KONU ANLATIMI / 9. Sınıf

Fizik Bilimine Yön Verenler

Fizik Bilimine Yön Verenler

Evrendeki olay ve olguların gözlemlenip nedenlerinin araştırılması ve ulaşılan bilgilerin doğruluğunun deneysel yöntemlerle test edilmesi yoğun çaba gerektirir. Bu süreçler, bilim insanlarının çeşitli özellikleri sayesinde gerçekleşir. Bilimsel gelişim sürecinin doğru anlaşılabilmesi için bilim insanlarının yaşamının, yaşadıkları dönemin, yaptıkları bilimsel çalışmaların bilinmesi gerekir; bu bağlamda bilim insanlarının çalışmalarının bilim dünyasına etkilerinin, bilime bakış açılarının, çalışma biçimlerinin ve kişilik özelliklerinin incelenmesi çok önemlidir.

Şüpheci ve Sorgulayıcı Bir Bakış: İbnülheysem

İbnülheysem, Batlamyus'un astronomiyle ilgili çalışmalarını eleştirdiği Makale Fi'ş-Şükûk Alâ Batlamyus adlı eserinde bilgi edinme sürecinde eleştirel düşüncenin ve şüphenin önemini vurgulamıştır. Bu eser, gerçek bilgiye ulaşabilmek için incelenen metin veya bilginin sorgulanmasını, her detayın bütün yönleriyle titizlikle derinlemesine incelenmesini, kişinin kendi düşüncelerinin etkisinde kalmamasını öneren kılavuz niteliğinde bir çalışmadır. İbnülheysem'in bu yaklaşımı, günümüzde de bilimsel okuryazarlığın temel taşlarından biri olan "kaynağı sorgulama" alışkanlığının erken bir örneğidir.

Ölçmede Titizlik: Hazini

XII. yüzyılda maddelerin yoğunluklarının ölçülmesiyle ilgili çalışmalar yapan Hazini'nin icat ettiği teraziler, bugün kimya laboratuvarlarında kullanılan hassas terazilerin ilk örnekleridir. Hazini'nin maddelerin yoğunlukları ile ilgili yaptığı hesaplamalar, günümüzde teknolojik cihazlarla elde edilen değerlere çok yakındır. Hazini'nin "Terazinin doğruluğu, fizik gözlemlerine ve ispatlara dayanır." sözü, bilim insanının çalışmalarını keyfî tahminlere değil gözleme ve kanıta dayandırması gerektiğine işaret eder.

Devlerin Omuzlarında: Isaac Newton

Galileo Galilei ve Johannes Kepler'in yasalarından hareketle dinamiğin üç yasasını ve evrensel kütle çekim yasasını bulan Isaac Newton, "Daha ileriyi görebildiysem bunu omuzlarından baktığım devlere borçluyum." demiştir. Bu devlerden biri Galileo Galilei, diğeri Johannes Kepler'dir. Newton'ın bu sözü, bilimin bir kişinin tek başına ortaya çıkardığı bir eser değil, önceki bilim insanlarının birikimi üzerine kurulan, iş birliğine ve süreklilik gösteren bir çaba olduğunu ortaya koyar.

Derin Bir Anlama Merakı: Albert Einstein

Albert Einstein, çocukluk yıllarında yaşıtlarına göre geç konuştuğu için ailesini kaygılandırmıştır. İlk senelerinde okula alışmakta zorlanmış, daha sonra mühendis olan amcası sayesinde cebir ve geometriyi sevmiş ve okuldaki derslerinde başarıya ulaşmıştır. "Bende özel yetenek arayanlar yanılıyorlar, sadece derin bir anlama merakım var." diyen Einstein, bu sözüyle bilim insanının merak özelliğini ön plana çıkarmıştır.

Einstein'ı bilimsel kariyerine götüren sürecin bir "pusula olayı" ile başladığı kabul edilir. Einstein'ın amcası, o henüz çok küçükken ona bir pusula hediye etmiş ve pusula iğnesinin daima kuzey yönünü gösterdiğini söylemiştir. Einstein, iğnenin herhangi bir mekanizma olmadan kuzeyi göstermesinden derinden etkilenmiş ve bu durumu "Bu deneyim bende derin ve kalıcı bir etki bıraktı. Her şeyin arkasında derinlerde gizlenmiş bir şey olmalı. O şey ne ve neden böyle oluyor?" şeklinde ifade etmiştir. Bu sorular onu, lise dersleri dışında özel okumalar yoluyla doğa bilimlerini keşfetmeye ve evrenin doğası hakkında derin düşüncelere dalmaya yöneltmiştir.

Einstein, 1900 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra bir süre iş teklifi almamıştır. Özel Görelilik Teorisi'nin ve kuantum mekaniğinin temellerini atan, meşhur E = m·c² matematiksel modeli hakkındaki makalelerini yayımladığı 1905 yılından sonra bile kendi alanında iş bulması tam dört yıl sürmüştür. 1915 yılında yayımladığı Genel Görelilik Teorisi için hızlanan asansörler ve kavisli yüzeylerde hareket eden böcekleri hayal etmiş; bu düşünce deneylerini yaptıktan sonra bulgularını denklemlere çevirmiştir. Bilim camiasında pek çok kişi başlangıçta fikirlerine direnip şüpheci yaklaşım sergilemiş olsa da Einstein yılmamış, ilerleyen süreçte teorilerini geliştirmeye devam etmiştir. Teorilerinde kullandığı bazı denklemler için matematik profesörlerinden ve meslektaşlarından yardım almış, kendisine danışılan bilimsel konularda da diğer bilim insanlarına yardım etmiştir.

Radyoaktivitenin İzinde: Marie Curie ve Diğerleri

Radyoaktivite üzerine araştırmalar yürüten Marie Curie ve eşi Pierre Curie, 1898 yılında radyum ve polonyum elementlerini keşfetmiştir. Marie Curie, fizik ve kimya alanında Nobel Ödülü almıştır. Maria Goeppert-Mayer ise atom çekirdeğindeki nükleer kabukların yapısına yönelik incelemeleriyle fizik alanında Nobel Ödülü alan ikinci kadın bilim insanı olmuştur. Bu üç bilim insanının yaptığı çalışmalar, bugün hastanelerde kullanılan radyoterapi ve nükleer tıp cihazlarının bilimsel temelini oluşturmaktadır.

Türk Fizikçilerin Katkısı

Atom fiziği konusunda önemli çalışmalar yapan Feza Gürsey, Asım Orhan Barut ve Behram Kurşunoğlu, teorik konularda yayımladıkları araştırmalarla dünya çapında tanınmıştır. Gerçekleştirdikleri özgün bilimsel faaliyetlerle pek çok genç araştırmacıya ilham kaynağı olmuşlardır. Bu Türk bilim insanlarının çalışmalarıyla dünya çapında tanınmaları, bilimsel merakın sınır tanımayan gücünü göstermektedir.

Zorluklara Rağmen Bilime Adanmak: Faraday, Maxwell ve Hawking

Yoksul bir ailenin oğlu olan Michael Faraday, henüz on üç yaşındayken çalışmaya başlamış ve eğitimine devam edememiştir. Çalıştığı kitapçıda boş zamanlarında okuduğu kitaplarla kendini eğitmiştir. Michael Faraday, bilimsel eğitim almamasına rağmen bilime olan merakı ve azmi neticesinde kendi olanaklarıyla deneyler yapmış, deney sonuçlarını teorik olarak açıklamıştır. Matematik bilgisindeki eksiklik nedeniyle bu teorileri matematiksel olarak ifade edememiş; Faraday'in eğitimindeki eksiklikler nedeniyle teorilerinde oluşan boşluğu, iyi bir eğitim alan James Maxwell doldurmuştur. Bu iki bilim insanının hikâyesi, bilimsel katkının yalnızca formel eğitimle değil merak, azim ve iş birliğiyle de mümkün olabileceğini gösterir.

Fizik bilimine katkı sağlamış bir diğer isim, evrenin temel ilkeleri üzerine çalışmış olan Stephen Hawking'dir. Hawking, Oxford Üniversitesinde doğa bilimleri okuduktan sonra Cambridge Üniversitesinde doktora yapmış ve daha sonra profesör olmuştur. 1963 yılında ALS (amyotrofik lateral skleroz) hastalığına yakalanmıştır; aşama aşama bütün sinir sistemini felç eden bu hastalık, ömrünün uzun bir bölümünü tekerlekli sandalyede geçirmesine sebep olmuştur. ALS hastalığı, Hawking'in bilimsel çalışmaları karşısında engel oluşturmamış; yayımladığı kitaplar tüm dünyada yüksek satış rakamlarına ulaşmıştır.

Bilim İnsanlarının Ortak Özellikleri

Fizik bilim insanları, bilim tarihi boyunca evrenin oluşumu, yapısı ve zamanın doğası gibi pek çok olay ve olguyu açıklamak için çalışmıştır. Bu çalışmalar; fizik biliminin temel kavramlarını, yasalarını, teorilerini oluşturmuş ve fizik biliminin bugünkü duruma ulaşmasına katkıda bulunmuştur. Bilim insanı; merak eder, probleme odaklanır, olası çözümleri gözden geçirir, deneye dayalı yöntemlerle yeni çözümler üretir. Daha önce yapılmış çalışmaları inceler, edindiği bilgilerle yetinmeyip daha fazla bilgiye ulaşmak için çaba sarf eder; gerektiğinde çalışmalarını yeniden ve baştan ele alır. Kimi zaman bu çalışmalar bilim insanının tüm hayatı boyunca devam edebilir.

Bilim insanları farklı coğrafya, ülke veya kültürlerden gelebilir; aile yapıları, sosyoekonomik durumları, yetenekleri, zekâ seviyeleri, aldıkları eğitim ve sahip oldukları olanaklar birbirinden farklı olabilir. Bu farklılıklar bazı durumlarda dezavantaj oluştursa da birçok bilim insanı araştırma tutkusu ve çalışma azmiyle güçlükleri aşabilmiştir. İncelenen yaşam öykülerinden yola çıkarak bilim insanlarında bulunması beklenen ortak karakteristik özellikler şöyle sıralanabilir: meraklı, evrensel düşünen, sabırlı, açık fikirli, kararlı, eleştiriye açık, azimli, objektif, çalışkan ve sorgulayıcı olmak.

Editoryal bilgi9. Sınıf Fizik Dersi — 1. Kitap · PDF sayfa 29–35
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi