İslamiyet'in Kabulüyle Türklerin Sosyal ve Kültürel Hayatlarında Meydana Gelen Değişimler
Türklerin İslamiyet'i kabulü, hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Göçebe bir bozkır kültürüyle yoğrulan Türkler, İslam medeniyetiyle tanıştıktan sonra yerleşik hayata geçişlerini hızlandırmış, yepyeni bir sanat, bilim, edebiyat ve devlet anlayışı geliştirmişlerdir.
Ancak Türklerin İslamiyet'e geçişi bir günde veya kılıç zoruyla olmamıştır. Bu ünitemizde Türklerin İslamiyet'le nasıl tanıştığını, hangi ilk Türk-İslam devletlerini kurduklarını ve bu inanç değişikliğinin sosyal, kültürel ve devlet hayatlarına nasıl yansıdığını öğreneceğiz.
1. Talas Savaşı (751): Bir Dönüm Noktası
Türklerin İslamiyet ile ilk temasları Hz. Ömer döneminde başlamış, Emeviler döneminde sınır savaşları ve Emevilerin uyguladığı ırkçı Mevali Politikası nedeniyle ilişkiler gergin kalmıştır. Ancak Abbasilerin iktidara gelip eşitlikçi (ümmetçi) bir politika izlemesiyle durum değişti.
751 yılında, Orta Asya'ya hakim olmak isteyen Çinliler ile Müslüman Araplar (Abbasiler) arasında Talas Savaşı yaşandı. Orta Asya'nın Çinleşmesini istemeyen Türk boyları (Karluklar), savaşta Müslüman Arapların yanında yer aldı. Çin'in ağır bir mağlubiyet aldığı bu savaş; * Orta Asya'nın Çin istilasından kurtulmasını sağladı, * Türkler kitleler halinde İslamiyet'i kabul etmeye başladı. (İslamiyet'i kabul eden ilk Türk boyu Karluklar olmuştur.) * Kâğıt, matbaa, barut ve pusula gibi icatlar Çin dışına (İslam dünyasına) yayıldı.
Türklerin İslamiyet'i Kolay Kabul Etme Nedenleri
Türkler İslamiyet'i kendi kültürlerine çok yakın buldular. 1. Tek Tanrı İnancı: Eski Türklerdeki "Gök Tengri" (Tek Tanrı) inancı ile İslam'daki "Allah (Tevhid)" inancı benzeşiyordu. 2. Ahlak Anlayışı: Türk töresindeki hırsızlık yapmama, yalan söylememe, büyüklere saygı gibi kurallar İslam ahlakıyla örtüşüyordu. 3. Cennet-Cehennem ve Ahiret: Eski Türklerdeki Uçmağ (Cennet) ve Tamu (Cehennem) inancı İslam'da da vardı. 4. Cihat Anlayışı: Eski Türklerdeki tüm dünyayı yönetme ülküsü (Cihan Hakimiyeti mefkuresi), İslam'daki Allah'ın dinini tüm dünyaya yayma (Cihat) anlayışıyla birebir örtüşüyordu. 5. Temizlik: İslam'ın temizliğe verdiği önem, Türklerin yaşam tarzına uygundu.
2. İlk Türk-İslam Devletleri
Türkler İslamiyet'i kabul ettikten sonra bulundukları coğrafyalarda güçlü devletler kurarak İslam'ın bayraktarlığını üstlenmişlerdir.
Karahanlılar (840-1042)
- Orta Asya'da kurulan ilk Türk-İslam devletidir.
- Kurucusu Bilge Kül Kadir Han'dır, ancak İslamiyet'i devlet dini olarak kabul eden hükümdar Satuk Buğra Han'dır (Müslüman olduktan sonra Abdülkerim adını almıştır).
- Karahanlıların en önemli özelliği; yöneticisi, halkı ve ordusunun tamamen Türklerden oluşmasıdır. Bu yüzden İslamiyet'i kabul etmelerine rağmen Arap kültürünün etkisinde kalmamış, Resmi dillerini Türkçe ilan ederek millî benliklerini korumuşlardır.
- Türk-İslam mimarisinin temellerini atmışlar, Ribat adı verilen ilk kervansarayları, Bimarhane adı verilen hastaneleri inşa etmişler ve Türk tarihindeki ilk burslu eğitim sistemini başlatmışlardır.
Gazneliler (963-1187)
- Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistan coğrafyasında, başkenti Gazne şehri olarak kuruldular.
- En parlak dönemlerini Gazneli Mahmut zamanında yaşadılar. Gazneli Mahmut, Hindistan'a tam 17 sefer düzenleyerek İslamiyet'in bugün Pakistan, Hindistan ve Bangladeş gibi coğrafyalarda yayılmasını sağlamıştır.
- Abbasi halifesini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtardığı için Halife, Gazneli Mahmut'a "Sultan" unvanını vermiştir. Türk tarihinde Sultan unvanını kullanan ilk hükümdardır.
- Karahanlılardan farklı olarak çok uluslu bir imparatorluk olmuşlar, resmi dillerinde Arapça ve Farsçanın etkisi görülmüştür.
Büyük Selçuklu Devleti (1040-1157)
- Selçuk Bey tarafından temelleri atılan devlet, 1040 Dandanakan Savaşı'nda Gaznelileri yenerek Tuğrul Bey önderliğinde resmen kurulmuştur.
- Anadolu'nun kapılarını Türklere açan Malazgirt Savaşı (1071) ve İslam dünyasını Haçlı Seferlerine karşı koruyan muazzam direnişleri en büyük askeri başarılarıdır.
- Vezir Nizamülmülk tarafından kurulan Nizamiye Medreseleri, dönemin en modern üniversitesi olup din bilimleri ile pozitif bilimleri (matematik, tıp) birlikte okutmuştur.
3. Türk-İslam Edebiyatında İlk Eserler
Karahanlılar dönemi, Türk-İslam sentezinin edebiyat alanında verdiği ilk ve en kıymetli eserlerin doğduğu dönemdir. Bu dört büyük eser, değişen kültür hayatının şifreleridir:
- Kutadgu Bilig (Mutluluk Veren Bilgi): Yusuf Has Hacip tarafından yazılmıştır. İdeal devlet yönetiminin nasıl olması gerektiğini (siyasetname) anlatan ilk Türk-İslam eseridir. Hükümdara ahlak, adalet ve akıl üzerinden tavsiyeler verir.
- Divânu Lügati't-Türk (Türk Dilleri Sözlüğü): Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılmıştır. Araplara Türkçe öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu kanıtlamak için yazılmış ilk Türkçe sözlüktür. Aynı zamanda içinde ilk Türk dünyası haritasını barındırır.
- Divan-ı Hikmet: Hoca Ahmet Yesevi tarafından yazılmıştır. Türkleri İslam tasavvufuyla (ahlakıyla) tanıştıran, dini ve ahlaki öğütler içeren şiir kitabıdır. Anadolu'nun Türkleşmesinde büyük rol oynayan dervişlerin el kitabıdır.
- Atabetü'l-Hakayık (Hakikatlerin Eşiği): Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmış ahlak ve öğüt kitabıdır. Bilginin faydası, cehaletin zararı, cömertlik, doğruluk gibi erdemleri anlatır.
Sosyal ve Kültürel Hayattaki Değişimler
İslamiyet'in kabulüyle birlikte Türklerin hayatında köklü değişimler yaşandı: * Devlet Anlayışı: "Kut" inancı devam etti, ancak "Allah'ın takdiri/nasibi" olarak İslami bir boyut kazandı. Hükümdarlar halifeden onay (menşur) almaya ve kendi adlarına hutbe okutup para bastırmaya (İslami bağımsızlık sembolleri) başladılar. Hakan, Han gibi unvanlara "Sultan", "Padişah" gibi unvanlar eklendi. * Hukuk: Eski Türklerdeki yazısız kurallar (Töre/Örfi Hukuk) devam etti ancak yanına İslam hukukuna dayalı Şer'i Hukuk geldi. * Mimari ve Şehircilik: Göçebe çadırından (yurt) çıkarak cami, medrese, kervansaray, kümbet (anıt mezar), imarethane (aşevi) ve hamamlar inşa etmeye başladılar. Bu yapılar etrafında yerleşik mahalle kültürü oluştu. * Sanat: İslam dininde putperestliği çağrıştırabileceği endişesiyle heykel ve resim sanatı gelişmedi. Bunun yerine Hat (güzel yazı yazma), Ebru (su üzerine renk verme), Tezhip (kitap süsleme) ve Çini sanatları zirveye ulaştı. * Toplumsal Dayanışma: İslam'ın zekat ve sadaka emri, Türklerin sosyal devlet anlayışıyla birleşti ve Vakıf sistemi muazzam gelişti. Eğitim, sağlık ve yolcu hizmetleri devlet hazinesinden değil, vakıflar aracılığıyla ücretsiz karşılanmaya başlandı.
Sık Karıştırılan Kavramlar ve Yanılgılar
- Yanlış: Türkler İslamiyet'i Araplarla yaptıkları savaşları kaybederek kılıç zoruyla kabul etmiştir. Doğrusu: Türkler İslamiyet'i Talas Savaşı'nda Araplarla ittifak yaparak ve kendi kültürlerine uygun bularak barışçıl ve aşamalı bir süreçte kitleler halinde kabul etmişlerdir. Emeviler döneminde dinlerini değiştirmemelerinin sebebi kılıç korkusu değil, Mevali politikasına duyulan tepkiydi.
- Yanlış: İlk Türk-İslam devletlerinde Türkçe tamamen unutuldu, sadece Arapça konuşuldu. Doğrusu: Karahanlılar Türkçeyi resmi dil olarak korumuştur. Selçuklu ve Gaznelilerde sarayda ve bilimde Arapça/Farsça etkisi olsa da halk daima Türkçe konuşmuş, Kaşgarlı Mahmut eserini Türkçeyi savunmak için yazmıştır.
Öğrenme ve Gözlem Etkinliği
Şehrinizdeki tarihi yapılara dikkat ettiniz mi? Etrafında eski bir cami, ona bitişik bir hastane (şifahane), aşevi (imaret) veya kervansaray var mı? Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde bu tür yapılar topluluğuna Külliye denir. Külliyelerin merkezinde daima ibadet (cami), etrafında ise halkın eğitim, sağlık ve beslenme ihtiyacını "ücretsiz" karşılayan vakıf eserleri bulunur. Bu durum, İslam dininin yardımlaşma emri ile Türklerin sosyal devlet anlayışının mimaride vücut bulmuş halidir.
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir