KONU ANLATIMI / 12. Sınıf

Millî Mücadele'ye Hazırlık Dönemi

Millî Mücadele'ye Hazırlık Dönemi

Mondros'tan Sonraki İlk İşgaller ve İzmir'in İşgali (15 Mayıs 1919)

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın (30 Ekim 1918) 7. maddesi, İtilaf Devletleri'ne güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik noktayı işgal etme hakkı veriyordu. Bu maddeye dayanılarak Anadolu'nun dört bir yanı işgal edilmeye başlandı. Ancak, bu işgaller içinde en büyük tepkiyi çeken ve Millî Mücadele'nin fitilini ateşleyen olay İzmir'in İşgali olmuştur.

Paris Barış Konferansı'nda alınan karar doğrultusunda, Yunan ordusu 15 Mayıs 1919'da İzmir'e asker çıkardı. Yunanlıların asıl amacı, Batı Anadolu'yu ilhak ederek eski Bizans İmparatorluğu'nu yeniden kurma hayali olan Megali İdea'yı gerçekleştirmekti. İzmir'in işgali sırasında Yunan askerlerinin sivil halka yönelik gerçekleştirdiği katliamlar ve yağmalar, Türk milletinde büyük bir infiale neden oldu. Gazeteci Hasan Tahsin'in (Osman Nevres) Yunan askerine attığı ilk kurşun, Türk milletinin işgallere karşı sessiz kalmayacağının en büyük sembolü hâline geldi.

İzmir'in işgali üzerine Anadolu'nun dört bir yanında protesto mitingleri düzenlendi (Sultanahmet, Fatih, Havza vb.). Bu işgal, Türk halkına İtilaf Devletleri'nin niyetinin sadece geçici bir askerî kontrol olmadığını, vatan topraklarının tamamen parçalanmak ve yok edilmek istendiğini göstermiş oldu.

Kuvây-ı Milliye'nin Doğuşu

İşgaller karşısında İstanbul Hükûmeti'nin sessiz kalması ve ordunun terhis edilmiş olması, Türk milletini kendi başının çaresine bakmaya itti. Bu durum karşısında, halkın kendi bölgesini savunmak amacıyla kurduğu düzensiz silahlı direniş örgütlerine Kuvây-ı Milliye (Millî Kuvvetler) denir.

Kuvây-ı Milliye birlikleri ilk olarak Güney Cephesi'nde Fransız ve Ermenilere karşı, Batı Cephesi'nde ise Yunanlılara karşı ortaya çıktı. Bu birlikler, düşman ilerleyişini tamamen durduramasalar da yavaşlatmış, Türk köylerini Rum ve Ermeni çetelerinin saldırılarından korumuş ve düzenli ordu kurulana kadar zaman kazandırmışlardır. Aynı zamanda, Türk halkının bağımsızlık ruhunu (Kuvây-ı Milliye Ruhu) canlı tutarak Millî Mücadele'nin tabana yayılmasını sağlamışlardır.

Yararlı ve Zararlı Cemiyetler

Mondros sonrası oluşan otorite boşluğunda çeşitli cemiyetler kuruldu. Bunlar genel olarak üç gruba ayrılır:

1. Millî Varlığa Düşman Cemiyetler (Zararlı Cemiyetler - Türklerin Kurduğu): Saltanat ve hilafete bağlı kalarak veya yabancı bir devletin mandasını isteyerek kurtuluş arayan cemiyetlerdir. Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası, Teali İslam Cemiyeti, Kürt Teali Cemiyeti, İngiliz Muhipleri Cemiyeti ve Wilson İlkeleri Prensipleri Cemiyeti bunlara örnektir. Özellikle İngiliz (manda) ve Amerikan mandasını savunanlar, tam bağımsızlık inancından yoksundular.

2. Azınlıkların Kurduğu Zararlı Cemiyetler: Osmanlı topraklarını parçalayarak kendi bağımsız devletlerini kurmayı amaçladılar. İtilaf Devletleri'nden de büyük destek gördüler. - Rumların Kurduğu: Mavri Mira, Etnik-i Eterya ve Pontus Rum cemiyetleri (Amaç: Megali İdea'yı gerçekleştirmek). - Ermenilerin Kurduğu: Hınçak ve Taşnaksutyun cemiyetleri (Amaç: Doğu Anadolu ve Çukurova'da bağımsız Ermenistan kurmak). - Yahudilerin Kurduğu: Alyans İsrailit ve Makabi cemiyetleri (Amaç: Filistin'de İsrail devleti kurmak).

3. Millî Cemiyetler (Yararlı Cemiyetler): İşgallere karşı bölgesel kurtuluş çareleri arayan, Türk halkının kurduğu direniş örgütleridir. Trakya-Paşaeli, İzmir Müdafaa-i Hukuk, Reddi İlhak, Trabzon Muhafaza-i Hukuk, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk, Kilikyalılar, Millî Kongre ve Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan cemiyetleri en önemlileridir. Millî Kongre Cemiyeti, diğerlerinden farklı olarak silahlı direnişten ziyade basın-yayın yoluyla haklılığımızı dünyaya duyurmayı amaçlamış ve ilk defa "Kuvây-ı Milliye" tabirini kullanmıştır. Bu cemiyetler, Sivas Kongresi'nde "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilerek tek merkezden yönetilmeye başlanmıştır.

Mustafa Kemal'in Samsun'a Çıkışı (19 Mayıs 1919)

İstanbul'da bulunduğu sürede çeşitli kurtuluş çareleri arayan Mustafa Kemal, kurtuluşun ancak Anadolu'ya geçerek milleti örgütlemekle mümkün olacağına inanmıştı. Bu sırada Karadeniz bölgesinde Rum çeteleri ile Türk halkı arasında çatışmalar yaşanıyordu. İngilizler, bu çatışmaların durdurulmasını, aksi takdirde bölgenin işgal edileceğini bildirdi. Bunun üzerine İstanbul Hükûmeti, Mustafa Kemal Paşa'yı 9. Ordu Müfettişi olarak geniş yetkilerle bölgeye gönderdi. Görevi, bölgedeki asayişi sağlamak ve halkın elindeki silahları toplamaktı.

Ancak Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktığında bambaşka bir amaca sahipti: Millî bilinci uyandırmak ve Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak. Samsun'a çıkış, Millî Mücadele'nin fiilen başladığı tarih olarak kabul edilir.

Havza ve Amasya Genelgeleri

Samsun'da güvenlik sorunu gören Mustafa Kemal, daha iç kesimlerdeki Havza'ya geçerek Havza Genelgesi'ni (28 Mayıs 1919) yayımladı. Bu genelge ile halktan işgalleri protesto eden mitingler düzenlemelerini ve İtilaf Devletleri temsilciliklerine kınama telgrafları çekmelerini istedi. Amaç, millî bilinci uyandırmak ve halkı işgallerden haberdar etmekti.

Ardından Amasya'ya geçen Mustafa Kemal; Rauf Bey, Refet Bey ve Ali Fuat Paşa ile birlikte Amasya Genelgesi'ni (22 Haziran 1919) hazırladı. Kazım Karabekir ve Cemal Paşa da telgrafla onayladılar. Amasya Genelgesi, Millî Mücadele'nin ihtilal bildirgesidir. - Gerekçe: "Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.", "İstanbul Hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir." - Amaç ve Yöntem: "Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." (Bu madde ile üstü kapalı olarak ileride millî egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurulacağı işaret edilmiştir.)

Erzurum ve Sivas Kongreleri

Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919): Toplanış amacı ve şekli bakımından bölgesel (Doğu Anadolu'yu Ermenilere karşı korumak), ancak aldığı kararlar bakımından ulusal bir kongredir. İlk defa millî sınırlardan bahsedilmiş, manda ve himaye kesin olarak reddedilmiş, geçici bir hükûmet kurma fikri ortaya atılmış ve Temsil Heyeti (sadece Doğu'yu temsilen) oluşturulmuştur.

Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919): Hem toplanış hem de aldığı kararlar bakımından tamamen ulusal bir kongredir. Erzurum Kongresi kararları genişletilerek tüm yurdu kapsayacak şekilde kabul edilmiştir. Tüm millî cemiyetler birleştirilmiş, manda ve himaye bir daha açılmamak üzere kesin olarak reddedilmiştir. Temsil Heyeti'nin yetkileri tüm vatanı kapsayacak şekilde genişletilmiş ve Ali Fuat Paşa Batı Cephesi Komutanlığı'na atanarak Temsil Heyeti ilk defa yürütme yetkisini kullanmıştır. Ayrıca halkı doğru bilgilendirmek için İrade-i Milliye gazetesi çıkarılmıştır.

Amasya Görüşmeleri ve Son Osmanlı Mebusan Meclisi

Sivas Kongresi sonrası Damat Ferit Paşa hükûmeti istifa etmiş, yerine millî mücadeleye daha ılımlı yaklaşan Ali Rıza Paşa hükûmeti kurulmuştur. Bu hükûmetin temsilcisi Salih Paşa ile Mustafa Kemal arasında Amasya Görüşmeleri (20-22 Ekim 1919) yapıldı. Bu görüşmelerle İstanbul Hükûmeti, Temsil Heyeti'nin varlığını resmen tanımış oldu.

Görüşmelerin en önemli sonucu, Mebusan Meclisi'nin yeniden toplanması kararının alınmasıydı. Seçimler yapıldı ve Mustafa Kemal Erzurum mebusu seçildi. Meclis, güvenlik nedeniyle Anadolu'da değil İstanbul'da toplandı.

Misak-ı Millî (Millî Ant - 28 Ocak 1920)

Son Osmanlı Mebusan Meclisi, 28 Ocak 1920'de yapılan gizli oturumda Misak-ı Millî (Millî Yemin) kararlarını kabul etti. Misak-ı Millî, Erzurum ve Sivas Kongrelerinde alınan kararların meclis tarafından yasalaştırılmış hâlidir ve Millî Mücadele'nin ulaşmak istediği asgari sınırları ve bağımsızlık şartlarını çizer. - Sınırlar: Mondros imzalandığı gün işgal edilmemiş Türk ve Müslüman çoğunluğun yaşadığı yerler bir bütündür, parçalanamaz. - Kapitülasyonlar: Siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyen her türlü sınırlama kaldırılmalıdır. - Azınlıklar: Azınlık hakları, komşu ülkelerdeki Müslümanlara verilen haklar kadar olacaktır (Uluslararası eşitlik ilkesi). - Boğazlar: İstanbul ve Marmara'nın güvenliği sağlandığı takdirde Boğazlar dünya ticaretine açılabilir. - Referandum: Kars, Ardahan, Batum (Elviye-i Selase), Batı Trakya ve Arap vilayetlerinde gerekirse halk oylaması yapılacaktır.

Misak-ı Millî'nin kabulü, İtilaf Devletleri'ni çok kızdırmış ve bunun sonucunda 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilerek Mebusan Meclisi dağıtılmıştır. Bu durum, Mustafa Kemal'in meclisin İstanbul'da toplanmasının tehlikeli olacağı yönündeki öngörüsünü haklı çıkarmış ve Ankara'da yeni bir meclisin açılmasına zemin hazırlamıştır.

Editoryal bilgi12. Sınıf T.C. Inkilap Tarihi ve Ataturkculuk Dersi · PDF sayfa 57–71
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi