Afet Türleri
Afetler; ortaya çıkış nedenlerine, etki alanlarına, hızlarına ve şiddetlerine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılır. Afetlerin doğru bir şekilde sınıflandırılması, onlara karşı alınacak önlemlerin belirlenmesinde, afet yönetim planlarının hazırlanmasında ve zararların en aza indirilmesinde büyük önem taşır. Dört ana başlık altında inceleyeceğimiz afetleri, oluşum kökenlerine göre doğa kaynaklı ve insan kaynaklı olmak üzere iki temel gruba ayırabiliriz.
1. Oluşum Türlerine Göre Afetlerin Sınıflandırılması
A. Doğa Kaynaklı Afetler
Doğal süreçler sonucunda meydana gelen, insan müdahalesinin (doğrudan) olmadığı doğa olaylarıdır.
- Jeolojik ve Jeomorfolojik Afetler: Kaynağını yer kabuğunun hareketlerinden veya yerin derinliklerinden alan afetlerdir. Deprem, volkanik patlamalar, tsunami, heyelan, kaya düşmesi ve çamur akıntısı bu grupta yer alır. Yerin iç yapısındaki tektonik hareketler bu afetlerin temel nedenidir.
- Klimatik ve Hidrolojik (Meteorolojik) Afetler: Atmosfer olayları ve suların yeryüzündeki dağılımına bağlı olarak gelişen afetlerdir. Aşırı yağışlar sonucu oluşan sel ve taşkınlar, fırtına, tayfun, kasırga, hortum, kuraklık, çığ, aşırı sıcak ve soğuk hava dalgaları, yıldırım düşmesi ile buzlanma bu gruba girer. Bu afetlerin önemli bir kısmı küresel iklim değişikliği ile birlikte daha şiddetli ve sık yaşanmaya başlamıştır.
- Biyolojik Afetler: İnsan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit eden, ekosisteme zarar veren organik veya biyolojik nedenli afetlerdir. Salgın hastalıklar, orman yangınlarının bir kısmı (doğal yolla çıkanlar), böcek istilaları ve toprağın verimli üst kısmının süpürülmesi olan erozyon bu kategoridedir.
B. İnsan Kaynaklı (Beşerî) Afetler
İnsan faaliyetleri, teknolojik gelişmelerin yanlış kullanımı veya sosyal sorunlar nedeniyle ortaya çıkan afetlerdir.
- Sosyal Afetler: İnsanların yiyecek, içecek, barınma, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik sosyal ve siyasal süreçlerde yaşanan krizlerdir. Savaşlar, terör saldırıları, iç karışıklıklar ve kitlesel göçler bu gruptadır.
- Teknolojik Afetler: Beşerî faaliyetlerin ve teknolojik sistemlerin üretim, kullanım veya taşıma aşamalarındaki aksaklıklarından kaynaklanır. Sanayi ve maden kazaları, nükleer santral kazaları, biyolojik ve kimyasal silahların kullanımı ile kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşım kazaları teknolojik afetlere örnektir.
2. Dünyada Meydana Gelen Bazı Afetler (2023 Yılı Örnekleri)
Günümüzde karesel iklim değişikliği, nüfus artışı ve doğal kaynakların aşırı tüketimi nedeniyle afetlerin frekansı ve yıkıcılığı artmıştır. Örneğin 2023 yılı, dünya genelinde birçok ekstrem afete sahne olmuştur: - Depremler: Türkiye'yi derinden sarsan Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ve Eylül ayında Fas'ta meydana gelen, yaklaşık 3 bin kişinin hayatını kaybettiği deprem. - Klimatik Afetler: İklim değişikliğinin etkisiyle Libya, Hindistan ve Japonya'da büyük çaplı sel felaketleri yaşanmış; Brezilya, Doğu Afrika (Malawi) ve Yeni Zelanda'da şiddetli tropikal fırtınalar etkili olmuştur. - Orman Yangınları: Kanada, Yunanistan ve ABD'nin Hawaii (Maui Adası) bölgelerinde tarihin en büyük orman yangınlarından bazıları görülmüş, yüzlerce kişi hayatını kaybetmiştir. - Beşerî Afetler: 2022'de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı milyonlarca insanı göçmen durumuna düşürmüştür. Çin'deki maden kazaları ve Yunanistan'daki tren kazası ise teknoloji/ulaşım afetlerine örnektir.
3. Türkiye'de Sık Görülen Afetler
Türkiye, Akdeniz-Himalaya kuşağında bulunması ve jeolojik/iklimsel yapısı gereği afet çeşidinin bol olduğu bir ülkedir. DÜnya Risk Raporu (INFORM) endekslerine göre Türkiye, coğrafi konumu ve çevresindeki sosyal krizler nedeniyle orta-yüksek risk grubunda yer almaktadır. Ülkemizde en sık karşılaşılan afetler şunlardır:
A. Depremler
Türkiye, aktif fay hatlarının (Kuzey Anadolu, Doğu Anadolu ve Batı Anadolu Fay Hatları) ağ gibi sardığı bir ülkedir. Bu nedenle deprem, Türkiye'nin en yıkıcı afetidir. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri: Biri 7,7 (Pazarcık) diğeri 7,6 (Elbistan) büyüklüğünde, sadece dokuz saat arayla yaşanan bu depremler, 11 ilimizde devasa yıkımlara yol açmıştır. 53 bini aşkın vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 100 binden fazla insan yaralanmış ve 40 binin üzerinde bina tamamen yıkılmıştır. Bu olay; etki alanı, büyüklük ve sonuçları itibarıyla Türkiye tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olmuştur. Geçmişteki 1939 Erzincan, 1999 Gölcük ve 2011 Van depremleri de fay hatları boyunca yapılaşmanın tehlikesini acı bir şekilde göstermiştir.
B. Sel ve Taşkınlar
Ülkemizde sayısal olarak en sık görülen afet türüdür. İklimsel faktörlerin yanı sıra insan hataları da selin yıkıcılığını artırır. 2020 Giresun Dereli Sel Afeti: Şiddetli yağışın ardından meydana gelen taşkın sonucu ilçenin merkezi sular ve balçık altında kalmıştır. Bu afetin en önemli sebebi; dere yatağının daraltılarak yerleşime açılması ve dere üzerindeki kısa/dar menfezli köprülerin, sel sularının getirdiği ağaç ve kayalarla tıkanmasıdır. Yani doğal bir tehlike (aşırı yağış), insan kaynaklı güvenlik açığı (dere yatağına bina yapma) ile birleşerek afete dönüşmüştür. Sel ve taşkınlar, özellikle yağış rejiminin düzensiz ve dağlık topoğrafyanın kıyıya yakın olduğu Karadeniz Bölgemizde sıkça görülür.
C. Salgın Hastalıklar
Gelişen ulaşım sistemleri ve şehirleşme, salgın hastalıkların yayılma hızını tarihte hiç olmadığı kadar artırmıştır. COVID-19 Pandemisi: 2019'un sonlarında Çin'de başlayan salgın tüm dünyaya yayılmış, sağlık sistemlerini, eğitimi, ulaşımı ve ekonomiyi durma noktasına getirmiştir. Türkiye de uluslararası ulaşım güzergâhında olduğu için salgından derin şekilde etkilenmiş, 100 binin üzerinde insanımız hayatını kaybetmiştir. Tarihte cüzzam, verem ve çiçek hastalığı gibi salgınlar da Anadolu'da dönem dönem büyük kayıplara sebep olmuştur.
D. Erozyon ve Çölleşme
Erozyon, diğer afetler gibi anlık gelişmez; "sinsi" bir afettir. Türkiye'nin arazisi eğimli ve engebelidir; yarı kurak iklim şartları ve bitki örtüsünün tahribi (ormansızlaşma, aşırı otlatma) erozyonu hızlandırır. Erozyon sonucunda binlerce yılda oluşan verimli tarım toprakları sularla deniz ve göllere taşınır, tarımsal verim düşer, kırsal alandan kente göç artar. Ayrıca baraj gölleri taşınan toprakla (alüvyon) dolduğu için barajların ömrü kısalır. Erozyonun şiddetli yaşandığı İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu gibi bölgelerimizde toprağın verimsizleşerek çölleşme riskiyle karşı karşıya olduğu görülmektedir.
4. Öğrenci Gözlem ve Uygulama Notları
Gözlem: Haritaları incelediğinizde depremlerin fay hatlarını, sel ve taşkınların akarsu vadilerini, heyelanların ise eğimli ve yağışlı arazileri takip ettiğini görebilirsiniz. Yanlış Bilinenler: Erozyon ve heyelan sık sık birbirine karıştırılır. Heyelan, yer çekimine bağlı olarak eğimli yamaçlardaki toprak ve kaya kütlelerinin aniden aşağı kaymasıdır (Kütle hareketidir, jeolojiktir). Erozyon ise toprağın üstteki ince ve verimli kısmının rüzgâr veya su tarafından yavaş yavaş süpürülmesi ve taşınmasıdır (Biyolojik ve hidrolojiktir). Erozyonu önlemek için ağaçlandırma çok etkili iken, heyelanı sadece ağaç dikerek önlemek (toprak kütlesi çok ağır olduğu için) tek başına yeterli değildir. İstinat duvarları, drenaj kanalları gibi farklı mühendislik çözümleri gerekir.
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir