne kadar acil bir ihtiyaç olduğunu gözler önüne serdi. Bunun üzerine TBMM Hükûmeti, Batı Cephesi'ni ikiye ayırarak Kuzey kısmına Albay İsmet (İnönü) Bey'i, Güney kısmına ise Albay Refet (Bele) Bey'i atadı. Böylece Kuvâ-yı Millîye birlikleri Genelkurmay Başkanlığına bağlanarak düzenli ordu sistemi kuruldu. Demirci Mehmet Efe ve Çerkez Ethem gibi bazı liderler bu duruma karşı çıkarak isyan etseler de, bu ayaklanmalar yeni kurulan düzenli ordu birlikleri tarafından bastırıldı.

I. İnönü Muharebesi (6-10 Ocak 1921)

İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması'nı TBMM'ye zorla kabul ettirmek istiyordu. İngilizlerin kışkırtması ve desteğiyle harekete geçen Yunan ordusu, Türk kuvvetlerinin henüz teşkilatlanma aşamasında olmasından ve Çerkez Ethem İsyanı'nın yarattığı karışıklıktan faydalanmak istedi. Amaçları, Eskişehir ve Ankara'yı ele geçirerek TBMM'yi dağıtmak ve Millî Mücadele'yi beşiğinde boğmaktı.

6 Ocak 1921'de taarruza geçen Yunan birlikleri, 9 Ocak'ta İnönü mevzilerine ulaştı. Ancak İsmet Bey komutasındaki Türk ordusu, kendisinden sayı ve teçhizat bakımından üstün olan düşmana karşı destansı bir savunma hattı oluşturdu. 10 Ocak'ta Yunan ordusu ağır bir yenilgi alarak geri çekilmek zorunda kaldı.

I. İnönü Zaferi'nin Sonuçları: Bu zafer hem içeride hem de uluslararası alanda çok önemli sonuçlar doğurmuştur: - İç Sonuçlar: TBMM'ye ve düzenli orduya güven artmış, asker alma işlemleri hızlanmıştır. Çerkez Ethem İsyanı tamamen bastırılmış, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) kabul edilmiş ve İstiklal Marşı millî marş olarak benimsenmiştir. İsmet Bey'in rütbesi generalliğe yükseltilmiştir. - Dış Sonuçlar: İtilaf Devletleri Londra Konferansı'nı toplamak zorunda kalmış, Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması, Afganistan ile Dostluk Antlaşması imzalanmıştır.

(Not: İç ve dış sonuçları akılda tutmak için "MİLAT" şifresi kullanılabilir: Moskova Antlaşması, İstiklal Marşı'nın Kabulü, Londra Konferansı, Afganistan'la Dostluk Antlaşması, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu.)

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (20 Ocak 1921)

Yeni kurulan devletin hukuki dayanağını oluşturmak amacıyla TBMM tarafından hazırlanan ilk anayasadır. Savaş şartlarında hazırlandığı için kısa ve öz bir yapıya sahiptir.

En önemli maddesi, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." ilkesidir. Bu maddeyle, Osmanlı Devleti'nin monarşik yapısı fiilen sona ermiş, halk iradesine dayalı yeni bir yönetimin temelleri atılmıştır. Yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin TBMM'de toplanması (Güçler Birliği ilkesi), olağanüstü savaş koşullarında hızlı karar alıp uygulayabilmek amacını taşır.

Londra Konferansı (21 Şubat - 12 Mart 1921)

I. İnönü Zaferi'nin ardından İtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması'nı bazı küçük değişikliklerle kabul ettirmek amacıyla Londra'da bir konferans düzenlediler. İkili bir oyun peşinde olan İtilaf Devletleri, konferansa hem Osmanlı Hükûmetini hem de TBMM Hükûmetini davet ederek iki taraf arasında çıkacak tartışmalardan faydalanmayı amaçlıyordu.

Ancak konferansta Osmanlı delegesi Tevfik Paşa, "Ben sözü Türk milletinin gerçek temsilcisi olan TBMM delegesine bırakıyorum." diyerek İtilaf Devletleri'nin oyununu bozdu. TBMM delegesi Bekir Sami Bey ise Misakımillî'den taviz vermeyeceklerini tüm dünyaya duyurdu.

Önemi: İtilaf Devletleri, TBMM Hükûmetini konferansa davet ederek onu hukuken ve resmen tanımış oldu. Barıştan kaçan tarafın Türkler olduğu yönündeki asılsız propagandalar çürütüldü.

Afganistan ile Dostluk Antlaşması (1 Mart 1921)

Moskova'da bulunan TBMM ve Afganistan heyetleri arasında imzalanan bu antlaşma ile iki devlet birbirinin bağımsızlığını tanımıştır. Bu antlaşmanın tarihi önemi, TBMM'yi ve Misakımillî'yi tanıyan ilk İslam devletinin Afganistan olmasıdır.

İstiklal Marşı'nın Kabulü (12 Mart 1921)

Millî birliği pekiştirmek, ordunun ve halkın moralini yüksek tutmak amacıyla Maarif Vekâletinin (Eğitim Bakanlığı) açtığı yarışmayı, ödül almayı reddeden Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı şiir kazanmıştır. 12 Mart 1921'de TBMM'de ayakta alkışlanarak kabul edilen İstiklal Marşı, Türk milletinin bağımsızlık aşkını ve zafere olan inancını ölümsüzleştirmiştir.

Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)

Güneyden ve boğazlardan gelebilecek İtilaf Devletleri tehlikesine karşı ortak hareket etme ihtiyacı hisseden Sovyet Rusya ile TBMM arasında imzalanmıştır. - "Taraflardan birinin tanımadığı bir antlaşmayı diğeri de tanımayacaktır." maddesiyle Sovyet Rusya, Sevr Antlaşması'nı reddetmiş ve TBMM ile dış politikada ortak hareket etmeyi kabul etmiştir. - Sovyet Rusya, Misakımillî'yi ve kapitülasyonların kaldırılmasını kabul etmiştir. Böylece TBMM'yi tanıyan ilk büyük Avrupa devleti Sovyet Rusya olmuştur. - Ancak antlaşmayla Batum'un Gürcistan'a bırakılması, Misakımillî'den verilen ilk tavizdir.

II. İnönü Muharebesi (23 Mart - 1 Nisan 1921)

Londra Konferansı'ndan istedikleri sonucu alamayan İtilaf Devletleri'nin kışkırtmasıyla Yunan ordusu, I. İnönü'nün intikamını almak ve Ankara'yı işgal etmek amacıyla yeniden taarruza geçti. İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu, İnönü mevzilerinde Yunan kuvvetlerini bir kez daha durdurmayı başardı.

Mustafa Kemal Paşa'nın, İsmet Paşa'ya çektiği telgrafta yer alan "Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs (kötüye giden) talihini de yendiniz." sözü, zaferin önemini çok iyi özetler. Bu zaferle İtalyanlar Anadolu'dan çekilme hazırlıklarına başlamış, halkın TBMM'ye ve düzenli orduya olan inancı doruk noktasına ulaşmıştır.

Editoryal bilgi8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük · PDF sayfa 101–109
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi