KONU ANLATIMI / 11. Sınıf

Dîvânu Lugâti't-Türk: Kaşgarlı Mahmud'un Türk Dilleri Hazinesi

Dîvânu Lugâti't-Türk: Kaşgarlı Mahmud'un Türk Dilleri Hazinesi

Eserin Yazılış Amacı ve Kaşgarlı Mahmud'un Kendini Tanıtması

Kâşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk (Türk Lehçelerinin Divanı) adlı eseri, "Esirgeyen, Bağışlayan Tanrı'nın Adıyla" diye başlar ve yazarın Buhara/Nişabur imamlarından işittiği, Peygamber'e dayandırılan "Türk dilini öğreniniz, çünkü onların çok uzun sürecek saltanatları vardır" rivayetiyle gerekçelendirilir. Kaşgarlı Mahmud, bu amaçla Türklerin ülkelerini ve bozkırlarını incelediğini, Türk, Türkmen, Oğuz, Çigil, Yağma ve Kırgızların lehçelerini ve kafiyelerini öğrendiğini anlatır; kendini "dilde en doğruyu bilenlerinden, anlatımda en açık olanlarından, akılca en yetkinlerinden, soyca en köklülerinden, mızrakta en iyi atıcılarından" biri olarak tanıtır. Eserini "sonsuza kadar anılsın ve ebedî bir hazine olsun diye" Dîvânu Lugâti't-Türk adıyla adlandırmıştır.

Sözlüğün Düzenlenişi

Kaşgarlı Mahmud, kitabı sözlük harfleri sırasına göre düzenlediğini, zorlukların yumuşaması ve derinliklerin açıklanması için hikmetler, seciler, atasözleri, şiirler, recezler ve nesirlerle süslediğini belirtir; "her söz yerli yerine otursun, yanlış olanlar bilinsin, kelimeleri arayanlar konuldukları yerde onları bulsunlar" diye "yıllarca eziyet çektiğini" anlatır. Bu, eserin yalnızca bir kelime listesi değil, atasözü/şiir örnekleriyle zenginleştirilmiş kapsamlı bir dil ve kültür ansiklopedisi olarak tasarlandığını gösterir.

Sözlükten Örnekler: Dil ve Kültürün İç İçeliği

Sözlükte yer alan örnekler, dönemin Türk toplumunun günlük yaşamına, değerlerine ve doğa bilgisine dair zengin ipuçları taşır. "ö.d" (zaman) kelimesi bir atasözünde geçer: "Zaman geçer, insan onu hissetmez ve insan oğlu ebedî olarak yaşamaz." "erük" kelimesi şeftali, kayısı ve siyah erik türünün genel adıdır; bunlar birbirinden vasıflarıyla ayrılır (tǖlüg erük=şeftali, sārıg erük=kayısı, kara erük=siyah erik) — bu, günümüz Türkçesinde "erik"in yalnızca tek bir meyveyi (siyah/mor erik) belirtecek şekilde anlam daralmasına uğradığını gösterir. "alım" (borç) bir atasözünde geçer: "Alacaklı aslan gibi kabararak dolaşır, borçlu olan ise korkusundan fare gibidir." "āç" (aç) kelimesiyle ilgili atasözü ise "Aç, kendisine sunulan yemeği bırakmaz; tok ise onu ayıplar" der. "aŋduz" (andız otu) bitkisinin at karın ağrısını tedavi ettiği, seyahate çıkana tedbirli olması için söylendiği aktarılır. "eḍgü" (iyi) kelimesiyle ilgili beyitte "Yakınlarına iyilik et ve onları ağırla; hediye kabul ettiğinde güzel bir şeyle karşılığını hazırla" denerek Türk kültüründe hediyeleşme ve komşuluk değeri vurgulanır. "uçma.k" (cennet) kelimesi ise baharı tasvir eden bir şiirde geçer: "Türlü çiçekler açıldı, sanki ipek halı yayıldı, böylece cennet yeri görüldü."

Mehmet Kaplan'ın Değerlendirmesi: "Yazılı Bir Atlı Göçebe Medeniyeti Müzesi"

Mehmet Kaplan, Kültür ve Dil adlı eserinde Dîvânu Lugâti't-Türk'teki bir kelimeden hareketle önemli bir tespit yapar: Türklerin karlı sahalarda güneşin parıltısından gözlerini korumak için at kılından yaptıkları gözlüğe "gözündürük" dediklerini öğrenince, dilin arkeolojiden daha önemli bir kültür hazinesi olduğunu fark eder — çünkü eski çağlara ait yer altında saklanamayan nesneler, eski bir metinde bulunabilir. Kaplan'a göre "Kaşgarlı'nın lugatı yazılı bir atlı göçebe medeniyeti müzesidir." Bu tespit, sözlüğün yalnızca dilbilimsel değil, maddi kültür tarihi açısından da eşsiz bir kaynak olduğunu gösterir.

Türkçenin Coğrafi Yayılımı ve Günümüzdeki Durumu

Araştırmacı Ertuğrul Yaman'a göre Türk dili tarih boyunca çok geniş sahalara yayılmış köklü bir dildir; günümüzde Balkanlar'dan Çin'e kadar uzanan alanda farklı lehçe ve ağızlarla kullanılmaktadır. Macar bilgini H. Wambery'nin belirttiği gibi, Türkçe bilen biri Türkçe konuşa konuşa Balkanlar'dan Çin'e kadar seyahat edebilir. Yaman'a göre bugün dünya üzerinde Türkçe konuşanların sayısı tahminen 200-300 milyon arasındadır (ortalama 250 milyon); bu rakamla Türkçe, dünyanın en çok konuşulan dilleri arasında ilk beşe girmektedir. Bu geniş yayılım, Kaşgarlı Mahmud'un XI. yüzyılda Türk, Türkmen, Oğuz, Çigil, Yağma ve Kırgız lehçelerini bir araya toplama çabasının, Türk dilinin coğrafi genişliğiyle her zaman orantılı bir kayıt ihtiyacına karşılık geldiğini gösterir.

Özet

  • Kâşgarlı Mahmud, Dîvânu Lugâti't-Türk'ü Türk, Türkmen, Oğuz, Çigil, Yağma ve Kırgız lehçelerini derleyerek sözlük harfleri sırasına göre, atasözü/şiir örnekleriyle zenginleştirerek hazırlamıştır.
  • Sözlükteki "erük" kelimesi (şeftali/kayısı/erik genel adı) günümüzde anlam daralmasına uğrayarak yalnızca bir meyve türünü belirtir hâle gelmiştir.
  • "eḍgü" beytindeki hediyeleşme/komşuluk öğüdü ve "aŋduz" bitkisinin tedavi edici kullanımı, sözlüğün dönemin toplumsal değerlerine ve doğa bilgisine dair kanıtlar taşıdığını gösterir.
  • Mehmet Kaplan'a göre "gözündürük" örneği, dilin arkeolojiden daha değerli bir kültür hazinesi olduğunu kanıtlar; Kaşgarlı'nın lugatı "yazılı bir atlı göçebe medeniyeti müzesi"dir.
  • Ertuğrul Yaman'a göre Türkçe bugün Balkanlar'dan Çin'e kadar 200-300 milyon kişi tarafından konuşulan, dünyanın en çok konuşulan dilleri arasında ilk beşte yer alan bir dildir.
Editoryal bilgi11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı — 1. Kitap · PDF sayfa 126–129
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi