KONU ANLATIMI / 8. Sınıf

II. Dünya Savaşı ve Savaşın Türkiye'ye Etkileri

II. Dünya Savaşı ve Savaşın Türkiye'ye Etkileri

Giriş

1 Eylül 1939'da Almanya'nın Polonya'ya saldırmasıyla insanlık tarihinin en kanlı ve en yıkıcı çatışması olan II. Dünya Savaşı resmen başlamıştır. Savaş, Almanya, İtalya ve Japonya'nın oluşturduğu Mihver Devletler ile İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği ve ABD'nin oluşturduğu Müttefik Devletler arasında geçmiştir. Savaş boyunca Avrupa, Kuzey Afrika, Asya ve Pasifik büyük yıkımlara sahne olmuş, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Coğrafi konumu itibarıyla savaşın tam ortasında yer alan Türkiye, bu savaşa fiilen girmemiş olsa da siyasi, askeri, sosyal ve ekonomik açılardan savaşın ağır sonuçlarını derinden hissetmiştir.

Türkiye'nin İzlediği Dış Politika ve Tarafsızlık

II. Dünya Savaşı başladığında Türkiye'nin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü idi. İnönü ve Türk hükümetinin temel hedefi, Türkiye'nin toprak bütünlüğünü korumak ve ülkeyi bu yıkıcı savaşın dışında tutmaktı. Atatürk'ün çizdiği "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesine bağlı kalınarak, aktif tarafsızlık veya denge politikası izlendi.

Savaş boyunca hem Müttefik hem de Mihver devletler, stratejik konumu nedeniyle Türkiye'yi kendi yanlarında savaşa sokmak için yoğun çaba harcadılar ve baskı yaptılar. * İngiltere ve Fransa (Müttefikler): Türkiye ile Ekim 1939'da Karşılıklı Yardım Antlaşması imzaladılar. Türkiye'den, antlaşma gereği savaşa girmesini istediler. Ancak Türkiye, ordusunun silah ve teçhizat eksikliğini öne sürerek bu isteği erteledi. * Almanya (Mihver): Balkanlar'ı işgal ederek Türkiye sınırlarına kadar dayandı. Türkiye'yi kendi yanına çekmek veya en azından tarafsız kalmasını sağlamak için 18 Haziran 1941'de Türkiye ile Türk-Alman Saldırmazlık Paktı imzaladı.

Savaşın ilerleyen yıllarında, Almanya'nın Rusya'da yenilgiye uğramaya başlamasıyla Müttefiklerin Türkiye üzerindeki baskıları arttı. * Adana Görüşmeleri (1943): İngiltere Başbakanı Churchill ile İsmet İnönü Adana'da bir araya geldi. İnönü, Türkiye'nin askerî eksiklikleri giderilmeden savaşa giremeyeceğini kararlılıkla savundu. * Kahire Konferansları (1943): Churchill, ABD Başkanı Roosevelt ve İnönü görüştü. İnönü prensipte savaşa girmeyi kabul etse de silah yardımının gerçekleşmemesi nedeniyle Türkiye savaşa yine girmedi.

Şubat 1945'te toplanan Yalta Konferansı'nda Müttefikler, yeni kurulacak olan Birleşmiş Milletler Teşkilatı'na ancak 1 Mart 1945'e kadar Almanya ve Japonya'ya savaş ilan eden devletlerin kurucu üye olabileceğini duyurdular. Türkiye, bu uluslararası yapının dışında kalmamak ve dünyada yalnızlığa itilmemek için 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan etti. Ancak hiçbir Türk askeri cepheye gitmemiş, kurşun atmamıştır.

Savaşın Türkiye'ye Ekonomik ve Sosyal Etkileri

Türkiye savaşa girmemesine rağmen, savaşın etkilerini sanki savaştaymış gibi hissetmiştir.

1. Seferberlik ve Üretimin Düşmesi: Savaş tehdidine karşı bir milyonu aşkın genç erkek askere alındı. Bu durum, tarım ve sanayideki en büyük iş gücünün üretimden çekilmesi anlamına geliyordu. Tarlalar ekilemedi, fabrikalarda üretim yavaşladı. Üretimin azalması, gıda ve temel tüketim maddelerinde büyük bir kıtlığa yol açtı. Devlet gelirlerinin büyük bir kısmı (yaklaşık yarısı) savunma harcamalarına ayrıldı, bu da yatırımların durmasına neden oldu.

2. Millî Korunma Kanunu (1940): Ekonomideki bu olağanüstü duruma müdahale etmek için hükümet "Millî Korunma Kanunu"nu çıkardı. Bu kanun, devlete ekonomiyi denetleme, fiyatları belirleme, ürünlere el koyma ve vatandaşlara çalışma zorunluluğu getirme gibi çok geniş yetkiler veriyordu. Kanun çerçevesinde karaborsacılık ve stokçulukla mücadele edildi, ancak fiyatların hızla yükselmesi (enflasyon) engellenemedi.

3. Karne Uygulaması ve Ekmek Karnesi: Temel gıda maddelerinin karaborsaya düşmesini engellemek ve adil dağıtımı sağlamak için karne uygulamasına geçildi. Özellikle ekmek, şeker, un, gaz yağı ve Sümerbank'ın ürettiği kumaş gibi ürünler vatandaşlara karne ile belirli miktarlarda verilmeye başlandı. Şehirlerde insanlar bir ekmek alabilmek için uzun kuyruklar beklemek zorunda kaldılar. Geceleri hava saldırısı ihtimaline karşı şehirlerde karartma uygulaması yapıldı; sokak lambaları söndürüldü, pencerelere siyah perdeler çekildi.

4. Varlık Vergisi (1942): Savaş yıllarında özellikle karaborsa ve istifçilik yaparak aşırı zenginleşen tüccar ve esnafın haksız kazancını vergilendirmek amacıyla Varlık Vergisi Kanunu çıkarıldı. Amaç hem artan devlet harcamalarını karşılamak hem de piyasadaki aşırı parayı çekmekti. Vergiyi ödeyemeyenler Erzurum Aşkale'deki çalışma kamplarına gönderildi. Uygulamada haksızlıklar yapıldığı gerekçesiyle sıkça eleştirilen bu yasa, 1944 yılında yürürlükten kaldırıldı.

5. Toprak Mahsulleri Vergisi (1944): Tarımsal üretimi vergilendirmek ve ordu ile şehir halkının gıda ihtiyacını karşılamak için aşar vergisine benzer bir şekilde Toprak Mahsulleri Vergisi uygulandı. Çiftçilerin ürettikleri mahsulün bir kısmına devlet tarafından el konuldu. Bu durum zaten zor durumda olan köylüyü daha da yoksullaştırdı.

Sonuç

II. Dünya Savaşı, Türkiye için büyük bir hayatta kalma mücadelesi olmuştur. İsmet İnönü yönetimindeki Türkiye, son derece başarılı bir diplomasi örneği sergileyerek ülkeyi savaşın yıkımından korumayı başarmıştır. Türk milleti bu dönemde açlık, yokluk, pahalılık ve ekonomik buhranlar yaşamış, ancak komşu ülkelerin uğradığı işgallerden, şehirlerin yıkımından ve milyonlarca can kaybından kurtulmuştur.

Editoryal bilgi8. Sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük · PDF sayfa 212–217
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi