Çocuklar Neredeyse Okulları Orada: Eğitimde Sınır Tanımayanlar ve Dil Bilgisi
Eğitim, dünyanın neresinde olursak olalım en temel haklarımızdan biridir. Ancak her ülkenin coğrafyası, iklimi ve yaşam şartları standart bir okul binasında eğitime olanak tanımayabilir. Bu konumuzda dünyanın farklı yerlerindeki çocukların eğitim almak için oluşturdukları veya onlar için hazırlanan sıradışı "okulları" keşfedeceğiz. Bununla birlikte, dilimizde cümlenin anlam yönünü değiştiren "Zıtlık (Geçiş ve Bağlantı) İfadelerini", çok sık yapılan yazım yanlışlarından "de, ki, mi'nin yazımını" ve önemli bir ses olayı olan "Ünsüz Türemesini" öğreneceğiz.
1. Sıradışı Okullar ve Farklı Eğitim Ortamları
Dünyanın bazı bölgelerinde çocuklar bizim gibi her sabah yürüyerek ya da servisle sabit bir okul binasına gidemiyor. Coğrafi engeller veya iklim şartları onlara farklı çözümler ürettiriyor.
Yüzen Okullar: Özellikle Bangladeş gibi muson yağmurlarının çok şiddetli yaşandığı ve yılın büyük bir bölümünde sel felaketlerinin görüldüğü ülkelerde eğitim yıl boyunca kesintiye uğrayabiliyordu. Bu duruma çözüm olarak "Yüzen Okullar" (tekne okullar) geliştirilmiştir. Nehirler üzerinde yüzen tekneler, kütüphanesi, interneti ve sıraları olan birer sınıfa dönüştürülmüştür. Sular yükselse bile eğitim suyun üzerinde devam edebilmektedir.
Otobüs Okullar veya Mobil Okullar: Uzak köylerde yaşayan, okula ulaşımı olmayan çocuklar için otobüsler veya tren vagonları gezici birer okul hâline getirilmiştir. İçerisinde öğretmenleri ve tahtaları bulunan bu araçlar, çocukların ayağına kadar giderek eğitim fırsatını onların bulunduğu yere taşır.
Göçebe Okullar: Hayvancılıkla uğraşan ve mevsimlere göre otlak bulmak için sürekli yer değiştiren göçebe toplulukların çocukları için, kolayca sökülüp kurulabilen çadır okullar tasarlanmıştır. Aileler nereye göçerse okulları da onlarla birlikte göçer.
Tüm bu örnekler, insanın ve eğitimin önündeki engellerin, yenilikçi fikirler sayesinde nasıl aşılabileceğinin en güzel kanıtıdır.
2. Düşüncenin Yönünü Değiştiren İfadeler (Zıtlık İşlevli Bağlantılar)
Günlük konuşmalarımızda veya yazılarımızda, bazen olumlu bir düşünceden olumsuz bir düşünceye ya da olumsuz bir durumdan olumlu bir duruma geçiş yaparız. Bu tür geçişleri sağlayan ve iki zıt düşünceyi birbirine bağlayan kelimelere düşüncenin yönünü değiştiren ifadeler (geçiş ve bağlantı ifadeleri) denir.
En Sık Kullanılan Zıtlık İfadeleri: ama, fakat, lakin, ancak, yalnız, oysa, oysaki, hâlbuki, ne var ki, tam tersine, buna rağmen.
Bu ifadeler, kendisinden önceki düşünceyle zıt veya farklı yönde bir düşüncenin geleceğinin habercisidir. Bir ifadeye kadar cümle "olumlu" ilerlerken, bu sözcüklerden sonra cümle "olumsuz"a döner veya tam tersi gerçekleşir.
Konuyla İlgili Örnekler:
-
"Bu ülkede yiyecekler çok lezzetli (olumlu) ama aşırı pahalı (olumsuz)." Burada "ama" kelimesi cümlenin anlamını lezzet gibi olumlu bir şeyden, pahalılık gibi olumsuz bir duruma çevirerek düşüncenin yönünü değiştirmiştir.
-
"Gezici otobüs okullarında eğitim almak eğlenceli görünse de aslında oldukça kısıtlı imkânlar sunar."
-
"Sürenin dolduğunu zannederek çok üzülmüştü hâlbuki saat farkından dolayı hâlâ çok zamanı vardı." Üzüntü (olumsuz) durumu, "hâlbuki" sözcüğüyle olumlu (zamanı olma) durumuna bağlanmıştır.
-
"Tek bir mekânda geçen romanları severdim. Lakin okuduğum son kitap bu fikrimi tamamen değiştirdi."
Not: Düşüncenin yönünü değiştiren sözcükler okuma ve dinleme metinlerinde cümlenin ana fikrini belirlemede büyük rol oynar. Yazar genellikle asıl söylemek istediğini (asıl mesajını) bu geçiş sözcüklerinden hemen sonra söyler.
3. Dil Bilgisi: Ünsüz Türemesi (Sessiz Türemesi)
Türkçede kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında veya başka bir kelimeyle birleşik kelime oluşturduklarında araya, kelimenin orijinalinde (kökünde) bulunmayan fazladan bir ünsüz (sessiz) harf girebilir. Bu ses olayına ünsüz türemesi (veya sessiz türemesi, ünsüz ikizleşmesi) denir.
Ünsüz türemesi genellikle Arapça kökenli olup Türkçeye geçen ve aslında sonunda çift ünsüz bulunan kelimelerin, Türkçenin yapısına uyum sağlarken tek ünsüzünün düşmesi ve sonrasında ünlüyle başlayan bir ek/kelime geldiğinde o ünsüzün tekrar ortaya çıkması (türemesi) şeklindedir.
Birleşik Kelimelerde Ünsüz Türemesi:
İsim soylu bazı kelimeler "etmek, olmak, eylemek, kılmak" yardımcı fiilleriyle birleşirken kelimenin sonundaki harf tekrarlanarak ikizleşir (türer). * His + etmek $\rightarrow$ Hissetmek ("s" harfi türedi) * Af + etmek $\rightarrow$ Affetmek ("f" harfi türedi) * Zan + etmek $\rightarrow$ Zannetmek ("n" harfi türedi) * Hal + olmak $\rightarrow$ Hallolmak ("l" harfi türedi) * Red + etmek $\rightarrow$ Reddetmek ("d" harfi türedi)
Ek Alırken Ünsüz Türemesi:
Ünsüzle biten bazı kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde sondaki ünsüz harf ikizleşerek (tekrarlanarak) türer. * Sır + ı $\rightarrow$ Sırrı ("r" harfi türedi) * Hak + ı $\rightarrow$ Hakkı ("k" harfi türedi) * Şık + ı $\rightarrow$ Şıkkı ("k" harfi türedi) * Tıp + ım $\rightarrow$ Tıppım ("p" harfi türedi)
4. Yazım Kuralları: "de, ki, mi" nin Doğru Yazımı
Türkçede yazımı en çok karıştırılan ve sınavlarda sıkça karşımıza çıkan kelimeler bağlaç veya ek görevinde olan "de, ki, mi" sözcükleridir.
1. "De / Da" nın Yazımı
"De" dilimizde iki farklı görevde kullanılır: Bulunma durumu eki (hâl eki) olan -de/-da ve bağlaç olan de/da.
- Bağlaç olan "de / da": Her zaman kelimeden ayrı yazılır. Kendinden önceki kelimeye hiçbir zaman bitişmez ve ünlü uyumuna uyar (de veya da şeklini alır). Kesinlikle "te/ta" şekli yoktur. Cümleye "dahi, bile, başkaları gibi" anlamı katar. Kural: Cümleden çıkardığımızda cümlenin anlamı daralabilse de yapısı bozulmuyorsa o "de" bağlaçtır ve ayrı yazılır.
- Örnek: "Ülken de (yanlış) yaşananları haberlerden takip ediyorum." $\rightarrow$ Ülkende (Bulunma)
-
Örnek: "Ben de arkadaşımın mutluluğunu paylaşabileyim." (Bağlaçtır, çıkarılırsa cümle bozulmaz: Ben arkadaşımın mutluluğunu paylaşabileyim. Ayrı yazılır.)
-
Ek olan "-de / -da / -te / -ta": Kelimeye her zaman bitişik yazılır. Bulunma (nerede, kimde, neyde) anlamı katar. Ünsüz benzeşmesi kuralına uyarak "-te / -ta" şeklini alabilir.
- Örnek: "Evde telaşlı günler başladı." (Nerede? Evde. Çıkarırsak "Ev telaşlı günler başladı" olur, anlam bozulur. Bitişik yazılır.)
2. "Ki" nin Yazımı
"Ki" dilimizde ilgi zamiri, sıfat yapan ek ve bağlaç olarak kullanılabilir.
- Bağlaç Olan "ki": Her zaman kelimeden ayrı yazılır. "ki" bağlacı asla ünlü uyumuna uyup "kı, ku, kü" olmaz. (Açıklama, neden veya şart anlamı katar.)
- Örnek: "Neresi olduğunun hiçbir önemi yok ki..." (Ayrı yazılır.)
- Örnek: "O günler bir an evvel gelsin ki ben de geleyim." (Ayrı yazılır.)
-
İstisnalar: Bağlaç olduğu hâlde kalıplaştığı için bitişik yazılan kelimeler şunlardır (SİMBOHÇAM olarak kodlanır): Sanki, İllaki, Mademki, Belki, Oysaki, Hâlbuki, Çünkü, Meğerki.
-
Ek Olan "-ki": Kelimeye bitişik yazılır. Zamir görevindedir veya sıfat yapar.
- Örnek: "Türkiye'deki görevi..." (Hangi görev? Türkiye'deki görev. Sıfat yapan ki'dir, bitişik yazılır.)
- Örnek: "Gözleri ağabeyininki gibi." (Buradaki "ki", "gözleri" kelimesinin yerini (zamir) tutmuştur. Bitişik yazılır.)
3. Soru Eki "mi / mı / mu / mü" nün Yazımı
Soru edatı her zaman kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne uyarak mı, mi, mu, mü şekillerini alabilir. Soru eki, kendisinden sonra gelen eklerle ise bitişik yazılır. * Örnek: "Kavuşabilecek miyiz?" * Örnek: "Gazı mı var, karnı doydu mu, uyudu mu?" (Ayrı yazılır. "Doydumu, uyudumu" şeklinde bitişik yazımı kesinlikle yanlıştır.) * Örnek: "Çok mu çok çalıştın?" (Burada pekiştirme anlamı katmıştır ancak görev ne olursa olsun 'mı/mi' her zaman ayrı yazılır.)