KONU ANLATIMI / 9. Sınıf

Tehlike, Risk ve Afet

Tehlike, Risk ve Afet

Afetler, insanların yaşamını, doğal çevreyi ve ekonomik faaliyetleri derinden etkileyen önemli olaylardır. Ancak her doğa olayı veya her kaza bir afet olarak nitelendirilemez. Bir olayın afet kabul edilebilmesi için doğurduğu sonuçların boyutu, insanların veya toplumların bu olaya karşı olan hazırlık düzeyi ve olayın etkileri belirleyici rol oynar. Bu nedenle afetleri doğru anlayabilmek ve gerekli önlemleri alabilmek için tehlike, risk, maruziyet ve afet kavramlarının birbirleriyle olan ilişkilerini detaylıca incelemek gerekir.

1. Tehlike Nedir?

Tehlike (Hazard), belirli bir zaman ve mekânda ortaya çıkarak insan hayatını, mal varlıklarını, beşerî faaliyetleri ve doğal çevreyi olumsuz yönde etkileyebilme potansiyeline sahip her türlü fiziksel olay veya durumdur. Tehlikeler kaynağına göre ikiye ayrılır: - Doğa kaynaklı tehlikeler: Deprem, sel, çığ, tsunami, volkanik patlama, kasırga, tayfun ve aşırı sıcak/soğuk gibi doğrudan doğa olaylarına bağlı olarak gelişen tehlikelerdir. Yıldırım düşmesi veya aşırı sıcaklara bağlı meydana gelen orman yangınları bu grupta yer alır. - İnsan (Beşerî) kaynaklı tehlikeler: Endüstriyel kazalar, orman yangınlarının bir kısmı, patlamalar, maden kazaları, salgın hastalıklar, savaşlar ve kimyasal sızıntılar gibi insan faaliyetleri sonucunda oluşan tehlikelerdir.

Tehlikeler; büyüklükleri, etki alanları, ortaya çıkma sıklıkları, coğrafi konumları ve gelişme hızları bakımından farklılık gösterirler. Örneğin; depremler aniden ortaya çıkarken, kuraklık tehlikesi aylar süren yavaş bir gelişim sürecine sahiptir.

Türkiye coğrafi konumu ve jeolojik yapısı gereği özellikle deprem, sel, taşkın, heyelan ve maden kazaları gibi tehlikelerin ve bunlara bağlı afetlerin sık görüldüğü bir ülkedir. Nüfusun yaklaşık %75'i deprem tehlikesi yüksek olan alanlarda yaşamaktadır. Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF), Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF) ve Batı Anadolu Fay Sistemi (BAFS) gibi diri fay hatlarının varlığı, ülkemizde deprem tehlikesinin ne kadar ciddi bir boyutta olduğunu göstermektedir. (Örneğin AFAD verilerine göre Türkiye'nin birçok bölgesi yüksek deprem tehlikesi taşır.)

2. Ekstrem Doğa Olayları

Doğanın olağan akışı içinde gerçekleşen bir olayın, alışılmışın dışında, aşırı veya sıra dışı bir şekilde meydana gelmesine ekstrem doğa olayı denir. Örneğin; 1960 yılında Şili'de meydana gelen 9,5 büyüklüğündeki deprem, bugüne kadar ölçülebilen en büyük yer sarsıntısı olup ekstrem bir özelliğe sahiptir. Aynı şekilde, bir bölgeye aylar boyunca düşmesi beklenen yağışın birkaç gün içinde yağması, sel ve taşkınlara neden olan ekstrem bir durumdur. (Örneğin İtalya'da altı aylık yağmurun bir buçuk günde yağması sonucu 20'den fazla nehrin taşması.)

Bir olayın ekstrem doğa olayı olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı, gerçekleştiği coğrafi mekânın özelliklerine ve toplumun sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine göre değişir. Doğada meydana gelen bir olay, mekânın fiziki ve beşerî özelliklerine göre sıradan bir doğa olayı olarak algılanabilecekken, başka bir yerde ekstrem sonuçlar doğurabilir.

3. Risk, Maruziyet ve Güvenlik Açığı Kavramları

Maruziyet

Maruziyet, tehlikenin etkili olabileceği alanda (tehlike bölgesinde) insanların, binaların, altyapı tesislerinin ve ekonomik faaliyetlerin bulunması durumudur. Bir alandaki risk, doğrudan insanların bu tehlikeye maruz kalmasıyla ilişkilidir.

Güvenlik Açığı (Zarar Görebilirlik)

Tehlikelere karşı yeterli yapısal ve yapısal olmayan tedbirlerin alınmaması durumudur. Binaların depreme dayanıksız yapılması, dere yataklarına ev inşa edilmesi, erken uyarı sistemlerinin eksikliği güvenlik açığıdır.

Risk

Risk, bir olayın belirli koşul ve ortamlarda meydana gelme ihtimali ile bu olayın doğurabileceği can, mal kaybının yanında ekonomik ve çevresel değerlerin de kaybedilme olasılığıdır. Risk faktörünü belirleyen ana unsurlar insan, insanın faaliyetleri ve doğa/insan kaynaklı tehlikelerdir. İnsanların yaşadığı çevrenin fiziki ve beşerî koşulları riski doğrudan etkiler. Dere kenarına kurulan yerleşim alanları, aşırı yağış veya sele bağlı olarak büyük risk altındadır.

4. Afet Kavramı ve Meydana Geliş Süreci

Afet, tehlike arz eden doğal veya beşerî kaynaklı olaylara maruz kalınmasıyla olağan hayat düzenini bozan, can ve mal kaybına neden olan, insanların uyum sağlama kapasitesini aşarak dış yardıma gereksinim duyulan olaylardır.

Tehlikenin Afete Dönüşme İlişkisi (Süreci): 1. Tehlike: Aşırı yağışların etkisiyle taşma potansiyeli olan bir akarsu sel tehlikesi taşır. 2. Güvenlik Açığı ve Risk: Vadi tabanının yerleşime açılması, akarsu yatağının daraltılması, binaların sele dirençli yapılmaması ve tahliye planının olmaması eksikliklerdir. Bu durum büyük bir risk ve güvenlik açığı oluşturur. 3. Maruziyet: İnsanların bu riskli bölgede (dere yatağında) yaşaması. 4. Afet: Doğal veya beşerî faktörlerle akarsuyun taşarak sel oluşturması ve bu yerleşim alanında can ve mal kayıplarının yaşanması olayı bir afete dönüştürür.

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi Örneği

Türkiye'nin yakın tarihindeki en büyük acılardan biri olan 17 Ağustos 1999 depremi, tehlike ve risk ilişkisini anlamak için çarpıcı bir örnektir. 7,4 büyüklüğündeki bu sarsıntı, en etkin fay sistemlerinden biri olan Kuzey Anadolu Fay Sistemi'nde meydana gelmiştir (Tehlike). Ancak bu depremin büyük bir afete dönüşmesinin asıl sebebi; sanayinin, şehirleşmenin ve nüfusun o bölgede çok yoğun olması (Maruziyet) ve yerleşmelerin deprem tehlikesi ile zemin durumu dikkate alınmadan inşa edilmiş olmasıdır (Güvenlik Açığı). Kurallara uygun inşa edilen binalarda asgari düzeyde hasar görülürken, kuralların göz ardı edildiği yapılar daha fazla hasara ve can kaybına neden olmuştur.

5. Öğrenci Gözlem ve Uygulama Notları

Çevremizdeki riskleri analiz etmek, afete dönüşebilecek olayları önceden fark etmemizi sağlar. Gözlem: Yaşadığınız çevrede dere yatağına yapılmış bir bina veya fay hattı üzerinde bulunan zemin açısından çürük bir yerleşim yeri gözlemlediğinizde, bu durumun sadece bir "Tehlike" değil, insan eliyle oluşturulmuş bir "Güvenlik Açığı" ve yüksek bir "Risk" faktörü olduğunu bilmelisiniz. Yanlış Bilinenler: Afet kavramı sadece "doğanın bir cezası" veya tamamen doğaya ait bir suç olarak açıklanamaz. Doğal olayların (tehlikelerin) birer afete dönüşmesini engelleyen veya şiddetini artıran en önemli faktör, insanların mühendislik kurallarına uyup uymaması ve yerleşim alanlarını doğru seçmesidir. Deprem değil, çürük bina öldürür sözü, tehlike ile risk/afet arasındaki temel farkı çok iyi özetler.


Özetle; doğa kaynaklı tehlikeler kaçınılmazdır ancak bu tehlikelerin riske ve afete dönüşmesi insanların elindedir. Doğru planlama, risk haritalarının kullanımı ve bilinçli yapılaşma, potansiyel tehlikelerin afete dönüşmesini engelleyecek en temel adımlardır.

Editoryal bilgi9. Sınıf Coğrafya Dersi — 1. Kitap · PDF sayfa 190–193
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi