Eski Çağ’da Hukuk
İnsanların topluluklar halinde yaşamaya başlamasıyla birlikte, toplum düzenini sağlamak, mülkiyeti korumak ve anlaşmazlıkları çözmek için kurallar belirleme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Tarih öncesi devirlerde toplumsal ilişkiler gelenek, görenek ve inançlardan oluşan "sözlü hukuk" (töre) kurallarıyla düzenleniyordu. Ancak devletlerin kurulması, sınırların genişlemesi, ticaretin karmaşıklaşması ve nüfusun artmasıyla sözlü kurallar yetersiz kalmış; kuralların herkes tarafından bilinmesi, unutulmaması ve değiştirilmemesi için yazıya geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Böylece Eski Çağ’da "yazılı hukuk" sistemleri doğmuştur.
İlk Yazılı Kanunlar: Sümer Hukuku (Urkagina Kanunları)
Tarihte bilinen ilk yazılı kanunlar, çiviyazısını da icat eden Mezopotamya uygarlığı Sümerlere aittir. MÖ 2375 civarında Lagaş Kralı Urukagina (Urkagina) tarafından oluşturulan bu kanunlar, tarihin ilk hukuk metni olarak kabul edilir.
Urukagina Kanunlarının temel amacı; toplumdaki eşitsizlikleri gidermek, zenginlerin ve rahiplerin halk üzerindeki baskısını (ağır vergileri, mülkiyet ihlallerini) ortadan kaldırmak ve adaleti sağlamaktı. Bu yasalara göre dullar, yetimler ve yoksullar koruma altına alınmıştır. Sümer hukuku genellikle "fidye" (tazminat) esasına dayanırdı. Yani işlenen bir suçun karşılığı fiziksel bir ceza olmaktan çok, para (gümüş) veya mal (hayvan, tahıl) ödeyerek mağdurun zararını karşılamaktı. Bu yönüyle Urkagina kanunları, oldukça insancıl ve çağının ilerisinde bir hukuk anlayışını temsil eder.
Babiller ve Hammurabi Kanunları
Mezopotamya'nın bir diğer büyük devleti olan Babiller, hukuku çok daha sistemli ve kapsamlı bir hale getirmişlerdir. Babil Kralı Hammurabi tarafından hazırlatılan Hammurabi Kanunları (MÖ 1750 dolayları), Eski Çağ'ın en meşhur, en eksiksiz ve en katı kanun maddelerinden biridir.
Hammurabi Kanunları, Sümerlerin insancıl fidye sisteminin aksine "Kısasa Kısas" (Dişe diş, göze göz) esasına dayanırdı. Yani, birinin gözünü çıkaranın gözü çıkarılır, birinin kolunu kıranın kolu kırılırdı. Bu sistem son derece sert cezalar içeriyordu (örneğin; hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesi, bir inşaat ustasının yaptığı ev yıkılır ve ev sahibi ölürse, ustanın da öldürülmesi).
Hammurabi Kanunları 282 maddeden oluşur ve mülkiyet, ticaret, evlilik, boşanma, miras, kölelik, işçi ücretleri gibi toplumsal hayatın neredeyse her alanını düzenlemiştir. Hammurabi, bu kanunları tanrı Şamaş'tan alırken kendini tasvir ettirdiği bir dikilitaş (stel) üzerine yazdırmıştır. Bu durum, yasalara dinsel bir meşruiyet (kutsallık) kazandırmış ve halkın kanunlara itaatini artırmıştır. Ancak aynı zamanda, Hammurabi'nin gücünü sadece dinden değil, yazılı adaletten (devletten) de aldığını gösterir.
Anadolu’da Hukuk: Hitit Kanunları
Anadolu'nun köklü medeniyetlerinden biri olan Hititler, Mezopotamya'dan (özellikle Babil'den) etkilenmiş olsalar da kendi kültürlerine ve ihtiyaçlarına uygun, son derece özgün bir hukuk sistemi geliştirmişlerdir.
Hitit hukuku, tıpkı Sümerlerde olduğu gibi ceza vermek yerine "tazminat ödetme" ilkesini benimsemiştir. İdam ve işkence cezaları çok nadir (sadece devlete veya tanrılara isyan gibi durumlarda) uygulanırdı; onun yerine suçlunun, mağdurun veya ailesinin maddi zararını karşılaması beklenirdi.
Hitit hukukunun en önemli özelliği, Medeni Hukuk (aile hukuku) alanında çağdaşlarına göre çok ileri olmalarıdır. Hititlerde evlilik bir sözleşme (nikah) ile devlet güvencesi altına alınırdı. Kadınların da mülk edinme, boşanma durumunda hak talep etme ve mirastan pay alma hakları vardı. Babillerde veya Asurlularda kölelerin hiçbir hakkı yokken, Hititlerde kölelerin para biriktirip özgürlüklerini satın alma ve özgür insanlarla evlenme hakları bulunuyordu. Ayrıca kasten adam öldürme ile kazayla adam öldürme birbirinden ayrılmış; "suçta kasıt unsuru" modern hukukta olduğu gibi dikkate alınmıştır.
İbrani Hukuku ve On Emir
Eski Çağ'da tek tanrılı inanca sahip olan İbranilerin hukuk sistemi tamamen dini kurallara (Tevrat'a) dayanıyordu. İbrani Hukukunun temelini, Tanrı tarafından Hz. Musa'ya Sina Dağı'nda gönderildiğine inanılan "On Emir" oluşturur.
On Emir, sadece dinsel ibadetleri değil, toplumsal ahlakı ve hukuku da şekillendirmiştir. "Adam öldürmeyeceksin", "Çalmayacaksın", "Yalan şahitlik yapmayacaksın", "Anne ve babana saygı göstereceksin" gibi temel kurallar, İbrani toplumunun anayasası niteliğindeydi. İbrani hukuku da tıpkı Babil hukuku gibi sert cezalar ve "kısasa kısas" ilkesi barındırıyordu. Dini kuralların hukuk kuralı haline geldiği bu sistem, tarihteki teokratik hukuk sistemlerinin en belirgin örneklerinden biridir.
Eski Çağ Hukukunun Özellikleri ve Toplumsal Sınıflar
Eski Çağ kanunlarının temel özelliklerinden biri, sınıflı toplum yapısını yansıtmasıdır. Günümüzdeki "herkes kanun önünde eşittir" ilkesi o dönemde geçerli değildi. Toplum genel olarak hürler, yarı hürler (veya bağımlılar) ve köleler olarak sınıflara ayrılmıştı. Aynı suçu işleyen bir asilzade (hür) ile bir köleye farklı cezalar verilirdi; kölelere verilen cezalar her zaman çok daha ağır ve acımasızdı. Bir soyluya zarar vermenin cezası genellikle kısasken, bir köleye zarar vermenin cezası soylunun sahibine sadece bir miktar gümüş ödemekten ibaretti.
Sonuç olarak; Eski Çağ medeniyetlerinde oluşturulan hukuk sistemleri, günümüz evrensel hukuk kurallarının temelini atmıştır. Mülkiyet haklarının korunması, aile içi ilişkilerin yasal bir zemine oturtulması, ticari sözleşmelerin yazılı hale getirilmesi ve adaletin sağlanması adına yazılı kanunların yapılması, insanlık tarihinin en önemli uygarlık adımlarından biri olmuştur.