Biyoçeşitlilik
Doğada gözlemlediğimiz birbirinden farklı canlı türleri, yeryüzünün farklı köşelerinde kendilerine özgü yaşam alanları kurmuştur. Ormanlarda, çöllerde, okyanuslarda ve göllerde birbirinden tamamen farklı özelliklere sahip milyonlarca canlı bir arada yaşar. İşte bir bölgede yaşayan canlı türlerinin sayıca ve çeşitçe zenginliğine biyoçeşitlilik (biyolojik çeşitlilik) adı verilir.
Biyoçeşitliliği daha iyi anlamak için bazı temel kavramları bilmemiz gerekir: - Tür: Doğada kendi aralarında çiftleştiklerinde verimli (kısır olmayan) yavrular meydana getirebilen, ortak atadan gelen benzer özelliklere sahip canlı topluluklarıdır. - Habitat: Bir canlının doğada yaşam faaliyetlerini en iyi şekilde sürdürebildiği, arandığında bulunduğu doğal yaşam alanına habitat denir. Tıpkı bizim evimiz veya adresimiz gibi, canlıların da doğadaki adresi habitatlarıdır. Örneğin hamsinin habitatı Karadeniz'dir; bir kaktüsün habitatı ise çöldür. - Ekosistem: Belirli bir sınır içindeki canlı (bitki, hayvan, mantar, mikroskobik canlı) ve cansız (su, toprak, güneş ışığı, rüzgâr) varlıkların birbirleriyle sürekli etkileşim içinde olduğu sisteme ekosistem denir. Orman ekosistemi, göl ekosistemi, çöl ekosistemi veya bir su birikintisi ekosistemi buna örnektir.
Her ekosistemin biyoçeşitliliği farklıdır. Örneğin bir orman ekosistemindeki sıcaklık, nem ve besin kaynakları daha fazla olduğu için burada yaşayan canlı çeşidi (biyoçeşitlilik), bir şehir parkındaki biyoçeşitliliğe göre çok daha zengindir.
Biyoçeşitliliğin Doğal Yaşam ve İnsanlık İçin Önemi
Her canlı türü, doğanın hassas dengesinde çok önemli bir role (bir nevi göreve) sahiptir. Bir ekosistemdeki canlının besin zincirinden kopması veya sayısının hızla azalması, tüm ekosistemi felakete sürükleyebilir. Örneğin, arıların yok olduğu bir senaryoda bitkiler polenlerini taşıyamaz, meyve ve sebze üretimi durma noktasına gelir, bitkiyle beslenen hayvanlar aç kalır ve bu durum insanlara kadar ulaşan büyük bir kıtlığa yol açar.
Biyoçeşitlilik, doğal dengenin korunmasının yanında insanlığa birçok fayda sunar: - Ekonomik ve Tarımsal Katkılar: İnsanların temel besin ihtiyacının karşılanmasında tarım ve hayvancılığın temeli biyoçeşitliliğe dayanır. Ormanlardan elde edilen meyve, mantar, bal, baharat gibi gıdalar ekonomik anlamda çok değerlidir. Ayrıca mobilyacılık ve kereste üretimi de doğrudan ormanların zenginliğine bağlıdır. - Sağlık ve Tıp: Günümüzde kullandığımız ilaçların çok büyük bir kısmı bitkisel kaynaklıdır. Farklı bitki türlerinin içerdiği kimyasal maddeler, hastalıkların tedavisinde hayati bir öneme sahiptir. - Doğal Afetlerin Önlenmesi ve Çevre Sağlığı: Zengin bir orman ekosistemi, ağaçların kökleriyle toprağı tutması sayesinde heyelan (toprak kayması) ve sel gibi yıkıcı doğal afetleri engeller. Ayrıca havayı temizleyerek soluduğumuz oksijeni üretir ve iklimi dengeler.
Tarihimizde de doğanın ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik önemli adımlar atılmıştır. Örneğin, Kanuni Sultan Süleyman 1539 yılında Edirne'de dünyanın ilk "Çevre Koruma ve Düzenleme Kanunu"nu yayımlamıştır. Bu kanun hem çevre temizliği hem de doğal yaşamın düzenlenmesi açısından döneminin çok ilerisinde, örnek bir çalışmadır.
Endemik Türler ve Ülkemizin Biyoçeşitliliği
Yeryüzünün sadece belirli bir bölgesinde (sınırları belli dar bir alanda) yaşayabilen, dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak bulunmayan canlı türlerine endemik canlı denir. Ülkemiz coğrafi konumu, farklı iklim özellikleri ve yeryüzü şekilleri sayesinde biyoçeşitlilik, özellikle de endemik türler açısından çok zengindir. Türkiye'deki bitki türlerinin yaklaşık üçte birini endemik türler oluşturur.
Ülkemizdeki Başlıca Endemik Hayvanlar: - İnci kefali (Sadece Van Gölü'nde yaşar) - Van kedisi (Farklı göz renkleriyle bilinir) - Ankara keçisi (Tiftik keçisi) - Kangal köpeği (Sivas çevresine özgü) - Denizli horozu - Türk tazısı - Çizgili sırtlan - Turna
Ülkemizdeki Başlıca Endemik Bitkiler: - Ters lale, Kardelen - Sığla ağacı, Günlük ağacı - Datça hurması, Kazdağı göknarı Ayrıca tıbbi ve aromatik (güzel kokulu) bitkiler bakımından da eşsiz bir hazineye sahibiz.
Nesli Tükenen ve Tükenme Tehlikesiyle Karşı Karşıya Olan Canlılar
Zaman içinde doğal afetler (meteor çarpması, buzul çağları) veya insan faaliyetleri sonucunda bazı canlıların yeryüzündeki tüm bireyleri yok olmuştur. Bir türün dünya üzerindeki son bireyinin ölmesine "neslin tükenmesi" denir.
Dünyada Nesli Tükenmiş Canlılar: Dinozor, dodo kuşu, moa kuşu ve mamut geçmiş çağlarda yaşamış ancak günümüzde soyları tamamen tükenmiş canlılardır.
Ülkemizde (Türkiye'de) Nesli Tükenmiş Ancak Dünyanın Başka Yerlerinde Yaşayan Canlılar: Asya fili, çita, kunduz, Asya kaplanı, Kafkas bizonu ve yılanboyun kuşu geçmişte Anadolu topraklarında yaşamış olmalarına rağmen günümüzde ülkemizde tamamen yok olmuşlardır. (Ancak dünyanın başka bölgelerinde, örneğin Asya fili Hindistan'da, çita Afrika'da yaşamaya devam etmektedir.)
Dünyada Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Hayvan ve Bitkiler: Sayıları çok azalan ve acil koruma altına alınmazlarsa nesli tükenecek olan canlılardır. Gergedan, orangutan, Afrika fili ve kutup ayısı dünyada tehlike altındaki hayvanlardandır. Bitkilerden ise mavi yıldız, çan çiçeği ve Karadeniz salkımı sayılabilir.
Ülkemizde Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Canlılar: - Hayvanlar: Deniz kaplumbağası (Caretta caretta), flamingo, Akdeniz foku, kelaynak kuşu, alageyik, sülün, mersin balığı, boz ayı ve dev kertenkele. - Bitkiler: Beyaz çiçekli çakal nergisi, kardelen, yabani karanfil, eber sarısı, acı çiğdem, yanar döner çiçeği (sevgi çiçeği), çöven ve İstanbul nazendesi ülkemizde acilen korunması gereken bitki türleridir.
Biyoçeşitliliği Tehdit Eden Faktörler
Biyoçeşitliliğin ve ekosistemlerin zarar görmesinin temelinde maalesef büyük oranda "insan faaliyetleri" yatmaktadır. Doğayı tahrip eden başlıca unsurlar şunlardır:
- Doğal Yaşam Alanlarının Tahribi: Hızlı nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme, ihtiyaç fazlası konut yapımı, madencilik faaliyetleri ormanların ve doğal yaşam alanlarının yok olmasına neden olur.
- Yanlış Tarım ve Hayvancılık: Mera alanlarının izinsiz sürülmesi, bitki örtüsünün aşırı otlatma ile yok edilmesi, tarımda hasat sonrası kalan "anız"ın (bitki kökleri) yakılması toprağı verimsizleştirir ve topraktaki canlıları öldürür. Ayrıca aşırı ve bilinçsiz suni gübre ile tarımsal zehir (pestisit) kullanımı toprak ve su kirliliğine, faydalı böceklerin (arılar gibi) ölümüne sebep olur.
- Orman Yangınları: Yıldırım, yüksek sıcaklık, yanardağ patlaması gibi doğal nedenlerle çıkabileceği gibi; doğaya atılan cam şişeler, sönmemiş piknik ateşi, izmarit gibi insan kaynaklı hatalar yüzünden ormanlar, içindeki tüm canlılarla birlikte yok olmaktadır.
- Çevre Kirliliği ve İklim Değişikliği: Fosil yakıtların (kömür, petrol, doğalgaz) aşırı kullanımı sonucu ortaya çıkan hava kirliliği, sera gazları ve küresel ısınma canlıların yaşam koşullarını altüst etmektedir.
- Aşırı Avlanma ve Turizm Baskısı: Sürdürülebilir olmayan, avlanma yasaklarına uyulmayan balıkçılık veya kaçak kara avcılığı türlerin azalmasına yol açar. Ayrıca turizm sektörünün doğal koylarda ve kıyılarda plansız yapılaşması habitatları daraltır.
Biyolojik çeşitlilikle ilgili sorunlara dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından 22 Mayıs, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü olarak ilan edilmiştir. Bizlere düşen görev; çevre kirliliğini önlemek, ağaçlandırma çalışmalarına katılmak, geri dönüşüme önem vermek ve nesli tehlike altındaki türlerin korunmasına yönelik projelere destek olmaktır. Unutmayalım ki, doğa sadece bize ait bir miras değil, gelecek nesillere aktarmamız gereken bir emanettir.