Afetlere Karşı Dirençli Yaşam Alanları
İnsanların ve kentlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri ve işlevlerini yerine getirebilmeleri için gereksinim duydukları alana yaşam alanı denir. Dünyada artan nüfus ve hızlı şehirleşme; plansız şehirleşme, artan su ihtiyacı, yetersiz ulaşım, verimli tarım alanı/doğal bitki örtüsünün yok edilmesi ve ekolojik dengenin bozulması gibi sorunlara, bu da çeşitli afetlerin oluşmasına yol açmıştır. Bu nedenle yaşam alanlarının afet sonrasında hızla toparlanıp eski hâline gelmesini sağlayacak çalışmalar yapılması gerekir.
Direnç Kavramı ve Dirençli Şehirler
Afetlerle mücadelede sık kullanılan kavramların başında direnç gelir; afet tehlikesini azaltma, iklim değişikliğine adaptasyon, mekânsal planlama ve güvenlik gibi konularda da kullanılır. Kentleşme disiplininde direnç, şehirlerin çevresel risklerle mücadele edebilme kapasitesidir. Dirençli şehirler; afet nedeniyle ortaya çıkan sorunları ortadan kaldırabilme, olumsuz etkileri en aza indirebilme ve değişikliklere uyum sağlayabilme özelliklerine sahiptir.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), dirençli şehirleri "gelecekteki afetlere ilişkin şokları en aza indirme, afet sonrasında yeniden inşa ve afetlere uyum sağlama kapasitesi" olarak tanımlar. OECD, şehirlerde dirençliliği artırmak için Lizbon (Portekiz), Kyoto ve Kobe (Japonya), Antalya ve Bursa (Türkiye), Tampere (Finlandiya), Oslo (Norveç) gibi pilot şehirlerde çalışmalar yürütmüş; bu çalışmalar sonucu 2016'da Dirençli Şehirler Raporu hazırlanmıştır.
Dirençli Bir Şehrin Temel Özellikleri
- Sağlamlık: Bir yapının şok ve stres karşısında işlevini sürdürme gücü.
- Uyum sağlama: Bir olay karşısında geçmiş alışkanlıkları bırakıp olayın gereklerine göre hareket ederek süreci yönetmek, sürekli gelişmeyi önceleyen kararlar almak.
- Yedeklilik: Öngörülemeyen yıkıcı bir olay karşısında acil durum kaynağının devreye alınması; yedek kapasitenin hizmet sağlayıcı olarak görev yapması.
- Esneklik: Kurumların ve toplumun yaşanan olay karşısında değişime hazırlanma ve hızla yanıt verme kapasitesi.
- Kapsayıcılık ve entegrasyon: Toplumun tüm paydaşlarının riskler ve afetler karşısında oluşturulan politikalara aktif katılımı ve uyumu.
- Kaynaklara sahip olma: Kriz ve afet anında tüm yerel hizmetlerin hızla eski hâline getirilip işlevselliğin yeniden sağlanması kabiliyeti.
Bu özellikler çerçevesinde dirençlilik, kentsel zorluklara hazırlıklı olmayı, uyum sağlamayı ve bunlardan kurtulmayı içeren bir plan döngüsüdür.
Örnek: Türkiye'de Tsunami Sonrası Dirençlilik Çalışmaları
21 Temmuz 2017'de Bodrum'da (Muğla) yaşanan magnitüd 6,6 büyüklüğündeki depremin ardından kıyı şeridinde 10 cm tsunami dalgası ölçülmüş, 30-40 cm tsunami dalga girişi gözlemlenmiş; bazı bölgelerde 1 m su baskını, 1,5 m tırmanma yüksekliği saptanmış, araçlar sürüklenmiş, tekneler karaya oturmuştur. 30 Ekim 2020'de Sisam Adası-Doğanbey (Seferihisar/İzmir) açıklarında yaşanan magnitüd 6,9 büyüklüğündeki deprem sonrası oluşan tsunamide akım derinliği 1,9 m'ye, su baskın mesafesi 760 m'ye ulaşmış; 1 vatandaş hayatını kaybetmiş, 45 konut, 195 iş yeri, 54 araç ağır hasar görmüş, 17 tekne batmış, 34 tekne karaya oturmuştur.
Türkiye'de tsunami hazırlığı kapsamında: Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü (KRDAE) 2006'da UNESCO Hükûmetlerarası Oşinografi Komisyonu tarafından Ulusal Tsunami Uyarı Merkezi olarak tanımlanmıştır; tsunami-baskın haritaları oluşturulup Afet Risk Azaltma Sistemi'ne (ARAS) entegre edilmiştir; 2020'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ iş birliğiyle İstanbul kıyı ilçelerinin tsunami risk analizi yapılmıştır; 2017 Bodrum-Kos depreminden edinilen tecrübelerle 2019'da KRDAE ve ODTÜ, AFAD ve yerel paydaşlarla Bodrum'a yönelik tsunami farkındalık/hazırlık pilot çalışması gerçekleştirmiştir.
Örnek: Japonya'da Tsunami Sonrası Dirençlilik Çalışmaları
11 Mart 2011'de Japonya'nın Töhoku bölgesi açığında yaşanan magnitüd 9,1 büyüklüğündeki deprem (tarihte kayıtlara geçen en büyük deprem), yaklaşık 20 dakika sonra oluşan tsunamiyle doğu kıyısı boyunca 2.000 km'lik bir alanı etkilemiş, yaklaşık 20 bin kişi hayatını kaybetmiştir. Bu afet sonrası dirençlilik çalışmaları gözden geçirilmiştir: etkilenen 2.000 km'lik kıyı boyunca kıyı yapıları ve kot yükseltme çalışmaları yapılmış; sayısal modellemeyle tsunami erken uyarı sistemi 10 dakikadan kısa sürede gerçek zamanlı uyarı verebilir hâle getirilmiş; tsunami baskın alanları ve su yükseklik bilgileri afet öncesi bilgilendirme için her yere yerleştirilmiş; afeti unutturmamak için hasarlı binalar yerinde bırakılmış, afet fotoğrafları ve eşyalarının sergilendiği müzeler kurulmuştur.
Özet
- Yaşam alanı, insan ve kentlerin işlevlerini sürdürmesi için gereken alandır; hızlı şehirleşme ve nüfus artışı bu alanlarda afet riskini artıran sorunlara yol açar.
- Dirençlilik; sağlamlık, uyum sağlama, yedeklilik, esneklik, kapsayıcılık-entegrasyon ve kaynaklara sahip olma özelliklerini kapsayan bir kentsel plan döngüsüdür.
- Türkiye (KRDAE, ARAS, Bodrum pilot çalışması) ve Japonya (kıyı yapıları, hızlı erken uyarı, afet müzeleri) yaşanan tsunami afetleri sonrası somut dirençlilik uygulamaları geliştirmiştir.
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir