İki Dünya Savaşı Arasındaki Dönemde Dünyada Meydana Gelen Siyasi ve Ekonomik Gelişmeler
I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden II. Dünya Savaşı'nın patlak vermesine kadar geçen 1918-1939 yılları arasındaki döneme "İki Savaş Arası Dönem" denir. Bu dönem, I. Dünya Savaşı'nın yıkıcı etkilerini silmek ve kalıcı barışı sağlamak amacıyla yapılan diplomatik çabalarla başlamış; ancak zamanla ağırlaşan ekonomik krizler ve totaliter rejimlerin yükselişiyle yeni ve daha büyük bir felakete sürüklenmiştir.
1. I. Dünya Savaşı Sonrasında Barışı Sağlama Çabaları
I. Dünya Savaşı'nın galipleri, mağlup devletlere imzalattıkları ağır antlaşmalarla (Versay, Sen Jermen, Triyanon, Nöyyi, Sevr) kendi çıkarlarına uygun yeni bir dünya düzeni kurmak istediler. Ancak bu antlaşmaların aşırı ağır şartlar taşıması ve ulusların kendi kaderini tayin etme hakkını (Wilson İlkeleri) göz ardı etmesi, kısa sürede yeni gerilimlerin doğmasına neden oldu. Yine de bu dönemde barışı korumak adına bazı önemli uluslararası girişimlerde bulunulmuştur:
Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)
Paris Barış Konferansı'nda kararlaştırılan ve 1920'de Cenevre'de kurulan Milletler Cemiyeti'nin temel amacı, uluslararası anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmek ve yeni bir dünya savaşını engellemekti. Ancak cemiyet, kurucusu olan ABD'nin (Senato kararıyla) üye olmaması ve İngiltere ile Fransa'nın çıkarlarına hizmet eden bir yapıya dönüşmesi nedeniyle etkisiz kaldı. Özellikle güçlü devletlerin işgallerine engel olamaması, cemiyetin itibarını sıfırladı.
Locarno Antlaşması (1925)
Fransa'nın güvenlik endişeleri üzerine Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Belçika, Polonya ve Çekoslovakya arasında imzalandı. Bu antlaşmayla Almanya, batı sınırlarının (Fransa ve Belçika ile) değişmezliğini kabul etti. Bu durum, Avrupa'da geçici bir iyimserlik havası yaratmış ve Almanya'nın 1926'da Milletler Cemiyeti'ne girmesini sağlamıştır.
Briand-Kellogg Paktı (1928)
ABD Dışişleri Bakanı Kellogg ile Fransa Dışişleri Bakanı Briand'ın öncülüğünde hazırlanan bu pakt ile devletler, "Savunma amacı dışında savaşı ulusal politikanın bir aracı olarak kullanmamayı" taahhüt ettiler. Türkiye de 1929'da bu pakta katıldı. Ancak yaptırım gücü olmayan bu pakt, II. Dünya Savaşı'nın çıkmasına engel olamadı.
2. 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı (Kara Perşembe) ve Etkileri
1920'li yıllar, ABD'de büyük bir ekonomik büyüme dönemi (Kükreyen Yirmiler) olarak yaşanıyordu. Ancak bu büyüme, büyük ölçüde kontrolsüz kredilere, borsadaki aşırı ve suni yükselişlere ve Avrupa'ya verilen geri dönmeyen borçlara dayanıyordu. 24 Ekim 1929 Perşembe günü (Kara Perşembe), New York Borsası'nın (Wall Street) dramatik bir şekilde çökmesiyle tarihin en büyük ekonomik krizi olan Büyük Buhran (Great Depression) patlak verdi.
Krizin Nedenleri: * ABD ekonomisinde gelirin adaletsiz dağılımı. * Holdinglerin ve bankaların denetimsiz, riskli yapıları. * Üretimin tüketimden fazla olması (Aşırı üretim krizi). * I. Dünya Savaşı'nın getirdiği ekonomik yıkım ve Almanya'nın savaş tazminatlarını ödeyememesi.
Krizin Etkileri: * Milyonlarca insan işsiz kaldı, fabrikalar kapandı, tarım ürünlerinin fiyatları dibe vurdu. * Uluslararası ticaret büyük ölçüde durdu. * Devletlerin ekonomiye müdahalesi zorunlu hale geldi ve liberal ekonomi modeline duyulan güven sarsıldı. * Ekonomik çöküntü, Almanya ve İtalya gibi ülkelerde totaliter ve diktatörlük rejimlerinin güçlenmesine zemin hazırladı.
Türkiye'ye Etkileri: Kriz, tarım ürünleri ihraç edip sanayi ürünleri ithal eden Türkiye'yi derinden vurdu. İhracat gelirleri hızla düştü. Buna karşı Türkiye, korumacı gümrük politikaları uyguladı, yerli malı kullanımını teşvik etti (Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyeti), "Kliring" (malını alanın malını alma) sistemini benimsedi ve en önemlisi 1930'ların başından itibaren Devletçi ekonomi modeline geçerek Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nı başarıyla uyguladı.
3. İki Savaş Arasındaki Dönemde İdeolojilerin Etkileri
Ekonomik krizler ve savaştan mağlup veya beklediğini alamayarak çıkan devletlerin hayal kırıklıkları, Avrupa'da demokrasi karşıtı, saldırgan ve aşırı milliyetçi totaliter rejimlerin doğmasına neden oldu.
İtalya'da Faşizm
I. Dünya Savaşı'ndan galip çıkmasına rağmen istediklerini alamayan İtalya'da ekonomik ve sosyal çöküntü yaşandı. Bu durumdan yararlanan Benito Mussolini (Duçe) liderliğindeki Ulusal Faşist Parti, 1922'de "Kara Gömlekliler"in Roma'ya yürüyüşü ile iktidarı ele geçirdi. Mussolini, tüm muhalefeti susturarak totaliter bir diktatörlük kurdu. "Sürekli barış ne mümkün ne de faydalıdır. İnsanın enerjisini en yüksek gerilime çıkaran savaştır" diyerek saldırgan bir politika izledi. Akdeniz'i "Bizim Deniz" (Mare Nostrum) olarak nitelendiren Mussolini, Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurma hayaliyle 1935'te Habeşistan'a saldırdı.
Almanya'da Nazizm
Versay Antlaşması'nın getirdiği ağır şartlar, hiperenflasyon ve 1929 krizinin yıkıcı etkisi, Almanya'yı siyasi kaosa sürükledi. Adolf Hitler (Führer) liderliğindeki Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi (Nazi Partisi), Alman ırkının üstünlüğüne dayanan, Yahudi düşmanı (anti-semitist) ve Versay'ı yırtıp atmayı vaat eden propagandasıyla 1933'te iktidara geldi. Hitler'in dış politikasının temeli, Almanların yaşadığı tüm toprakları birleştirmek ve Alman ırkı için Doğu Avrupa'da "Hayat Alanı (Lebensraum)" yaratmaktı. Bu saldırgan politika, adım adım dünyayı yeni bir savaşa sürükledi.
SSCB'de Komünizm
Rusya'da 1917 Bolşevik Devrimi ile Çarlık rejimi yıkılmış ve komünist rejim kurulmuştu. 1924'te Lenin'in ölümünden sonra iktidara gelen Josef Stalin, sert ve baskıcı bir yönetim sergiledi. Tarımın zorla kolektifleştirilmesi (kolhozlar) politikası milyonlarca insanın açlıktan ölmesine neden oldu. Ağır sanayiye öncelik veren kalkınma planları uygulanarak SSCB büyük bir sanayi ve askeri güce dönüştürüldü. Rejime muhalif olan veya tehlikeli görülen milyonlarca kişi sürgüne gönderildi veya idam edildi (Büyük Temizlik).
Japonya'nın Yayılmacı Politikası
Asya'da büyük bir sanayi gücü haline gelen Japonya, artan nüfusu ve ham madde ihtiyacı nedeniyle yayılmacı bir politika benimsedi. "Asya Asyalılarındır" sloganını kullanan Japonya, Batılı devletleri bölgeden çıkarmak ve Uzak Doğu'nun tek hakimi olmak istiyordu. Bu amaçla 1931'de Çin'in Mançurya bölgesini işgal etti ve Milletler Cemiyeti'nden ayrıldı.
Sonuç
İki savaş arası dönem, kalıcı barışı sağlama hayalleriyle başlamış, ancak dünyayı felakete sürükleyecek dinamiklerin olgunlaştığı bir kuluçka dönemi olmuştur. Etkisiz kalan Milletler Cemiyeti, 1929 krizinin yarattığı ekonomik yıkım ve Almanya, İtalya, Japonya gibi devletlerin totaliter ve yayılmacı politikaları, II. Dünya Savaşı'nın çıkmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Bu kaotik dönemde Türkiye, "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesine sadık kalarak kendi güvenliğini diplomatik yollarla (Balkan Antantı, Sadabat Paktı, Montrö) sağlamaya odaklanmıştır.
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir