Osmanlı Devleti’nin Uygulamaya Koyduğu Yenilikler
Osmanlı Devleti, 16. yüzyılda sınırları üç kıtaya yayılan, askeri, siyasi ve ekonomik anlamda dünyanın en büyük güçlerinden biriydi. Ancak zamanla dünyada, özellikle Avrupa'da yaşanan gelişmeler karşısında Osmanlı Devleti bu üstünlüğünü yitirmeye başlamış, gerileme ve toprak kayıplarıyla karşı karşıya kalmıştır. Avrupalı devletlerin her alanda hızla ilerlemesi, Osmanlı yöneticilerini ve aydınlarını devletin eski gücüne kavuşabilmesi için çeşitli arayışlara itmiştir. Bu arayışlar sonucunda "yenileşme" ya da "ıslahat" adını verdiğimiz çeşitli adımlar atılmıştır.
1. Avrupa'daki Gelişmeler ve Osmanlı Devleti'ne Etkileri
Osmanlı'nın yenilik hareketlerini tam olarak kavrayabilmek için öncelikle Avrupa'daki tarihsel gelişim sürecine ve bu sürecin Osmanlı üzerindeki etkilerine bakmak gerekir:
Coğrafi Keşifler ve Sömürgecilik
- ve 16. yüzyıllarda Pusulanın geliştirilmesi, okyanuslara dayanıklı gemilerin yapılması ve Avrupalıların yeni ticaret yolları bulma arzusu, Coğrafi Keşiflerin yaşanmasına sebep oldu. Keşifler sonucunda Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan İpek ve Baharat Yolları büyük oranda önem kaybetti. Akdeniz limanlarındaki ticaret canlılığını yitirdi ve Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar değer kazandı. Avrupalılar, sömürgeleştirdikleri yeni bölgelerden elde ettikleri değerli madenleri Avrupa'ya taşıyarak zenginleştiler. Osmanlı ekonomisi, ticaret yollarının değişmesiyle birlikte çok ciddi bir şekilde olumsuz etkilendi.
Rönesans ve Reform Hareketleri
Rönesans, Avrupa'da bilim, sanat ve edebiyatta yeniden doğuş anlamına gelirken, insanların akla ve deney-gözleme önem vermelerini sağladı. Rönesans'ın getirdiği özgür düşünce ortamı sayesinde skolastik düşünce (kilise baskısı) yıkıldı. Reform hareketleri ise Almanya'da Martin Luther öncülüğünde Katolik kilisesindeki bozulmalara karşı başlatılan dinsel bir yenilenmedir. Reform sonucunda Avrupa'nın mezhep birliği parçalandı, Katolik ve Protestanlar arasında savaşlar çıktı. Osmanlı Devleti, kendi topraklarında farklı inançlara sağladığı hoşgörü ortamı nedeniyle Reform'dan içte doğrudan olumsuz etkilenmemiştir. Hatta Avrupa'nın iç savaşlarla uğraşması Osmanlı'nın Avrupa'daki ilerleyişini bir süre kolaylaştırmıştır.
Aydınlanma Çağı ve Sanayi İnkılabı
Rönesans ve Reform'un birikimiyle 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'da bilimsel düşüncenin doruğa çıktığı "Aydınlanma Çağı" yaşandı. Bu çağın bir sonucu olarak da İngiltere'de insan ve hayvan gücünden makine gücüne geçişi ifade eden Sanayi İnkılabı patlak verdi. Fabrikalarda hızlı ve ucuz seri üretim yapılmaya başlandı. Sanayi İnkılabı, Osmanlı Devleti’ni en derinden sarsan gelişmelerin başında gelir. Seri üretim yapan Avrupa malları karşısında el tezgahlarında ve küçük atölyelerde üretim yapan Osmanlı esnafı rekabet edememiş, dükkanlar kapanmış ve işsizlik artmıştır. Ülke adeta Avrupalıların ucuz mallarını sattıkları bir "açık pazar" ve hammadde kaynağı haline gelmiştir.
Fransız İhtilali (1789)
Fransa'da halkın krallık yönetimine karşı başlattığı bir isyandır. İhtilal sonucunda özgürlük, eşitlik, adalet ve "milliyetçilik" kavramları tüm dünyaya yayıldı. "Her millete bir devlet" anlayışını savunan milliyetçilik akımı, Osmanlı gibi çok uluslu (imparatorluk) yapıya sahip devletler için büyük bir yıkım oldu. Sırplar, Yunanlılar gibi Balkan ulusları Osmanlı'dan ayrılarak kendi bağımsız devletlerini kurmak için isyanlar başlattılar. Bu isyanlar devletin parçalanma sürecini hızlandırdı. Öte yandan, eşitlik ve hak kavramları Osmanlı'da demokratikleşme adımlarının (Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Meşrutiyet) atılmasında da etkili oldu.
2. Osmanlı Devleti’nde Uygulamaya Konulan Yenilikler
Avrupa'nın her alanda Osmanlı'yı geride bıraktığı anlaşılınca devlet kademesinde büyük yenilik hamleleri yapılmıştır.
Lale Devri (1718 - 1730)
1718 Pasarofça Antlaşması ile başlayan ve 1730 Patrona Halil İsyanı ile biten bu dönem, Osmanlı tarihinde Batı'nın ilk kez örnek alındığı bir devirdir. Padişahı III. Ahmed, Sadrazamı ise Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'dır. İstanbul'da yetiştirilen lalelerden adını almıştır. - Matbaanın Gelişi: İbrahim Müteferrika ve Yirmisekiz Çelebizade Said Efendi'nin çabalarıyla Avrupa'dan "ilk Türk matbaası" (1727) getirilmiştir. Böylece kitap basımı hızlanmış, bilgi daha geniş kitlelere yayılabilmiştir. - Elçiliklerin Açılması: Avrupa'daki bilimsel ve teknik gelişmeleri yakından takip etmek için Paris, Londra gibi başkentlere ilk kez geçici elçiler (Yirmisekiz Mehmed Çelebi gibi) gönderilmiştir. - Tulumbacılar Ocağı: İstanbul'daki sık sık çıkan büyük yangınlara müdahale edebilmek amacıyla ilk modern itfaiye teşkilatı kurulmuştur. - Çiçek Aşısı: Sağlık alanında Avrupa'da bile yaygınlaşmadan önce çiçek aşısı uygulaması başlatılmıştır. - Mimari: Çeşmeler, kütüphaneler ve saraylar yapılmış; Doğu ve Batı sentezi eserler (Sultan III. Ahmed Çeşmesi vb.) verilmiştir.
III. Selim Dönemi Yenilikleri
Avrupa'daki askeri ve teknolojik gelişmeleri yakından takip eden Sultan III. Selim, orduda ve devlette kapsamlı bir yenileşme programı başlatmıştır. Bu döneme Nizam-ı Cedid (Yeni Düzen) adı verilir. - Batı tarzında Nizam-ı Cedid Ordusu kurulmuştur. - Bu yeni ordunun kıyafet, silah ve diğer masraflarını karşılamak üzere İrâd-ı Cedid (Yeni Hazine) oluşturulmuştur. - Orduya subay yetiştirmek amacıyla Kara Mühendishanesi (Mühendishane-i Berrî-i Hümâyun) açılmıştır. - Avrupa'nın önemli başkentlerine, daha önce geçici olarak açılan elçilikler "daimi (kalıcı)" hale getirilmiştir. - Yerli malı kullanımını teşvik etmek amacıyla çuha, kumaş ve kâğıt fabrikaları kurulmuştur.
II. Mahmud Dönemi Yenilikleri
II. Mahmud, Osmanlı Devleti'nin en çok ve en radikal ıslahat yapan padişahlarından biridir. Bozulan ve devlete zarar vermeye başlayan kurumları tamamen ortadan kaldırarak yerlerine yenilerini kurmayı tercih etmiştir. - Askeri Alanda: Disiplinsiz davranışlarıyla devlete zarar veren, yeniliklerin önünde engel olan Yeniçeri Ocağı, 1826 yılında tamamen kaldırılmıştır. Bu olaya Vaka-i Hayriye (Hayırlı Olay) denir. Yerine modern usullere göre talim yapan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye ordusu kurulmuştur. Ayrıca subay ihtiyacını karşılamak için Harp Okulu (Mekteb-i Harbiye) ve askeri mızıka (bando) okulu (Muzıka-yi Hümayun) açılmıştır. - İdari Alanda: Eski Divan teşkilatı kaldırılarak, günümüz bakanlıklarına benzer "Nazırlıklar" (Bakanlıklar) kurulmuştur. Nüfus sayımı yapılmış (sadece erkekler sayılmış, asker potansiyelini görmek için), posta teşkilatı ve karantina usulü uygulanmıştır. Ayrıca halkı yeniliklerden ve devlet meselelerinden haberdar etmek için ilk resmi gazete olan Takvim-i Vekayi çıkarılmıştır. - Toplumsal Alanda: Memurlar için fes, ceket ve pantolon giyme zorunluluğu getirilmiş, devlet kurumlarındaki kılık kıyafet Avrupa tarzına uyarlanmıştır.
Tanzimat ve Sonrası Yenilikler
Sultan Abdülmecid döneminde, 3 Kasım 1839 tarihinde ilan edilen Tanzimat Fermanı (Gülhane-i Hatt-ı Hümâyun) ile Osmanlı Devleti'nde yeni bir devir başlamıştır. Fermanın en önemli özelliği, padişahın kendi yetkilerini ilk kez kendi isteğiyle kanunların üstünlüğü ilkesine dayandırarak sınırlandırmasıdır. Tanzimat Fermanı ile; - Hiç kimsenin yargılanmadan cezalandırılmayacağı, - Herkesin can, mal ve namus güvenliğinin kanun garantisinde olduğu, - Vergilerin herkesin gelirine göre adil toplanacağı ilan edilmiştir. Ayrıca Tanzimat döneminde eğitim ve kültür alanında önemli adımlar atılmış, Tercüman-ı Ahval, Tasvir-i Efkâr gibi ilk özel gazeteler çıkarılmıştır. Avrupa tarzında sanayileşmek amacıyla tekstil, cam, kâğıt ve fişek fabrikaları gibi tesisler açılmış ancak nitelikli iş gücü, teknolojik birikim ve sermaye yetersizliğinden dolayı sanayileşme hamlesi tam istenilen seviyeye ulaşamamıştır.
3. Avrupa Kültüründe Osmanlı Etkisi (Turquerie - Türk Modası)
Osmanlı Devleti, yenileşme sürecinde Batı'dan etkilenirken, aynı zamanda Batı'yı da kültürel yönden etkilemeyi başarmıştır. 18. yüzyılda Avrupa'da Osmanlı kültürüne karşı büyük bir hayranlık uyanmış ve bu duruma "Türk Modası" (Turquerie) denmiştir. - Avrupalı ressamlar Osmanlı yaşantısını tablolarına yansıtmış, saray odaları Türk halı ve çinileriyle süslenmiştir. - Osmanlı'nın meşhur kahve kültürü, Avrupa'nın sosyal yaşantısına damga vurmuş, Viyana ve Paris gibi şehirlerde kahvehaneler, insanların buluşma noktaları haline gelmiştir. - Mimari anlamda da Türk motiflerinden esinlenilmiştir. Örneğin Avusturya'nın başkenti Viyana'da inşa edilen Belvedere Sarayı'nın çatılarında Türk çadırlarının şeklinden, kubbelerinde ise Türk askerlerinin miğferlerinden esinlenilmiştir. Hilal ve yıldız motifleri, sivri kemerler dönemin Avrupa'daki birçok yapısında kendine yer bulmuştur.
Özetle, Osmanlı Devleti değişen dünya şartlarına ayak uydurabilmek, kaybedilen gücü ve prestiji geri kazanabilmek için askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda bir dizi yenileşme hamlesi yapmış; bu süreçte Avrupa'yı yakından takip ederken köklü geçmişiyle Avrupa'nın sanat ve günlük yaşantısına da ilham vermiştir.
Yayın ilkelerimiz · Hata bildir