KONU ANLATIMI / 9. Sınıf

Hikâye (Öykü) ve Metin İncelemesi

9. Sınıf Edebiyat Tema 2: Hikâye (Öykü) ve Metin İncelemesi

Edebiyatın en önemli türlerinden biri olan hikâye (öykü), yaşanmış ya da yaşanması mümkün olan olayların bir yazar tarafından kurgulanarak okuyucuya aktarılmasıdır. 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı dersi Anlam Arayışı temasında, hikâye türünün inceliklerini, yazarın kurduğu dünyayı ve bir metni derinlemesine anlamanın yollarını öğreneceğiz. Bu yazımızda, hikâyenin temel yapı taşlarını, tema ve konu kavramlarını, metindeki iletileri ve yazar-metin ilişkisini ayrıntılı olarak inceleyeceğiz.

1. Hikâye ve Kurmaca Kavramı

Bir edebi metin olarak hikâye, gerçek hayattan beslense de asla gerçeğin birebir kopyası değildir. Yazar, gözlemlediği ya da deneyimlediği olayları kendi hayal dünyasının süzgecinden geçirir, yeniden şekillendirir ve ortaya yeni bir dünya çıkarır. İşte yazarın hayal gücüyle oluşturduğu bu yeni dünyaya kurmaca denir.

Hikâyede yazar, gerçeklikten aldığı malzemeyi (kişi, zaman, mekân, olay) kendi estetik anlayışına göre yoğurur. Kurmaca sayesinde sıradan bir olay, edebi bir esere dönüşür. Örneğin; günlük hayatta gördüğümüz yaşlı bir adam ile bir ağaç, yazarın kurmaca dünyasında doğanın ve insanın iç içe geçtiği derin bir anlam kazanabilir. Kurmaca, yazarın zihninde doğar, kelimelerle kâğıda dökülür ve okuyucunun zihninde yeniden canlanır.

2. Hikâyenin Temel Unsurları

Hikâyeyi oluşturan başlıca unsurlar şunlardır:

a. Olay (Olay Örgüsü)

Hikâyenin merkezinde yer alan, kahramanların başından geçen ya da kahramanların içinde bulunduğu durumlara olay denir. Hikâyelerde genellikle bir ana olay bulunur ve diğer detaylar bu olayı destekler. Olayların belirli bir nedensellik bağı içinde arka arkaya sıralanmasına ise olay örgüsü adı verilir.

b. Kişiler (Kişi Kadrosu)

Hikâyede yer alan ve anlatılan olayla dolaylı ya da dolaysız ilişkisi bulunan varlıkların bütününe kişi kadrosu denir. Hikâyelerde genellikle az sayıda karakter vardır. Olayların etrafında şekillendiği en önemli karaktere başkahraman denir. Hikâye kişileri genellikle tipik özellikleriyle ya da tek bir yönleriyle (kıskançlık, fedakârlık, korkaklık vb.) yansıtılır. Yazar, bu kişilerin fiziksel ve ruhsal özelliklerini kelimelerle okuyucuya aktarır.

c. Mekân (Yer)

Olayların yaşandığı ya da kişilerin içinde bulunduğu çevreye mekân denir. Hikâyelerde mekân sadece bir arka plan değildir; aynı zamanda kahramanların ruh halini yansıtan, olayın atmosferini belirleyen önemli bir unsurdur. Yazar, mekânı zihnimizde canlandırmak için betimleyici anlatımdan yararlanır. Örneğin; kasvetli bir hava ve dar bir sokak betimlemesi, kahramanın iç sıkıntısını okuyucuya hissettirebilir.

d. Zaman

Olayların başlangıcından bitişine kadar geçen süreye zaman denir. Hikâyelerde olaylar genellikle kısa bir zaman diliminde geçer. Zaman, kronolojik bir sırayla (sabah-öğle-akşam) ilerleyebileceği gibi, geriye dönüş (flashback) teknikleriyle geçmişe de uzanabilir.

3. Çatışma Kavramı

Edebi metinlerde olayların gelişmesini, hikâyenin akışını sağlayan en önemli unsur çatışmadır. Değişik fikirlere, inançlara veya özelliklere sahip olmaktan kaynaklanan anlaşmazlık durumları çatışma olarak adlandırılır.

Çatışmalar; iyi ile kötü, güzel ile çirkin, aydınlık ile karanlık, doğa ile insan, gelenek ile yenilik gibi zıtlıklar üzerinden kurgulanır. Yazar tarafından kurgulanmış metinlerde kahramanlar çeşitli sorunlar yaşar. Bu sorunlar çatışmaları doğurur, çatışmalar da olayların gelişimini ve merak unsurunun canlı kalmasını sağlar. Örneğin; insanın doğaya hükmetme arzusu ile doğanın kendi dengesi arasındaki mücadele güçlü bir çatışma unsurudur. Çatışma çözüldüğünde hikâye de genellikle sonuca ulaşır.

4. Tema ve Konu

Bir edebi metni çözümlerken en çok karıştırdığımız iki kavram tema ve konudur. Ancak bu ikisi birbirinden farklıdır:

Tema: Edebi eserde işlenen, okuyucuya verilmek istenen temel duygu veya düşüncedir. Tema daima soyuttur ve genel bir kavramı ifade eder. Aşk, ayrılık, doğa sevgisi, yaşama sevinci, gurbet, dostluk, kahramanlık birer temadır. Tema, hikâyenin her unsurunu etrafında toplayan görünmez bir atmosfer gibidir.

Konu: Temanın sınırlandırılarak somutlaştırılmış, belirli bir yer, zaman ve kişi kadrosuna bağlanmış hâline konu denir. Konu somuttur. Örneğin; "Aşk" temadır. Ancak "Mecnun’un Leyla’ya duyduğu aşk uğruna çöllere düşmesi" konudur. Bir yazar "Doğa sevgisi" temasını işlemek isteyebilir; bunu da "sahil kenarındaki eski bir kavağın kesilmesi" konusu üzerinden anlatabilir.

5. Ana Düşünce ve Yardımcı Düşünce

Yazarın, metni kaleme alırken okuyucuya vermek istediği temel mesaja, okuyucunun o metinden çıkarması gereken genel yargıya ana düşünce (ana fikir) denir. Ana düşünce genellikle bir cümleyle ifade edilebilecek netliktedir. Yazar, bu ana düşünceyi okura kavratabilmek için çeşitli örnekler, olaylar ve detaylar sunar. Ana düşünceyi destekleyen, onu daha anlaşılır kılan bu yan fikirlere de yardımcı düşünce denir.

Örneğin, bir hikâyede doğanın korunması gerektiği anlatılıyorsa bu ana düşüncedir. İnsanların hırsları yüzünden ağaçların kesilmesi, hayvanların yuvasız kalması ise ana düşünceyi destekleyen yardımcı düşüncelerdir.

6. Metindeki İletiler: Açık İleti ve Örtük İleti

Yazar, metin aracılığıyla okuyucuya bir mesaj gönderir. Bu mesaja ileti denir. İletiler iki şekilde karşımıza çıkar:

  • Açık İleti: Yazarın anlatmak istediğini doğrudan, herkesin anlayabileceği net bir şekilde ifade etmesidir. Okuyucu metne baktığında ekstra bir yorum yapmadan yazarın ne demek istediğini anlar.
  • Örtük İleti: Yazarın vermek istediği mesajı kelimelerin ve olayların arkasına, sembollerin, imgelerin ve çağrışımların içine gizlemesidir. Örtük iletiyi bulmak okuyucunun çabasına, kültür birikimine ve metinle kurduğu etkileşime bağlıdır. Bu nedenle edebi metinlerden farklı zamanlarda, farklı kişiler tarafından farklı anlamlar çıkarılabilir.

7. Yazar-Metin İlişkisi ve Yazarın Tutumu

Hiçbir metin yazarından bağımsız düşünülemez. Yazarın yaşantısı, inançları, eğitimi, içinde bulunduğu toplumun kültürel ve tarihi özellikleri metne mutlaka yansır. Yazar, eserini kaleme alırken ele aldığı konuya ve kişilere karşı belirli bir yaklaşım sergiler. Buna yazarın tutumu denir. Yazar; olayları eleştirel, tarafsız, alaycı, iyimser veya karamsar bir tutumla anlatabilir. Yazarın kelime seçimi, kullandığı sıfatlar ve kahramanlarına yaklaşımı onun tutumunu ele verir.

8. Okuma Stratejileri ve Dilin İşlevi

Metinle doğru etkileşim kurmak için uygun okuma stratejilerini belirlemek önemlidir. * Sesli Okuma: Göz ve bellek ilişkisiyle yazıya aktarılmış anlamın konuşma organlarıyla ifade edilmesidir. Şiir gibi ahengin, duygunun ve ses zenginliğinin ön planda olduğu metinlerde sesli okuma tercih edilir. Vurgu ve tonlamaya dikkat edilmelidir. * Sessiz Okuma: Konuşma organlarını kullanmadan, metnin anlamının doğrudan göz ve zihin ilişkisiyle kavranmasıdır. Roman, hikâye gibi uzun metinlerde hızlı ve etkin bir kavrama sağlamak için sessiz okuma yapılır. Dudak kıpırdatmak veya mırıldanmak okuma hızını düşüren kusurlardır.

Hikâyelerde, zihinde canlandırma sağlamak için betimleyici anlatım; olayları bir akış içinde vermek için ise öyküleyici anlatım sıkça kullanılır. Edebi bir tür olduğu için hikâyelerin dilinde genellikle sanatsal (şiirsel) işlev ve kelimelerin yan/mecaz anlamları ağırlık taşır; edebi dil kullanılır.

Editoryal bilgi9. Sınıf Türk Dili Ve Edebiyatı Dersi — 1. Kitap · PDF sayfa 75–97
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir

ÖĞRENDİKLERİNİ DENE

Bilgini bir adım ileri taşı.

Konuyu tamamladın. Açıklamalı sorularla ne öğrendiğini keşfet.

Konu Testi