VII-XIII. Yüzyıllar Arasında İslam Medeniyetinin İnsanlığın Ortak Mirasına Katkıları
İslamiyet, 7. yüzyılda Arap Yarımadası'nda doğmuş ve kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayılarak sadece dini bir inanç olmaktan öte, muazzam bir medeniyet haline gelmiştir. VII. ve XIII. yüzyıllar arası, Avrupa'nın "Karanlık Çağ" yaşadığı, bilimin ve düşüncenin kilise baskısı altında olduğu bir dönemken; İslam coğrafyası bilimde, sanatta, felsefede ve mimaride altın çağını yaşamış, insanlığın ortak mirasına paha biçilmez katkılar sunmuştur.
Bu dönemde İslam medeniyetinin nasıl doğduğunu, dört halife, Emevi ve Abbasi dönemlerindeki siyasi ve kültürel gelişmeleri ve insanlığa hediye edilen bilimsel mirasları inceleyeceğiz.
1. İslamiyet'in Doğuşu ve Hz. Muhammed Dönemi (622-632)
İslamiyet öncesi Arap Yarımadası'nda siyasi birlik yoktu, insanlar kabileler halinde yaşardı. Putperestliğin yaygın olduğu, kan davalarının eksik olmadığı, kız çocuklarına değer verilmeyen ve köleliğin yaygın olduğu bu döneme Cahiliye Dönemi denir.
610 yılında Hz. Muhammed'e ilk vahyin gelmesiyle İslamiyet yayılmaya başladı. Ancak Mekkeli müşriklerin (puta tapanlar) baskıları ve zulümleri artınca, Müslümanlar 622 yılında Mekke'den Medine'ye göç etmek zorunda kaldılar. Bu büyük göç olayına Hicret denir. Hicret ile birlikte İslam devletinin temelleri Medine'de atıldı, Medine Sözleşmesi ile toplumsal barış sağlandı ve İslam hızla yayılma imkânı buldu. Hz. Muhammed döneminde yapılan Bedir, Uhud ve Hendek savaşları ile müşriklerin gücü kırılmış, Mekke'nin fethi ile Kâbe putlardan temizlenmiştir. Veda Hutbesi ile Hz. Muhammed, insanların eşitliğini, kan davalarının kaldırılmasını ve kadın haklarını tüm dünyaya ilan ederek evrensel bir insan hakları bildirgesi bırakmıştır.
2. Dört Halife Dönemi (632-661)
Hz. Muhammed'in vefatından sonra İslam devletinin lideri olarak "Halife" seçilmiştir. Bu dönemde halifeler seçimle belirlendiği için bu döneme "Cumhuriyet Dönemi" de denmektedir.
- Hz. Ebubekir Dönemi: Devletin dağılma tehlikesi engellendi, yalancı peygamberler ve zekat vermek istemeyenlerle mücadele edildi. En önemli olayı, savaşlarda hafızların (Kur'an'ı ezbere bilenler) şehit olması üzerine Kur'an-ı Kerim'in kitap (mushaf) haline getirilmesidir.
- Hz. Ömer Dönemi: İslam devletinin sınırları çok genişledi; Suriye, Filistin, Mısır, İran ve Irak fethedildi. Sınırların genişlemesiyle devlet teşkilatlanması şart oldu. Ülke illere ayrılarak valiler ve kadılar atandı, Divan teşkilatı ve düzenli ordu kuruldu, Hicri Takvim hazırlandı.
- Hz. Osman Dönemi: Müslümanların ilk donanması kurularak Kıbrıs fethedildi. Ancak en büyük kültürel miras, sınırların genişlemesiyle farklı diller konuşan Müslümanların Kur'an'ı yanlış okumasını önlemek için Kur'an-ı Kerim'in çoğaltılarak önemli merkezlere gönderilmesidir.
- Hz. Ali Dönemi: Müslümanlar arası iç karışıklıkların (Cemel Vakası, Sıffin Savaşı) yaşandığı dönemdir. Bu fetret devrinde fetihler durmuş, başkent Medine'den Kûfe'ye taşınmıştır.
3. Emeviler Dönemi (661-750)
Hz. Ali'nin vefatından sonra Muaviye tarafından Şam merkezli olarak kurulan Emeviler, İslam tarihinin en tartışmalı ama bir o kadar da genişleyen devletlerinden biridir. Halifelik, babadan oğula geçerek saltanat sistemine dönüştü. Emeviler Döneminde sınırlar Orta Asya'dan İspanya'ya (Endülüs) kadar ulaştı. İslam mimarisi bu dönemde büyük gelişim gösterdi, özellikle Şam Ümeyye Camii gibi devasa eserler inşa edildi. İlk Arap İslam parası basıldı ve Arapça resmi dil ilan edildi.
Ancak Emevilerin yıkılmasının en büyük sebebi Mevali (Azatlı Köle) Politikası olmuştur. Emeviler, Arap olmayan Müslümanları (özellikle Türkleri ve İranlıları) ikinci sınıf vatandaş olarak görmüş, onlardan vergi almaya devam etmişlerdir. Bu ırkçı yaklaşım, İslam'ın eşitlik ilkesine tersti ve özellikle Türklerin İslamiyet'e geçişini geciktirmiştir.
Endülüs Emevi Devleti ve Avrupa'ya Etkisi
Emevilerin yıkılmasından sonra İspanya'ya kaçanlar burada Endülüs Emevi Devleti'ni kurdular. Siyasi güçten ziyade bilim ve sanata odaklandılar. Başkent Kurtuba (Cordoba), devasa kütüphaneleri ve medreseleriyle dönemin en büyük bilim merkezlerinden biri oldu. Hristiyan Avrupalı öğrenciler bu üniversitelere gelerek İslam medeniyetinin bilimini kendi ülkelerine taşıdılar ve Avrupa'daki Rönesans'ın temellerini attılar.
4. Abbasiler Dönemi ve Bilimsel Rönesans (750-1258)
Emevileri yıkarak Bağdat merkezli kurulan Abbasi devleti, Emevilerin aksine ırkçı "Mevali" politikasını terk edip "Ümmetçi" (Eşitlikçi) bir politika izledi. Arap olmayan Müslümanlara da devlet kademelerinde ve orduda yer verdiler. Bu kucaklayıcı politika sayesinde özellikle Türkler bu dönemde kitleler halinde İslamiyet'i kabul etmeye başladılar. Hatta Abbasiler, Türklerin askeri özelliklerini kaybetmemesi için Samarra adında sadece Türklere ait ordugâh şehirler ve sınır boylarında Avasım şehirleri kurdular.
Beyt'ül Hikme ve Bilimde Altın Çağ
Abbasiler döneminde sınırlar çok büyümedi ama İslam medeniyeti bilim, sanat ve felsefede zirveye ulaştı. En önemli kurum, Bağdat'ta kurulan Beyt'ül Hikme (Bilgelik Evi) idi. Burası devasa bir kütüphane, rasathane ve çeviri merkeziydi. Eski Yunan, Hint ve İran'a ait felsefe, tıp, matematik, astronomi eserleri burada Arapçaya çevrildi. Eğer bu çeviriler olmasaydı, Antik Yunan mirası belki de tarihin karanlıklarında kaybolacaktı.
İslam Medeniyetinin Öncü Bilim İnsanları
İslam coğrafyasındaki bu bilimsel uyanış, tüm insanlığın kaderini değiştiren büyük dâhiler yetiştirmiştir: - Harezmî: Matematiğin ve cebirin babasıdır. Sıfır (0) rakamını Avrupa'ya tanıtmış, bugünkü bilgisayar sistemlerinin temelini oluşturan "Algoritma" kavramını geliştirmiştir. - İbni Sina (Avicenna): Tıbbın hükümdarı kabul edilir. Yazdığı El Kanun fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı eser, Avrupa üniversitelerinde 600 yıl boyunca temel ders kitabı olarak okutulmuştur. - Farabi (Alpharabius): Aristo'dan sonra felsefede "İkinci Öğretmen" (Muallim-i Sani) kabul edilir. Müzik, felsefe ve sosyoloji alanlarında evrensel eserler bırakmıştır. - Biruni: Astronomi ve coğrafya alanında çığır açmıştır. Dünyanın döndüğünü ve yerçekiminin varlığını Newton'dan yüzlerce yıl önce kanıtlamıştır. - Ali Kuşçu & Uluğ Bey: Semerkant'ta kurdukları rasathane ile yıldızların hareketlerini gözlemlemiş, modern astronominin temellerini atmışlardır.
Sık Karıştırılan Kavramlar ve Yanılgılar
- Yanlış: Halifelik hep seçimle belirlenmiştir. Doğrusu: Sadece Dört Halife dönemi seçim (şura/danışma) ile olmuş (Cumhuriyet Dönemi), Emevilerle birlikte saltanata (babadan oğula) dönüşmüştür.
- Yanlış: Avrupa, bilimi tamamen kendisi bulmuş ve geliştirmiştir. Doğrusu: Orta Çağ Avrupası karanlık bir cehalet yaşarken, İslam medeniyeti Antik Yunan eserlerini Arapçaya çevirmiş, geliştirmiş ve Haçlı Seferleri, Endülüs üzerinden tekrar Avrupa'ya aktararak Rönesans'ın kıvılcımını çakmıştır.
Öğrenme ve Gözlem Etkinliği
Cebirdeki "Algoritma" kelimesinin Harezmî'nin isminin Latince söylenişi olan Algorismi kelimesinden, kimyadaki "Alkol" kelimesinin Arapça Al-kuhl kelimesinden geldiğini biliyor muydunuz? Bugün bilgisayarda oyun oynarken veya şifrelerken kullandığımız kodların temelinde İslam medeniyetinin 9. yüzyıldaki Beyt'ül Hikme alimlerinin attığı temeller yatmaktadır. Bu durum, bilimin evrensel bir bayrak yarışı olduğunu bize çok net göstermektedir.
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir