KONU ANLATIMI / 9. Sınıf

Atom Teorileri ve Atomun Yapısı

Atom Teorileri ve Atomun Yapısı

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı (LHC), Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (CERN) bulunan dünyanın en büyük parçacık çarpıştırıcısıdır. İsviçre-Fransa sınırında yerin 100 metre altında kurulan, yaklaşık 27 km uzunluğundaki bu tünellerde ışık hızına yakın hızlardaki parçacık demetleri çarpıştırılarak yeni parçacıklar ortaya çıkarılır. CERN'in birincil amacı maddenin temel yapısını, yani parçacıkları ve onları bir arada tutan kuvvetleri araştırmaktır; CERN, diğer parçacıklara kütle kazandıran Higgs bozonunun keşfine ev sahipliği yapmıştır. Türkiye, CERN ile iş birliği yapan gözlemci bir ülkedir ve Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK), 2020'de kurularak Türk araştırmacıların bu tür projelere katılımını desteklemektedir.

Teori ve Model Kavramları

Atom kavramıyla ilgili ilk düşünceler binlerce yıl öncesine dayanır. Antik Yunan filozoflarından Demokritos, her şeyin temelinde bulunan ve bölünemez olan atomların varlığını savunmuştur; ancak bu düşünce felsefi bir yaklaşımdan ibarettir ve bilimsel bir temele dayanmaz. Bilimsel temele dayalı atom teorileri çalışmaları 19. yüzyılın başlarına doğru ivme kazanmış; bilim insanları yeni teoriler geliştirmiş, bu teorilere dayalı modeller önererek bilimin ilerlemesine katkıda bulunmuşlardır.

Teori (kuram), bir konu, olay veya olgu hakkında genel ve sistemli bir açıklamadır; belirli bir konuyu anlamak, açıklamak ve konuyla ilgili öngörülerde bulunmak amacıyla geliştirilen kapsamlı bir çerçevedir. Modeller ise gerçek nesne, olgu, olay ve yasaları açıklamak üzere üretilmiş teorileri temsil etmek için kullanılan semboller, görseller veya matematiksel ifadelerdir. Atom teorilerinde "model", atomun yapısını açıklamak veya temsil etmek için kullanılan bir kavramdır. Atom teorilerinin tarihsel gelişimi kronolojik olarak 1803, 1897, 1911, 1913 ve 1926 yıllarındaki önemli dönüm noktalarıyla şekillenmiştir.

Atomun Temel Yapı Taşları

Günümüzde 300'ün üzerinde atom altı parçacık olduğu bilinmektedir; ancak atomun temel tanecikleri denildiğinde proton, nötron ve elektron akla gelir. Proton ve nötronlar atomun çekirdeğinde yer alırken elektronlar çekirdeğin dışında bulunur. Çekirdek son derece küçüktür ve atomun kendi yarıçapının yaklaşık on binde biri kadar bir yarıçapa sahiptir.

Bu üç temel tanecik sırasıyla Michael Faraday'in katot ışınları çalışması (1832) sonrası J.J. Thomson tarafından elektronun keşfiyle (1891), E. Goldstein'ın pozitif ışınlar çalışması sonrası yine Thomson tarafından protonun keşfiyle (1906) ve E. Rutherford'un yüksüz tanecikler üzerine çalışması sonrası J. Chadwick tarafından nötronun keşfiyle (1932) bilim dünyasına kazandırılmıştır.

Atom Altı Parçacıkların Özellikleri

Atom altı parçacıkların üç temel özelliği vardır:

  1. Elektron ve protonların yük miktarı aynıdır fakat elektriksel yükleri zıt işaretlidir: elektron −1, proton +1 bağıl yüke sahiptir.
  2. Nötronlar, protonlarla yaklaşık aynı kütleye sahip olmasına rağmen elektriksel olarak nötrdür.
  3. Bir proton veya nötronun kütlesi, bir elektronun kütlesinden yaklaşık 1836 kat daha fazladır; protonlar ve nötronlar atom kütlesinin büyük bir kısmını oluşturur.
Tanecik Kütle (g) Bağıl Kütle Bağıl Yük
Elektron (e⁻) 9,1096×10⁻²⁸ 0,0005486 −1
Proton (p⁺) 1,6726×10⁻²⁴ 1,0072764 +1
Nötron (n⁰) 1,6749×10⁻²⁴ 1,0086650 0

Bir atom elektriksel olarak nötrdür; bu nedenle atomun proton sayısı elektron sayısına eşittir (nötronlar yüksüz olduğundan atomun yükünü etkilemez). Atomdaki proton sayısı, atomun hangi elemente ait olduğunu gösterir; aynı sayıda protona sahip olan tüm atomlar aynı elementin atomlarıdır. Bu proton sayısına elementin atom numarası (Z) denir.

Bohr Atom Teorisi

Bohr atom teorisine göre:

  1. Elektron, çekirdekten belirli bir uzaklıkta bulunan dairesel yörüngelerde hareket eder; bu yörüngelere enerji düzeyleri (kabuklar) denir. Çekirdekten uzaklaştıkça yörüngenin ve elektronun enerjisi artar.
  2. Elektron hareketinin mümkün olduğu enerji seviyeleri, çekirdeğe yakınlığına göre n = 1, 2, 3, 4… gibi pozitif tam sayılarla veya K, L, M, N, O, P, Q… gibi harflerle ifade edilir.
  3. Elektronların bulunabileceği en düşük enerjili yörüngedeki duruma temel hâl denir. Temel hâldeki atom enerji aldığında elektron üst yörüngeye geçebilir; bu geçiş sırasında absorbe edilen enerji, yörüngeler arasındaki enerji farkına eşittir ve bu olaya soğurma (absorbsiyon) denir. Elektronlarının biri veya birkaçı daha yüksek enerji düzeyine çıkmış atoma uyarılmış atom denir.
  4. Uyarılmış bir atom kararlı değildir; yörüngeler arasındaki enerji farkına eşit miktarda ışın yayarak daha düşük bir enerji durumuna geçebilir. Uyarılmış atomun aldığı enerjinin bir kısmını ışıma olarak geri yaymasına emisyon (yayma) denir.

Özetle Bohr'un atom teorisi, atomların enerji absorbe etme (soğurma) ve yayma (emisyon) süreçlerinin temelinde oluşturulmuştur.

Bohr Atom Teorisinin Sınırlılıkları ve Modern Atom Teorisi

Bohr atom teorisinin sınırlılıkları şunlardır:

  • Bohr atom teorisi, yalnızca hidrojen atomu ve tek elektronlu iyonlar için geçerlidir; çok elektronlu sistemlerde yetersiz kalır.
  • Bohr, elektronların belirli yörüngelerde dairesel bir şekilde hareket ettiğini öne sürer; ancak Heisenberg'ün belirsizlik ilkesine göre atomdaki elektronun yeri ve hızı aynı anda kesin olarak belirlenemez. Bu ilke, elektronların aslında tam olarak belirli bir yörüngede hareket etmediğini ve elektronların olasılık dağılımı gösterdiğini açıklar.
  • Elektronların hem dalga hem de parçacık özelliğine sahip olduğu anlaşıldığında Bohr atom teorisi bu durumu açıklamakta yetersiz kalmıştır.

Bu eksiklikler, modern atom teorisi (kuantum modeli) adı verilen model ile "orbital" kavramı üzerinden açıklanmıştır. Modern atom teorisine göre elektronlar, Bohr'un önerdiği belirli yörüngeler boyunca hareket etmek yerine atom çekirdeğinin çevresinde herhangi bir yerde bulunabilir. Elektronun belirli bir anda nerede olacağını kesin olarak belirlemek mümkün değildir; ancak elektronun atom içinde bulunma olasılığının yüksek olduğu bölgeler tanımlanabilir ve bu bölgelere orbital denir. Modern atom teorisine göre atomda farklı büyüklük ve şekillerde orbitaller (1s, 2s, 2pz gibi) bulunur; bu orbitallerin olasılık dağılımları elektronların muhtemel konumlarını temsil eder, çünkü elektronların tam konumları tahmin edilemez.

Sonuç olarak doğru olduğu düşünülen bilimsel bilgiler, zamanın koşulları ve o zamanki bilgi birikimiyle oluşmuş yargılardır. Bilimde ilerleme sağlandıkça yeni keşifler yapılabilir, yeni bakış açıları kazanılabilir; bu süreç eskiden doğru kabul edilen bir bilginin değiştirilmesi veya geliştirilmesi için doğal bir ortam sağlar — atom teorilerinin Demokritos'tan modern kuantum modeline uzanan gelişim süreci bunun somut bir örneğidir.

Editoryal bilgi9. Sınıf Kimya Dersi — 1. Kitap · PDF sayfa 47–53
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi