Özel Gereksinimli Bireyler İçin Fırsat Eşitliği
İçinde yaşadığımız toplum, birbirinden farklı özelliklere, yeteneklere, fiziksel ve zihinsel yapıya sahip milyonlarca bireyden oluşur. Bir bahçedeki çiçeklerin farklı renklerde ve biçimlerde olması o bahçeye nasıl bir zenginlik ve güzellik katıyorsa, toplumdaki insanların farklılıkları da insanlık ailesinin en büyük zenginliğidir. Ancak toplumsal hayatta bazı bireyler, sahip oldukları fiziksel, zihinsel, ruhsal veya duyusal özellikler nedeniyle günlük yaşam aktivitelerini diğer insanlar gibi kolayca sürdüremeyebilirler. İşte bu noktada karşımıza "özel gereksinimli birey" kavramı ve onların toplumsal hayata tam katılımını sağlamak için hayati öneme sahip olan "fırsat eşitliği" ilkesi çıkmaktadır.
Özel Gereksinimli Birey Kimdir?
Doğuştan veya sonradan meydana gelen hastalıklar, kazalar veya yaşlılık gibi nedenlerle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan bireylere özel gereksinimli bireyler denir. Geçmişte "engelli" veya "özürlü" gibi kelimeler kullanılmış olsa da, günümüzde bu durumun bireyin bir eksikliği değil, sadece "farklı bir gereksinim" durumu olduğu kabul edildiğinden, en doğru tanımlama "özel gereksinimli birey"dir.
Görme, işitme, ortopedik veya zihinsel farklılıkları olan bireyler, tıpkı toplumun diğer üyeleri gibi yaşama, eğitim görme, çalışma, seyahat etme ve eğlenme gibi temel insani haklara sahiptirler. Önemli olan, toplumun ve devletin bu bireylerin önündeki fiziksel, sosyal ve psikolojik engelleri kaldırarak onlara eşit imkânlar sunabilmesidir.
Toplumsal Hayatta Karşılaşılan Zorluklar ve Engeller
Özel gereksinimli bireylerin toplumda yaşadıkları en büyük sorun, sahip oldukları farklılıklar değil; toplumun, mimari yapıların, eğitim sisteminin ve iş dünyasının onların ihtiyaçlarına göre tasarlanmamış olmasıdır. Gerçek "engel", merdiven çıkamamak değil; tekerlekli sandalyenin çıkabileceği bir rampanın veya asansörün olmamasıdır. Gerçek "engel", duyamamak değil; televizyon programlarında veya kamu spotlarında işaret dili çevirisinin yapılmamasıdır.
Özel gereksinimli bireylerin karşılaştığı başlıca zorluklar şunlardır: 1. Fiziksel ve Mimari Engeller: Yüksek kaldırımlar, rampası olmayan binalar, dar kapılar, sesli uyarı sistemi olmayan trafik ışıkları, toplu taşıma araçlarının uygunsuz tasarımı. 2. Eğitimde Fırsat Eşitsizliği: Uygun materyal (örneğin Braille alfabesiyle basılmış kitaplar), özel eğitim öğretmeni veya fiziksel erişim imkânlarının yetersizliği nedeniyle eğitime ulaşımda yaşanan güçlükler. 3. İstihdam (Çalışma) Sorunları: Özel gereksinimli bireylerin yeteneklerine uygun iş bulamamaları, iş yerlerinin fiziksel şartlarının uygun olmaması ve işverenlerin ön yargıları. 4. Sosyal ve Psikolojik Engeller (Ön Yargılar): Toplumdaki bazı bireylerin acıyarak bakması, dışlaması, yetersiz görmesi veya aşırı korumacı davranması; özel gereksinimli bireylerin öz güvenini zedeleyen en yıkıcı faktördür.
Fırsat Eşitliği ve Pozitif Ayrımcılık
Fırsat eşitliği, toplumdaki tüm bireylerin, dil, din, ırk, cinsiyet veya özel gereksinim durumu fark etmeksizin eğitim, sağlık, adalet, çalışma gibi tüm imkânlardan eşit bir şekilde faydalanabilmesidir. Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, sadece ekonomik gücüyle değil, en kırılgan üyelerine (çocuklar, yaşlılar, özel gereksinimli bireyler) sunduğu imkânlarla, onlara sağladığı yaşam kalitesiyle ölçülür.
Özel gereksinimli bireylerin toplumdaki diğer insanlarla eşit şartlara gelebilmesi için bazen onlara ekstra destekler, özel haklar ve kolaylıklar sağlanması gerekir. Toplumda dezavantajlı konumda olan grupların (özel gereksinimli bireyler, kadınlar, çocuklar vb.) durumlarını iyileştirmek, onları diğer gruplarla eşit seviyeye getirmek amacıyla uygulanan bu özel politikalara ve ayrıcalıklara pozitif ayrımcılık denir.
Pozitif ayrımcılık uygulamalarına örnekler: - Kamu kurumlarında ve özel sektörde belirli bir oranda özel gereksinimli personel çalıştırma zorunluluğu (İstihdam kotası). - Toplu taşıma araçlarından ücretsiz veya indirimli faydalanma hakkı. - Eğitim sınavlarında (örneğin LGS, YKS) ek süre verilmesi, okuyucu-kodlayıcı desteği sağlanması. - Vergi indirimleri ve aylık maddi destek (engelli maaşı, evde bakım ücreti) sağlanması. - Otoparklarda özel gereksinimli araçları için özel yerlerin ayrılması.
Bu uygulamalar, bir haksızlık veya kayırma değil; adaletin sağlanması için atılmış zaruri adımlardır. Nasıl ki gözü bozuk olan birinin uzağı görebilmesi için gözlük takması bir ayrıcalık değil, ihtiyacının karşılanması ise; pozitif ayrımcılık da tam olarak budur.
Bizlere (Topluma) Düşen Görevler Nelerdir?
Devletin yasal düzenlemeler yapması ve mimari engelleri kaldırması çok önemlidir; ancak bunlar tek başına yeterli değildir. Toplumun her bir ferdine düşen önemli görevler ve sorumluluklar vardır:
- Farkındalık ve Empati Geliştirmek: Herkesin bir gün özel gereksinimli bir birey olma ihtimali bulunduğunu unutmamalıyız. Kendimizi onların yerine koyarak (empati), karşılaştıkları zorlukları anlamaya çalışmalıyız.
- Ön Yargıları Yıkmak: Özel gereksinimli bireylerin sadece yardıma muhtaç kişiler olduğu düşüncesinden kurtulmalıyız. Onların da sanatta, sporda, bilimde ve iş hayatında harika işler başarabileceklerine inanmalıyız.
- Kelimelerimize Dikkat Etmek: Kullanacağımız dil, iletişimin kalitesini belirler. Dışlayıcı, acıyıcı veya küçümseyici ifadeler yerine, onur kırıcı olmayan, saygılı ve doğru ifadeler (özel gereksinimli, görme farklılığı vb.) kullanmalıyız.
- Kurallara Uymak: Engelli otoparklarına araç park etmemek, kaldırımlardaki sarı kılavuz çizgilerinin üzerini kapatmamak (esnaf tezgahı veya araç koymamak), toplu taşımada onlara ayrılan yerleri işgal etmemek gibi çok basit ama hayat kurtarıcı kurallara uymak her vatandaşın görevidir.
Engelleri Aşan Başarı Hikâyeleri
Tarihimiz ve günümüz, fiziksel veya zihinsel engellerin, inanç ve azim karşısında nasıl eriyip gittiğini gösteren sayısız başarı hikâyesiyle doludur. * Dünyaca ünlü fizikçi Stephen Hawking, ALS hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olmasına ve sadece bir yanak kasıyla iletişim kurabilmesine rağmen evrenin sırlarını çözen kitaplar yazmış, bilim dünyasına yön vermiştir. * Millî yüzücümüz Sümeyye Boyacı, iki kolu olmadan doğmasına rağmen, "Balıkların da kolları yok ama yüzebiliyorlar" diyerek suya atlamış, dünya ve Avrupa şampiyonalarında altın madalyalar kazanarak ülkemizi gururlandırmıştır. * Ampute Millî Futbol Takımımız, üst üste kazandığı Avrupa ve Dünya Şampiyonlukları ile, engellerin sadece zihinlerde olduğunu, inanan bir kalbin önünde hiçbir engelin duramayacağını tüm dünyaya ispatlamıştır. * Ünlü halk ozanımız Âşık Veysel Şatıroğlu, yedi yaşında çiçek hastalığı nedeniyle gözlerini kaybetmiş, ancak "Uzun ince bir yoldayım" diyerek yazdığı o derin ve felsefi şiirlerle, gören gözlerin bile göremediği hakikatleri gönül gözüyle görmüş ve milletimizin kalbine taht kurmuştur.
Sonuç olarak; özel gereksinimli bireyler için fırsat eşitliği sağlamak, sadece bir lütuf veya yardımseverlik değil, bir insan hakları meselesidir. Engellerin kalktığı, farklılıkların zenginlik olarak görüldüğü ve herkesin eşit fırsatlarla potansiyelini gerçekleştirebildiği bir toplum, aydınlık yarınlara yürüyen güçlü bir toplumdur.