KONU ANLATIMI / 9. Sınıf

Orta Çağ’da Bilim, Kültür ve Sanat

Orta Çağ’da Bilim, Kültür ve Sanat

Orta Çağ, Doğu ve Batı dünyası arasında bilimsel ve sanatsal gelişmeler açısından keskin zıtlıkların yaşandığı bir dönemdir. Avrupa, kilisenin dogmatik (değişmez) kuralları altında Skolastik düşüncenin karanlığını yaşarken; İslam dünyası, Antik çağ eserlerini çevirerek, rasathaneler, hastaneler ve medreseler kurarak tarihindeki en parlak bilimsel dönemi ("İslam'ın Altın Çağı") yaşamıştır.

1. Avrupa'da Skolastik Düşünce ve Eğitim

Orta Çağ Avrupa'sında eğitim, düşünce ve sanat tamamen Katolik Kilisesi'nin tekelindeydi. "Skolastik Düşünce" olarak adlandırılan bu sistemde, İncil'in ve kilise babalarının (örneğin Aristoteles'in kilisece onaylanmış yorumlarının) söyledikleri mutlak doğru kabul edilirdi. Gözlem, deney ve eleştiri yasaktı. Dünya'nın düz olduğu, Güneş'in Dünya etrafında döndüğü gibi kilise öğretilerine karşı çıkanlar "Engizisyon" mahkemelerinde yargılanır ve genellikle yakılarak idama mahkum edilirdi.

Eğitim sadece manastır ve kilise okullarında, Latince olarak veriliyordu ve sadece din adamı yetiştirmek amaçlanıyordu. Halkın okuma yazma oranı yok denecek kadar azdı. Ancak 12. yüzyıldan itibaren İtalya (Bologna), Fransa (Paris) ve İngiltere'de (Oxford) ilk bağımsız "Üniversite" yapıları ortaya çıkmaya başladı. Öğrenci ve öğretmenlerin bir araya gelerek oluşturdukları bir nevi loncalar olan bu üniversiteler, zamanla kilise baskısından kurtulup Rönesans'ın doğuşuna zemin hazırlayacak kurumlara dönüştü.

2. İslam Dünyasında Bilim ve Çeviri Faaliyetleri (Altın Çağ)

  1. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar süren dönem, İslam dünyasında bilim ve felsefenin zirveye çıktığı dönemdir. Bu yükselişin temelinde; İslam dininin bilimi teşvik etmesi, genişleyen sınırlarla farklı kültürlerin (Yunan, Hint, Fars) birikimlerinin devralınması ve devlet adamlarının bilim insanlarını desteklemesi yatar.

Abbasi Halifesi Me'mun döneminde Bağdat'ta kurulan "Beyt'ül Hikme" (Bilgelik Evi), dünyanın en büyük kütüphanesi ve tercüme merkezi oldu. Antik Yunan felsefesi (Platon, Aristo), Hint matematiği ve Fars edebiyatı Arapçaya çevrildi.

Bu dönemde yetişen başlıca bilim insanları şunlardır: - Harezmi: Cebir biliminin kurucusudur. Hint rakamlarını İslam dünyasına tanıtmış ve "0" (Sıfır) rakamını kullanarak ondalık sayı sistemini kurmuştur. "Algoritma" kelimesi onun isminden gelir. - İbn Sina (Avicenna): Tıp alanının tartışmasız en büyük otoritesidir. Yazdığı "El-Kanun fi't-Tıb" (Tıbbın Kanunu) isimli eser, Avrupa üniversitelerinde 600 yıl boyunca temel ders kitabı olarak okutulmuştur. - Farabi (Alfarabius): Felsefe, mantık ve müzik alanında eserler vermiştir. Aristo felsefesini en iyi açıklayan kişi olduğu için kendisine "Muallim-i Sani" (İkinci Öğretmen) denilmiştir. - Biruni: Coğrafya, matematik ve astronomi ustasıdır. Dünyanın döndüğünü ve yer çekimi kanununu Newton'dan asırlar önce savunmuştur.

İslam dünyasındaki bu devasa bilgi birikimi; Haçlı Seferleri, Endülüs Emevi Devleti (İspanya) ve Sicilya aracılığıyla Avrupa'ya aktarılmış, böylece Avrupa'da Rönesans (Yeniden Doğuş) hareketleri tetiklenmiştir.

3. Orta Çağ Mimarisi ve Sanat

Orta Çağ'da mimari, dönemin siyasi ve dini ruhunu yansıtacak şekilde şekillenmiştir.

Avrupa Mimarisi: - Romanesk Tarzı: Orta Çağ'ın ilk dönemlerinde, feodalitenin yarattığı güvenlik kaygısı nedeniyle şatolar ve kiliseler savunma amaçlı yapılmıştır. Kalın taş duvarlar, küçük pencereler, karanlık iç mekanlar, kalın sütunlar ve yarım daire kemerler bu tarzın özellikleridir. İhtişamdan çok sağlamlık ön plandadır. - Gotik Tarzı: 12. yüzyıldan itibaren, şehirlerin zenginleşmesi ve krallıkların güçlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Tanrı'ya ulaşma arzusunu simgeleyen, gökyüzüne doğru yükselen sivri kuleler, çok geniş ve renkli camlardan oluşan pencereler (vitray sanatı), uçan payandalar ve incecik sütunlar bu tarzın özellikleridir. İçi son derece aydınlık ve ihtişamlıdır. (Örn: Paris Notre Dame Katedrali).

İslam Mimarisi ve Sanatı: İslam dünyasında mimarinin merkezinde "Cami" yer alır. Kervansaraylar, medreseler, darüşşifalar (hastaneler) ve türbeler diğer önemli yapılardır. İslam inancında canlı varlıkların (insan, hayvan) resmini ve heykelini yapmanın tapınmaya yol açabileceği endişesiyle tasvir sanatı pek gelişmemiştir. Bunun yerine sanatçılar geometri ve doğadan ilham alarak farklı sanat dalları icat etmişlerdir.

  • Hat Sanatı: Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatıdır. Kur'an-ı Kerim'i süslemek için kullanılmış, duvarlara işlenmiştir.
  • Tezhip: Kitap sayfalarını altın tozu ve boyalarla süsleme, yaldızlama sanatıdır.
  • Minyatür: Derinlik (perspektif) algısının olmadığı, kişilerin önemine göre büyük çizildiği, çok ince detaylara sahip kitap resmi sanatıdır.
  • Çini: Binaların iç ve dış duvarlarını renkli, desenli, sırlı seramiklerle kaplama sanatıdır. Geometrik ve bitkisel (arabesk) motifler çok sık kullanılmıştır.

Orta Çağ’da Bilim, Kültür ve Sanat

Orta Çağ, Doğu ve Batı dünyası arasında bilimsel ve sanatsal gelişmeler açısından keskin zıtlıkların yaşandığı bir dönemdir. Avrupa, kilisenin dogmatik (değişmez) kuralları altında Skolastik düşüncenin karanlığını yaşarken; İslam dünyası, Antik çağ eserlerini çevirerek, rasathaneler, hastaneler ve medreseler kurarak tarihindeki en parlak bilimsel dönemi ("İslam'ın Altın Çağı") yaşamıştır.

1. Avrupa'da Skolastik Düşünce ve Eğitim

Orta Çağ Avrupa'sında eğitim, düşünce ve sanat tamamen Katolik Kilisesi'nin tekelindeydi. "Skolastik Düşünce" olarak adlandırılan bu sistemde, İncil'in ve kilise babalarının (örneğin Aristoteles'in kilisece onaylanmış yorumlarının) söyledikleri mutlak doğru kabul edilirdi. Gözlem, deney ve eleştiri yasaktı. Dünya'nın düz olduğu, Güneş'in Dünya etrafında döndüğü gibi kilise öğretilerine karşı çıkanlar "Engizisyon" mahkemelerinde yargılanır ve genellikle yakılarak idama mahkum edilirdi.

Eğitim sadece manastır ve kilise okullarında, Latince olarak veriliyordu ve sadece din adamı yetiştirmek amaçlanıyordu. Halkın okuma yazma oranı yok denecek kadar azdı. Ancak 12. yüzyıldan itibaren İtalya (Bologna), Fransa (Paris) ve İngiltere'de (Oxford) ilk bağımsız "Üniversite" yapıları ortaya çıkmaya başladı. Öğrenci ve öğretmenlerin bir araya gelerek oluşturdukları bir nevi loncalar olan bu üniversiteler, zamanla kilise baskısından kurtulup Rönesans'ın doğuşuna zemin hazırlayacak kurumlara dönüştü.

2. İslam Dünyasında Bilim ve Çeviri Faaliyetleri (Altın Çağ)

  1. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar süren dönem, İslam dünyasında bilim ve felsefenin zirveye çıktığı dönemdir. Bu yükselişin temelinde; İslam dininin bilimi teşvik etmesi, genişleyen sınırlarla farklı kültürlerin (Yunan, Hint, Fars) birikimlerinin devralınması ve devlet adamlarının bilim insanlarını desteklemesi yatar.

Abbasi Halifesi Me'mun döneminde Bağdat'ta kurulan "Beyt'ül Hikme" (Bilgelik Evi), dünyanın en büyük kütüphanesi ve tercüme merkezi oldu. Antik Yunan felsefesi (Platon, Aristo), Hint matematiği ve Fars edebiyatı Arapçaya çevrildi.

Bu dönemde yetişen başlıca bilim insanları şunlardır: - Harezmi: Cebir biliminin kurucusudur. Hint rakamlarını İslam dünyasına tanıtmış ve "0" (Sıfır) rakamını kullanarak ondalık sayı sistemini kurmuştur. "Algoritma" kelimesi onun isminden gelir. - İbn Sina (Avicenna): Tıp alanının tartışmasız en büyük otoritesidir. Yazdığı "El-Kanun fi't-Tıb" (Tıbbın Kanunu) isimli eser, Avrupa üniversitelerinde 600 yıl boyunca temel ders kitabı olarak okutulmuştur. - Farabi (Alfarabius): Felsefe, mantık ve müzik alanında eserler vermiştir. Aristo felsefesini en iyi açıklayan kişi olduğu için kendisine "Muallim-i Sani" (İkinci Öğretmen) denilmiştir. - Biruni: Coğrafya, matematik ve astronomi ustasıdır. Dünyanın döndüğünü ve yer çekimi kanununu Newton'dan asırlar önce savunmuştur.

İslam dünyasındaki bu devasa bilgi birikimi; Haçlı Seferleri, Endülüs Emevi Devleti (İspanya) ve Sicilya aracılığıyla Avrupa'ya aktarılmış, böylece Avrupa'da Rönesans (Yeniden Doğuş) hareketleri tetiklenmiştir.

3. Orta Çağ Mimarisi ve Sanat

Orta Çağ'da mimari, dönemin siyasi ve dini ruhunu yansıtacak şekilde şekillenmiştir.

Avrupa Mimarisi: - Romanesk Tarzı: Orta Çağ'ın ilk dönemlerinde, feodalitenin yarattığı güvenlik kaygısı nedeniyle şatolar ve kiliseler savunma amaçlı yapılmıştır. Kalın taş duvarlar, küçük pencereler, karanlık iç mekanlar, kalın sütunlar ve yarım daire kemerler bu tarzın özellikleridir. İhtişamdan çok sağlamlık ön plandadır. - Gotik Tarzı: 12. yüzyıldan itibaren, şehirlerin zenginleşmesi ve krallıkların güçlenmesiyle ortaya çıkmıştır. Tanrı'ya ulaşma arzusunu simgeleyen, gökyüzüne doğru yükselen sivri kuleler, çok geniş ve renkli camlardan oluşan pencereler (vitray sanatı), uçan payandalar ve incecik sütunlar bu tarzın özellikleridir. İçi son derece aydınlık ve ihtişamlıdır. (Örn: Paris Notre Dame Katedrali).

İslam Mimarisi ve Sanatı: İslam dünyasında mimarinin merkezinde "Cami" yer alır. Kervansaraylar, medreseler, darüşşifalar (hastaneler) ve türbeler diğer önemli yapılardır. İslam inancında canlı varlıkların (insan, hayvan) resmini ve heykelini yapmanın tapınmaya yol açabileceği endişesiyle tasvir sanatı pek gelişmemiştir. Bunun yerine sanatçılar geometri ve doğadan ilham alarak farklı sanat dalları icat etmişlerdir.

  • Hat Sanatı: Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatıdır. Kur'an-ı Kerim'i süslemek için kullanılmış, duvarlara işlenmiştir.
  • Tezhip: Kitap sayfalarını altın tozu ve boyalarla süsleme, yaldızlama sanatıdır.
  • Minyatür: Derinlik (perspektif) algısının olmadığı, kişilerin önemine göre büyük çizildiği, çok ince detaylara sahip kitap resmi sanatıdır.
  • Çini: Binaların iç ve dış duvarlarını renkli, desenli, sırlı seramiklerle kaplama sanatıdır. Geometrik ve bitkisel (arabesk) motifler çok sık kullanılmıştır.
Editoryal bilgi9. Sınıf Tarih Dersi — 1. Kitap · PDF sayfa 228–243
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi