KONU ANLATIMI / 10. Sınıf

Doğal Kaynakların ve Biyoçeşitliliğin Korunması

Doğal Kaynakların ve Biyoçeşitliliğin Korunması

Türkiye, sahip olduğu zengin ekosistemler sayesinde biyolojik çeşitlilik bakımından dünyanın önemli ülkeleri arasındadır. Ancak son yıllarda bazı türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır: şah kartal, Anadolu parsı, çizgili sırtlan farklı düzeylerde tehdit altındadır; kelaynak kuşu ve Akdeniz foku nesli tükenme tehlikesi altındadır; alageyik ve ceylan gibi türler küresel ölçekte daha düşük riskli olsa da Türkiye'deki sınırlı popülasyonları nedeniyle koruma altındadır. Siklamen, Termessos çiğdemi ve Akdeniz kıyılarındaki kum zambağı gibi bitkiler de habitat kaybı ve insan etkisiyle yok olma riskiyle karşı karşıyadır. Bu kayıplarda insan faaliyetlerinin yanı sıra iklim değişikliği, yangınlar, volkanik olaylar ve deprem/sel/çığ gibi doğal afetler de etkilidir.

Biyoçeşitlilik ve Türkiye'nin Zenginliği

Biyoçeşitlilik; tür çeşitliliği, genetik çeşitlilik ve ekosistem çeşitliliğini kapsayan, bir ülkenin doğal zenginliğini ifade eden geniş bir kavramdır. İnsan yaşamının sürdürülebilirliği, doğanın bozulmadan devam etmesine bağlıdır — çünkü ekosistemlerden gıda, tıbbi bitki, odun, hayvan yemi gibi kaynaklar doğrudan veya dolaylı ve genelde karşılıksız biçimde sağlanır.

Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu'nun en zengin biyoçeşitliliğine sahip ülkesidir: 173 memeli, 493 kuş, 180 sürüngen ve 369 iç su balığı taksonu barındırır. Ülkede tanımlanmış 12.150 damarlı bitki taksonundan 3.496'sı endemiktir — Avrupa kıtasının toplam ~12.000 bitki türüne sahip olduğu düşünüldüğünde bu, Türkiye florasının ne kadar zengin olduğunu gösterir. Ancak insan faaliyetleri (kirlilik, habitat kaybı, iklim değişikliği, aşırı tüketim, istilacı türler) bu zenginliği her geçen gün daha fazla tehdit etmektedir.

Uluslararası Antlaşma ve Sözleşmeler

Biyoçeşitliliğin korunması dünyada ve Türkiye'de çeşitli uluslararası antlaşmalarla sürdürülür:

  • Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (diğer tüm ulusal/uluslararası uygulamaları doğrudan etkiler)
  • CITES (Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitkilerin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme)
  • Ramsar Sözleşmesi (Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında)
  • Bern Sözleşmesi (Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Doğal Yaşama Ortamlarının Korunması)
  • Akdeniz'de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokol
  • Karadeniz'de Biyolojik Çeşitlilik ve Peyzajın Korunması Protokolü

Bu antlaşmalar doğrultusunda Türkiye, kaynakların sürdürülebilir kullanılacağının teminatını vermiştir. Ülkenin biyolojik zenginliğini tanımlamak için TÜBİTAK "Türkiye Bitkileri Veri Tabanı"nı, gönüllü uzmanlar 2007-2013 arasında "Nuh'un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı"nı oluşturmuştur. KKTC'de ise Çevre Koruma Dairesi ve "Flora, Fauna Türleri ve Yabani Kuşların Korunması" tüzüğü kapsamında benzer çalışmalar yürütülür.

Tür Koruma Çalışmaları

Nesli tehlike altındaki türleri korumak için Türkiye'de başta deniz kaplumbağaları, Akdeniz foku ve kelaynaklar olmak üzere koruma çalışmaları sürdürülür:

  • Akdeniz fokunun korunması için T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde "Akdeniz Foku Türk Ulusal Komitesi" kurulmuş, Ege ve Akdeniz kıyılarında pilot koruma alanları oluşturulmuştur.
  • Türkiye'de deniz kaplumbağalarına ait 21 önemli üreme bölgesi doğal sit statüsüyle koruma altına alınmıştır.
  • Şanlıurfa-Birecik civarında yaşayan, nesli tehlikedeki kelaynaklar için kurulan üreme istasyonuyla koruma sağlanmıştır.

Alan Koruma (Yerinde Koruma) Çalışmaları

Türlerin kendi habitatlarında korunması için millî parklar, tabiat koruma alanları, tabiat parkları, yaban hayatı geliştirme sahaları ve sulak alanlar oluşturulmuştur; bunlar Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü tarafından korunur. Kaz Dağları Millî Parkı ve Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası bu tür alanlara örnektir.

Alan Dışı Koruma Çalışmaları

Biyoçeşitliliği doğal habitatının dışında koruma amacıyla ağaç parkları (arboretumlar), botanik bahçeleri, gen bankaları, arazi gen bankaları ve tohum bankaları kurulmuştur:

  • Türkiye'de alan dışı koruma ilk olarak Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü'nün kurulmasıyla başlamış; burada oluşturulan ulusal tohum gen bankasında 3.339 türe ait 55.000'den fazla tohum örneği (yerel/ıslah edilmiş çeşitler ile yabani/endemik türler) korunmaktadır.
  • Ankara'daki Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü bünyesindeki Türkiye Tohum Gen Bankası'nda günümüzde 51.000 tohum koruma altındadır.
  • 1992'de başlatılan Ulusal Arazi Gen Bankası çalışmalarında Türkiye kökenli meyve ve bağ genetik kaynakları, farklı araştırma enstitülerinin arazi gen bankalarında (koordinatör kurum Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü) en az iki ayrı yerde saklanır.
  • Botanik bahçeleri (Ankara'da Türkiye Millî Botanik Bahçesi, İstanbul'da Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi, Adana'da Çukurova Üniversitesi'nde Ali Nihat Gökyiğit Botanik Bahçesi) ve 1982'de kurulan Atatürk Arboretumu (İstanbul), bitki türlerini korurken insanlara gezinti, dinlenme ve araştırma imkânı da sunar.

Özet

  • Biyoçeşitlilik, tür/genetik/ekosistem çeşitliliğini kapsar; Türkiye 12.150 damarlı bitki taksonu (3.496'sı endemik) ile Avrupa ve Orta Doğu'nun en zengin biyoçeşitliliğine sahip ülkesidir.
  • Koruma, uluslararası sözleşmeler (Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, CITES, Ramsar, Bern) çerçevesinde; tür koruma (kelaynak, Akdeniz foku, deniz kaplumbağası), alan koruma/yerinde koruma (millî parklar, yaban hayatı geliştirme sahaları) ve alan dışı koruma (tohum/gen bankaları, botanik bahçeleri, arboretumlar) olmak üzere üç yöntemle sürdürülür.
Editoryal bilgi10. Sınıf Biyoloji — 1. Kitap · PDF sayfa 159–166
Sincap Eğitim Editör Ekibi tarafından incelendi · Son güncelleme: 27 Eylül 2026 · Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi