KONU ANLATIMI / 9. Sınıf

Kaynama Sıcaklığı

Kaynama Sıcaklığı

Bir dağcının Everest zirvesine çıktığını düşünelim. Deniz seviyesinde su 100 °C'ta kaynarken, Everest zirvesinde (yaklaşık 0,3 atm basınç altında) su çok daha düşük bir sıcaklıkta, yaklaşık 70 °C civarında kaynamaya başlar. Bu fark, kaynamanın yalnızca sıvının cinsine değil, sıvının bulunduğu ortamın basıncına da bağlı olduğunu gösteren çarpıcı bir örnektir.

Buharlaşma ile Kaynama Arasındaki Fark

Su molekülleri bir oksijen (O) ve iki hidrojen (H) atomunun kovalent bağla bağlanmasıyla oluşur. Sürekli hareket hâlinde olan su molekülleri, su ısıtıldığında daha hızlı hareket etmeye başlar. Suyun iç kısmındaki moleküller yeterli enerjiye ulaştığında moleküller arası etkileşimleri aşarak serbest hareket etmeye başlar ve su buharını oluşturur. Su buharını oluşturan moleküller sahip oldukları enerjiyle hızlı hareket ettiğinden yayılarak çevresindeki su moleküllerini iter ve su buharı içeren kabarcıklar oluşturur.

İçinde su buharı molekülleri bulunan kabarcıklar su yüzeyine çıkar; bu olaya kaynama denir. Kabarcıklardaki su buharı moleküllerinin oluşturduğu basınç (iç basınç), havanın ve su buharı moleküllerinin sıvının yüzeyine uyguladığı basınca (dış basınç) eşit olduğunda kaynama gözlemlenir. Sıvının buhar basıncının, sıvının yüzeyine etki eden dış basınca eşit olduğu sıcaklığa kaynama noktası (sıcaklığı) denir.

Buharlaşmadan farklı olarak kaynama, yalnızca sıvı yüzeyinde değil sıvının tüm hacminde (iç kısımlarında dahi) gerçekleşen bir olaydır ve belirli bir sıcaklıkta, kabarcık oluşumuyla kendini gösterir.

Kaynama Noktasının Basınca Bağlılığı

Saf bir sıvının kaynama sıcaklığı, sıvı yüzeyine etki eden dış basınca ve moleküller arası etkileşim türüne bağlıdır. Kaynama olayının meydana gelmesi için sıvının buhar basıncının (kabarcıkların içindeki gaz basıncı) dış basınca eşit olması gerekir. Dolayısıyla bir sıvının yüzeyine uygulanan dış basınç yüksekse, kaynamanın gerçekleşmesi için sıvının buhar basıncının da yüksek olması gerekir. Yüksek buhar basıncının elde edilmesi için sıvı daha fazla enerji (ısı) almalıdır; bu durum kaynama noktasının yükselmesine neden olur. Özetle, sıvı yüzeyine etki eden dış basınç arttıkça sıvıların kaynama sıcaklığı artar, dış basınç azaldıkça kaynama sıcaklığı düşer.

İçinde kabarcık olan bir kaba uygulanan basınç arttığında, kabarcıktaki buhar molekülleri birbirine yaklaşır, kabarcık küçülür ve buhar molekülleri sonunda tekrar sıvıya dönüşür. Bu durumda sıvının üstündeki basınç artışı, daha küçük iç basınca sahip kabarcıkların oluşumunu engelleyerek kaynamanın oluşmasını önler. Tam tersine, sıvı yüzeyine uygulanan basınç azaltılırsa buhar molekülleri yayılıp kabarcık oluşturur ve kaynama daha düşük sıcaklıkta gerçekleşir.

Aynı ortamda kaynayan farklı sıvıların buhar basınçları birbirine eşittir. Sabit basınç altında kaynarken saf sıvıların sıcaklıkları değişmez; sıvıya verilen enerji, sıcaklığı artırmak yerine sıvının molekülleri arasındaki çekim kuvvetini kırarak sıvı fazdaki moleküllerin gaz fazına geçmesi için kullanılır. Sıvı fazdaki moleküllerin gaz fazına geçebilmesi için moleküller arası kuvvetlerin ısı ile aşılması gerekir. Sıvı molekülleri arasındaki çekim kuvvetleri büyükse sıvının buharlaşma oranı ve buhar basıncı düşük olur; dolayısıyla sıvının buhar basıncının dış basınca eşitlenmesi için sıvının daha fazla enerji alması gerekir, bu da kaynama noktasının yükselmesine neden olur.

Saf bir sıvıya uçucu olmayan bir çözünen eklenirse oluşan çözeltinin kaynama sıcaklığı, saf çözücüye göre yükselir; çözünen madde miktarı arttıkça kaynama sıcaklığı da artar. Buna karşılık kaynama sıcaklığı ısıtıcının gücüne, sıvının miktarına ve kabın şekline bağlı değildir.

Hidrojen Bağının Kaynama Sıcaklığına Etkisi

Moleküller arası etkileşim türü de kaynama noktasını doğrudan belirler. Hidrojen bağlı bileşiklerin kaynama noktaları, periyodik cetvelde aynı grupta bulunan benzer bileşiklerle karşılaştırıldığında anormal derecede yüksek çıkar. Örneğin 4A grubu hidrürlerinde (CH₄ gibi) hidrojen bağı oluşmadığından kaynama noktası son derece düşüktür (CH₄ için yaklaşık 112,65 K). Buna karşılık 6A grubunda su (H₂O), 373,15 K gibi anormal derecede yüksek bir kaynama noktasına sahiptir; oysa aynı grupta yer alan H₂S'nin kaynama noktası yalnızca 213,15 K'dir. Bu büyük fark, su moleküllerinin aralarında güçlü hidrojen bağı kurabilmesinden kaynaklanır; H₂S molekülleri ise hidrojen bağı oluşturamaz, yalnızca zayıf dipol-dipol ve London kuvvetleriyle bir arada durur.

Hidrojen bağı yapabilen üç küçük molekülün kaynama noktaları karşılaştırıldığında da benzer bir örüntü görülür: HF'nin kaynama noktası 19,5 °C, NH₃'ün kaynama noktası −33,3 °C, H₂O'nun kaynama noktası ise 100 °C'tır. Bu farkın temel nedeni, her molekülün oluşturabileceği hidrojen bağı sayısının farklı olmasıdır: su molekülü, yapısındaki iki hidrojen atomu ve oksijen üzerindeki iki ortaklanmamış elektron çifti sayesinde bir seferde dört hidrojen bağı kurabilirken, HF molekülü yalnızca iki hidrojen bağı kurabilir. Molekül başına kurulabilen hidrojen bağı sayısı arttıkça, sıvıyı bir arada tutan toplam çekim kuvveti güçlenir ve kaynama noktası yükselir. Elektronegatiflik farkları da bu sıralamayı etkiler, ancak suyun dört hidrojen bağı kurabilmesi onu bu üçlü arasında en yüksek kaynama noktasına sahip molekül yapar.

Basınç-Sıcaklık İlişkisinin Grafiksel İfadesi

Bir sıvının buhar basıncı ile sıcaklığı arasındaki ilişki bir grafikle ifade edildiğinde, sıvının kaynama noktasına ulaştığı her basınç değeri o basınçtaki kaynama sıcaklığını verir. Deniz seviyesinde bulunan çeşitli saf sıvılar (kloroform CHCl₃, etanol C₂H₅OH, su H₂O, etanoik asit CH₃COOH gibi) için bu grafikler karşılaştırıldığında, moleküller arası çekim kuvveti en büyük olan sıvının kaynama noktasının da en yüksek olduğu görülür. Bunun nedeni, moleküller arası çekim kuvveti güçlü olan bir sıvının belirli bir buhar basıncına ulaşabilmesi için daha fazla enerji (ısı) gerektirmesidir.

Bu ilişkiyi somut verilerle görmek için su, etil alkol ve dietil eterin çeşitli sıcaklıklardaki buhar basınçları karşılaştırılabilir: 20 °C'ta suyun buhar basıncı 2,33 kPa iken etil alkolünki 5,85 kPa, dietil eterinki ise 58,96 kPa'dır. Sıcaklık 60 °C'a çıktığında bu değerler sırasıyla 19,92 kPa, 47,02 kPa ve 230,65 kPa'a yükselir. Aynı sıcaklıkta en yüksek buhar basıncına sahip olan dietil eter, üç sıvı arasında en düşük kaynama noktasına (yaklaşık 34,6 °C) sahiptir; çünkü moleküller arası çekim kuvveti en zayıf olan odur. Su ise molekülleri arasındaki güçlü hidrojen bağları nedeniyle aynı sıcaklıklarda en düşük buhar basıncına sahiptir ve bu nedenle kaynamak için en yüksek sıcaklığa (100 °C) ihtiyaç duyar. Bu veriler, moleküller arası etkileşim kuvveti ile kaynama sıcaklığı arasında güçlü bir uyum olduğunu; etkileşim kuvveti arttıkça aynı sıcaklıktaki buhar basıncının azaldığını ve kaynama noktasının yükseldiğini doğrular.

Gerçek Hayattan Örnek: Deniz Seviyesi ile Yüksek İrtifa Karşılaştırması

Deniz seviyesinde, 1 atm'lik atmosfer basıncı altında su 100 °C'ta kaynar. Ancak yükseklik arttıkça atmosfer basıncı düşer; bu nedenle dağların zirvelerinde su daha düşük sıcaklıklarda kaynamaya başlar. Everest zirvesinde basınç yaklaşık 0,3 atm'e düştüğünden su yaklaşık 70 °C civarında kaynar. Bu durum, yüksek irtifada yemek pişirmenin neden daha uzun sürdüğünü açıklar: su daha düşük sıcaklıkta kaynadığı için besinlere aktarılan ısı enerjisi deniz seviyesine göre daha azdır ve pişme süresi uzar. Bu örnek, kaynama sıcaklığının sıvının kendisine özgü sabit bir değer olmadığını, bulunduğu ortamın basıncına bağlı olarak değiştiğini gösteren güçlü bir kanıttır.

Editoryal bilgi9. Sınıf Kimya Dersi — 1. Kitap · PDF sayfa 175–186
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi