Gülü İncitme Gönül: İletişimde Nezaket ve Söz Varlığı
İnsan, sosyal bir varlıktır ve varlığını sürdürebilmesi için çevresiyle sürekli iletişim hâlinde olması gerekir. Ancak bu iletişimin niteliği, bizim nasıl bir insan olduğumuzu ve toplum içindeki yerimizi belirler. Türk edebiyatının önemli şairlerinden Bestami Yazgan'ın "Gülü İncitme Gönül" adlı şiiri, iletişimin en temel kurallarından biri olan "nezaket" ve "hoşgörü" üzerine muazzam öğütler verir. Bu derste şiirin derin anlamına, söz varlığımıza kattığı zenginliklere ve iletişimdeki yerine odaklanacağız.
Şiirde Tema ve Ana Duygu
Şiirler, duyguları en yoğun ve en estetik biçimde aktaran edebi metinlerdir. Bir şiiri okurken sadece kelimelere değil, o kelimelerin arkasında yatan derin anlama (örtük anlama) da bakmalıyız.
"Gülü İncitme Gönül" şiirinin temel konusu, insanlar arası ilişkilerde nezaket, saygı ve alçakgönüllülüktür. Şiirin ana duygusu ise, hiçbir canlıyı kırmamak ve kalp kırmaktan kaçınmak gerektiği inancıdır.
Şiirden İletişim Öğütleri
-
Doğayla ve Çevreyle Uyum: "Çiçeklerle hoş geçin, Balı incitme gönül. Bir küçük meyve için, Dalı incitme gönül." Şair burada sadece insanlara değil, doğaya karşı da nazik olmamız gerektiğini vurgular. Bir amaca (meyve) ulaşmak için, o amacı var eden asıl kaynağa (dal) zarar vermemeliyiz. İletişimde de kendi çıkarlarımız için dostlarımızın kalbini kırmamalıyız.
-
Sözün Gücü ve Dilin Doğru Kullanımı: "Konuşmak bize mahsus, Olsa da bir güzel süs, 'Ya hayır de, yahut sus.' Dili incitme gönül." Konuşma yeteneği insana özgüdür. Ancak bu yeteneği insanları incitmek için değil, güzellikler yaymak için kullanmalıyız. "Ya hayır konuş ya da sus" ilkesi, sosyal ilişkilerde dedikodudan, kötü sözden ve yalandan uzak durmamızı öğütler.
-
Yapıcı Olmak ve Sevgiyi Yaymak: "Sevmekten geri kalma, Yapan ol, yıkan olma, Sevene diken olma, Gülü incitme gönül." İnsan ilişkilerinde yapıcı olmak, kırılan kalpleri onarmak çok önemlidir. Seven insanlara karşı zorlayıcı (diken) olmak yerine, sevgiyi büyüten bir tavır sergilemeliyiz.
-
Alçakgönüllülük (Tevazu): "Başın olsa da yüksek, Gözün enginde gerek, Kibirle yürüyerek, Yolu incitme gönül." İnsan ne kadar başarılı olursa olsun, makamı ne kadar yükselirse yükselsin (başı yüksekte olsa da), her zaman alçakgönüllü (gözü enginde) olmalıdır. Kibir, insanları birbirinden uzaklaştıran en büyük iletişim engelidir.
Söz Varlığımız: Gönül Kavramı ve Deyimler
Türkçemiz, duygu dünyamızı ifade etmek için son derece zengin bir söz varlığına sahiptir. Bunların en önemlilerinden biri de "gönül" kelimesidir. "Gönül", sevgi, istek, düşünüş ve hatır gibi duyguların kaynağı, insanın iç dünyası anlamına gelir.
Dilimizde gönül kelimesiyle kurulmuş pek çok deyim ve atasözü vardır. Bu deyimler, insan ilişkilerindeki olumlu ve olumsuz durumları çok güzel özetler.
İletişimi Etkileyen Deyimler
-
Gönül Kırmak: Birini çok üzecek bir davranışta bulunmak, gücendirmek. (Olumsuz iletişim davranışı) Örnek: Söylediği kaba sözlerle en yakın arkadaşının gönlünü kırdı.
-
Gönül Almak: Kırılan bir kimseyi güzel bir davranışla, tatlı dille hoşnut etmek, yeniden sevindirmek. (Olumlu iletişim davranışı) Örnek: Hatasını anlayıp çiçek alarak annesinin gönlünü aldı.
-
Gönlünden Geçirmek: Bir şeyin olmasını veya bir şey yapmayı içtenlikle istemek. Örnek: Onunla yeniden dost olmayı hep gönlünden geçiriyordu.
-
Gönlünde Kalmak: Çok istediği hâlde bir şeye ulaşamamak. Örnek: O güzel bisiklet hep gönlünde kaldı.
Atasözlerimizden Örnekler: - Gözden ırak olan gönülden de ırak olur: Araya mesafe girip görüşülmeyen kişilerin arasındaki sevgi bağları zamanla zayıflayabilir. Yüz yüze iletişim önemlidir. - Göz görmeyince gönül katlanır: İnsan, uzağında olan bir üzücü duruma veya sevdiklerinin yokluğuna daha kolay dayanır.
İsimlerin Yerini Tutan Kelimeler (Zamirler / Adıllar)
İletişimde ve yazılı anlatımda, sürekli aynı isimleri tekrarlamak anlatımı sıkıcı hâle getirir. Bu yüzden isimlerin yerine geçen kelimeler kullanırız. Bunlara zamir (adıl) denir.
Özellikle sosyal ilişkilerimizi anlatırken kişi zamirlerini sıkça kullanırız: Ben, sen, o, biz, siz, onlar.
- Ahmet büyüklerine her zaman saygılı olmuştur. -> O, büyüklerine her zaman saygılı olmuştur.
- Ayşe ve Ali, bu köyde birbirlerine destek olurlar. -> Onlar, bu köyde birbirlerine destek olurlar.
- Açıkçası Ahmet, insanların mahremiyetine saygı gösteririm. (Yanlış kullanım) -> Açıkçası ben, insanların mahremiyetine saygı gösteririm. (Doğru kullanım)
Sonuç olarak; dilimizi doğru kullanmak, kelimelerin (özellikle atasözü ve deyimlerin) gücünden faydalanmak ve en önemlisi "gönül incitmeden" iletişim kurmak, bizi sosyal hayatta başarılı ve sevilen bir birey yapar.